KÜÇÜK BİR CEMAAT OLMAK

Eylül 2000’de Roma’dan ayrılan Fr. Andrea’ya Mart ayında, üç ay boyunca kendisiyle birlikte kalan iki rahibe ve evli bir çift katıldı. Böylece Fr Andrea, dua, bilgi ve paylaşım zamanını deneyimlemek isteyen herkesi ağırlamak için orada yaşayan küçük bir cemaat olma arzusunu kısa sürede gerçekleştirebildi.  

Bu kardeşler geldiğinde Rahip Andrea Urfa’da bir apartman dairesinde yaşıyordu. Daha sonra, Episkopos Franceschini ile anlaşarak, küçük cemaatin yaşamında daha fazla takdir yetkisi sağlayacak ve aynı zamanda mahalle sakinlerinin yaşamını daha gerçek bir şekilde paylaşacak bir eve taşınmayı seçti.

Don Andrea, Franco ve Milena, Piera ve Luciana “Casa di Abramo”ya, Don Andrea’nın deyimiyle İbrahim’in Evi’netaşınma ve yerleşme sürecini bu şekilde birlikte yaşarlar: aslında onun arzusu bu evin İbrahim’in çadırı gibi, Tanrı’ya ve insanlara açık bir konut olmasıdır. 

Mektup no 7. Urfa-Harran, 27 Nisan 2001

Sevgili kardeşler,

Her seferinde “Urfa-Harran “dan yazıyorum (bilmeyenler için söylüyorum), çünkü Urfa yaşadığım büyük şehir (yarım milyon nüfusu, Hıristiyanlığın başlangıcıyla bağlantılı çok güzel ve çok eski bir tarihi, kutsal bir şehir, Müslüman hac ziyaretlerinin adresi, Suriye sınırında… ama bunu size başka bir zaman anlatacağım!). Öte yandan Harran, İbrahim’in yola çıktığı, Urfa’dan sadece birkaç kilometre uzaklıktaki küçük köydür: Allah’ın Sözü’nün ilk kez yankılandığı yer, imanla ‘yola çıkılan’ yer, 75 yaşındaki bu yaşlı adamın yeniden doğmaya ve yürümeye başladığı yer… ama bunu da anlatacağım.

Yazmadan önce dua ettim ki Rab’bin söylememi istediği ve herkesin ihtiyacına göre faydalı olabilecek şeyleri söyleyebileyim. Roma cemaatinden dört kardeşin gelişi ve yeni eve taşınacak olmamız (20 Mayıs’ta gerçekleşecek) şu aralar yaşadığım en önemli şeyler. Noel’de on gencin gelişinden sonra şimdi sıra dört yetişkine geldi: Franco ve Milena, Luciana ve Piera. İki buçuk ay boyunca küçük bir cemaat olduk. Bu çok güzel bir şey. İsa şöyle dedi: ‘Birbirinize karşı sevginiz varsa […] sizi bununla tanırlar”. Dirilen İsa’nın ilk bildirisi ilahi sevgide birliktir.

Bu yüzden birlikte dua ediyoruz, yemek yiyoruz, çalışıyoruz (kimi zaman kurulmakta olan küçük kütüphanede, kimi zaman alışverişte, kimi zaman ev işlerinde, kimi zaman da günlük karşılaştığımız kişilerle), şakalaşıyoruz, farklılıklarımızdan en iyi şekilde yararlanmaya çalışarak gülüyoruz, sevgi, dostluk ve inançla bağlı olduğumuz kişilerle cep telefonumuz sayesinde bir arada olmaya çalışıyoruz, kutsal yazılar üzerinde meditasyon yapıyoruz, Efkaristiya’ya tapıyoruz, davetleri kabul ederek ve ‘sohbet’ içinde saatler geçirerek insanların arasına karışıyoruz (gözlerin ve kalbin ağızdan daha fazla konuştuğunu keşfettik)!  atalarımızın yerlerini ziyaret ediyoruz, hala burada mevcut olan özsuyu çekerek zamanla solmuş olanı dua ile suluyoruz.  Aralarında bulunduğumuz ve Mesih’i tam anlamıyla vermek istediğimiz insanlar, bize günlük gerçekliklerde somutlaşan basit, güçlü bir imanın örneğini veriyor. Az şeye sahipler ama Tanrıları var, güvencesizlik içinde oldukları halde O’na güvenmenin gücünü yaşıyorlar […] 

Sevgilerimle ve İbrahim’in bereketinin üzerinize inmesi için binlerce dua ile.

Don Andrea

Çeviren: Şule Rogenbuke

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir