YERİ DOLDURULAMAZ BİR DOST
Fortunato Maresia’yı anlatmak için ne yazık ki kelimeler kifayetsiz!
Adalet, güvenirlilik, çalışkanlık, yardımseverlik, girişimcilik onun kişiliğini oluşturan unsurlardan bir kaçıydı.
Gençliğimizden beri, onunla ve ilkokuldan sınıf arkadaşı olan eşimle beraber, “Fakirlerin Dostu” derneğinde, Saint Vincent de Paul konferanslarında, Saint Benoît vakfında ve nihayet onun en sevdiği yer olan Artigiana huzurevinde beraberce çalıştık .
2010 yılında Artigiana da gönüllü olarak sorumlu müdür ve kurucu olmamı rica ettiğinde hiç tereddüt etmeden kabul ettim zira onun olduğu yerde her şeyin dürüstçe ve mükemmel yürüdüğüne emindim.
Çoğu kişinin, bilhassa gençlerin hayatına dokunmuş, rol model olmuş Bay Maresia’nın yeri doldurulamaz!
Başımız sağ olsun, ışıklarda uyusun, ailesine sabırlar dilerim.
Boryana Mungiuri






BİR HAYATA DOKUNUŞ
İstanbul Beyoğlu’ndan bir Fortunato Maresia, ben ve ailemin hayatından da koca bir dağ Nello geçti.
Artigiana Huzurevinin büyük salonunun tam ortasında tepeye seneler önce çiçekli bir yazıda astığı gibi: “İhtiyarlamadan yaşlanmak”. (Vieillir sans devenir vieux) Tam da hayal ettiği gibi yaşlandı, hiçbir zaman ihtiyar olmadı. Her zaman içindeki hareketli, muzur çocuğu yaşattı. Son ana kadar yazdığı kitaplar, makaleler, verdiği konferanslar, yaptığı kültürel ve profesyonel çalışmalarla geriye unutulmaz izler bıraktı.
Babası ve dedem Jean Taoussi’nin Osmanlı bankası anılarını, babam Lucio’nun küçükken ne kadar yaramaz oluşunu bizi güldürerek anlatışı, babaannem Madame Taoussi’nin bayram masalarını ve dolmalarını tarif edişi, Bebek yetimhanesinde geçirdikleri hafta sonlarını, dedemin Paola ile Nello’yu evlendirme hikayesini ve daha sayısız kendine has enfes anlatışıyla bize anlattığı Levanten hayatlarını bir hazine gibi hafızama kazıdım.
14 yaşımda hayatıma kattığı en önemli mihenk taşlarından biri ise fakirlerin dostu Aziz Vincent de Paul’ün yolunu izlememizi sağlaması oldu. Paola ile birlikte biz gençlere Saint Vincent de Paul ve Frederic Ozanam’ın hayatlarını tanıttılar. Beyoğlu, Kurtköy ve Burgazadası’nda inziva (retraite) ile eğitimler verdiler. İstanbul’daki ilk Societe de Saint Vincent de Paul gençlik Konferans’ını kurmamızı ve ihtiyacı olan insanların nasıl hayatlarına dokunabileceğimizi öğrettiler. Fakirlerin Dostu Derneği vasıtasıyla her yıl Noel ve Paskalya ‘da erzak dağıtım yardımlarını gelenek haline getirmemizi sağladı. Sayesinde ileriki yıllarda kariyerime Paris’te Societe de Saint-Vincent-de-Paul’ün ana merkezinde çalışarak başlayacaktım. Tıpkı kendisinin hayatlarına dokunduğu, yardım ettiği sayısız insanlar olduğu gibi, bizlere de her zaman yardım eli uzatmamızı ve fakirin dostu olmamız gerektiğini öğretti.
Prensipleri, Levanten kültürüne bağlılığı, Beyoğlu ve adalara olan sevgisi, Katolik inancına ve Kilisesine içten sadakati, Artigiana Huzur Evini dönüştürmesi, ailesine olan muazzam düşkünlüğü ve özellikle her şeyi onun için yaptığını söylediği eşi Paola’ya olan o büyük aşkı.

Tüm bu saydıklarımın üzerinde, her şeyin ötesinde ve her şeyden önce en çok inandığı ve sevdiği Yaratıcısı ve imanı idi.
Son aylarda çektiği ızdırapları her gün komünyon alarak Rabbe sundu, inancını bir gün bile sorgulamadı. Ve bu dünyadan gitmeden eski dostları farkında olmadan bir araya getirdi. Bir grup eski arkadaşlar Nello iyileşsin diye her akşam dua ettik, mucize diledik ve anladık ki aslında Nello giderken tekrar hayatlarımıza dokunarak dua mucizesini bize bıraktı ve huzura kavuştu.
Giovanna Taoussi
UZUN BİR DOSTLUK
Nelo ile gençlik yıllarından beri tanışıyoruz. Sık sık Fakirlerin Dostu Cemiyeti yararına organizasyonlar tertip ederdi eşi Paola ile.
Fenerbahçe’ de Turing Otel’ inde bir tavla yarışmasına ben de katılmıştım ve 3 cü olmuştum. O günden sonra dostluğumuz perçinleşti. Hafta sonları ailece görüşürdük.
Yazları Kınalı Ada’ya giderlerdi, bizleri davet ederlerdi Nello’ nun en sevdiği şey ızgara keyfi yapmaktı.
Senede birkaç kez müşterek arkadaşların Kurtköy’deki evlerine giderdik, sabah erkenden birkaç kilometre yol kateder oradaki Hara’ da kahvemizi içerdik.
Nello ile, kurucusu olduğu Pabalk Şirketinde 20 sene, gönüĺlü olarak çalıştığı SB şirketinde de 10 sene birlikte çalıştım.
Aynı zamanda Harbiye’ de Artigiana Huzur Evi’nin Başkanıydı. Muhteşem bir Huzur evi bıraktı bize, biz de bıraktığı yoldan yürüyüp orayı yaşatacağız.
Nello deyince akla Adam gibi Adam gelir, Onu çok özleyeceğiz.
Letterio Casaretto
BÜYÜK KALPLİ BÜYÜK ADAM
Yoksullara hizmet ederken Paola sayesinde kendisi de iyi bir Aziz Vincent’lı olan Bay Maresia ile tanıştım. Paola ve ben Saint Antoine’da ki aynı Saint-Vincent-de-Paul grubundaydık ve Paskalya – Noel dönemlerinde, Bay Maresia eşi Paola ile şoförlü arabalarını ihtiyaç sahiplerine koli götürmemiz için bize tahsis ederlerdi. Bay Maresia arabayı yüklememize yardım ederdi: onu ilk kez bu vesilelerden birinde gördüm.
Ayrıca zaman zaman Identes Pederleri’nin Bebek’te bulunan yerde, Paola ile birlikte hazırlanmasında özellikle de tombalanın düzenlenmesinde büyük rol oynadıkları geleneksel Noel yemeği için bir araya gelirdik.
İlk başlarda, bu uzun, sözü açık beyefendiden çekiniyordum, fakat sonra yavaş yavaş, büyük kalpli büyük adamı, Pederlere ve Rahibelere ne borçlu olduğunu bilen, Saint Vincent’ın oğlunu, Saint-Benoît’in eski öğrencisini, ESBE Vakfı aracılığıyla yeteneklerini ve son yıllarını adadığı kurumu, kökenlerinden, Beyoğlu mahallesinden gurur duyan Levanten’i, her gün ayine giden ve sessizce iyilik yapan Hristiyan’ı keşfettim.
“Présence” dergisinin editörlüğünü üstlendiğim dönemde birbirimizi daha iyi tanıdık: Ortodokslarla adalardaki yaz ayinleri hakkında konuşmak, Artigiana’nın önemli olaylarını anlatmak, kendi dönemlerinin figürleri olan bazı Lazarist Pederlerin hayatlarını hem ciddiyetle hem de büyük bir mizahla anlatmak, ya da isminin Azizi “Fortunato” ların hayatlarını yazmak için güvenilebilecek dergiye sadık bir katılımcıydı.
Onunla çalışma zevkine en son 2022 yılında, “Pera, Beyoğlu ve anılar” adlı kitabının Fransızca çevirisinin okumasını yaparken erişmiştim. Onun sayesinde Beyoğlu semtinin tarihini biraz daha derinlemesine inceleyebildim ve şimdi İstiklal Caddesi’nde yürürken Bay Maresia’nın kitabından bölümler, beni gülümseten anekdotlar aklıma geliyor.
Kendi kültürü ve gelenekleriyle yaşamış ve günümüzün Kilisesi’nin hizmetinde olan bir Doğu Hristiyanı olmanın ayrıca bir Levanten olmanın ne anlama geldiğini keşfettirdiği için ona çok şey borçluyum.
‘Présence’ için yazdığı makalelerden birine, koruyucu Azizi olan “Fortunato” isimli çeşitli Azizlere atıfta bulunarak “Kendimi hangi azize adayacağımı bilmiyorum” başlığını koymuştu.
Sevgili Bay Maresia, bütün Aziz Fortunato isimli azizlerin sizi cennete kabul ettiğini, şimdi onlarla birlikte Tanrı’nın yüceliğini övdüğünüzü ve Türkiye Kilisesi olarak Tanrı’nın ve Meryem Ana’nın önünde bir şefaatçimiz daha olduğunu düşünmek istiyorum.
Marie-Françoise Desrues
* (çn: Saint-Vincent-de-Paul/ Aziz Vincent de Paul Fransız bir azizdir ve hayırseverlik görevi ile ihtiyaçta olanlara yetişen bir cemaat kurdu. Günümüzde aralarında laiklerin olduğu yardım grupları ve konferansları ile görevlerine devam etmektedirler)
DEĞERLİ BİR YOL GÖSTERİCİ
Bay Fortunato Maresia’yı veya onu tanıdığım günden beri hitap ettiğim şekliyle Nello’yu 10 yaşımdan beri tanıyorum. Çocukluk ve gençlik dönemimin hatıraları içinde Nello, tiyatro provalarımızı elleri arkada, ciddi ve sessiz bir şekilde izleyen, hiç beklenmedik anlarda nokta atışı yorumlar yaparak bizleri daha iyisi için motive eden, disiplininden ve mükemmeliyetçiliğinden esinlendiğimiz bir öğretmendi.
Seneler sonra, benim de içinde bulunduğum bir grup gönüllü, levanten kültür ve mirasını araştırmak, tanıtmak ve yaşatmak amacıyla bir dernek kurmaya karar verdiğinde, başvuracağımız ilk kişilerden biri Nello olacaktı. Nello “levanten” kimliğiyle özdeşleşmiş ve levanten mirasının korunması için tüm hayatı boyunca çalışmış bir duayendi bizim için. Eşi Paola Maresia ile birlikte derneğimizin kurucu üyelerinden oldular. Nello, kurucu üye olmakla kalmayıp, derneğin tüm mali, hukuki ve prosedürel işlemlerini sorunsuz halletmemizi sağlayan bir kolaylaştırıcı kişi olmuştu. Derneğin ilk başkanı seçildiğimde, prosedürel işlemler konusunda acemi bir kişi olarak beni “Sen o işleri kafana takma, onları ben halledeceğim, sen aktivitelerine ve üyelerini artırmaya odaklan” diyerek rahatlatmış, her daim odağımızın derneğin misyonu olması gerektiğini hatırlatmıştı. Levanten Kültür ve Mirasını Koruma Derneği olarak kendisini birçok konferansımızda konuşmacı olarak ağırladık. 2019 Adalarda Levanten Yaşamı Konferansı, 2021 “1838 Artigiana ve Levantenler” webinarı ve 2022 Beyoğlu Kültür Yolu Levantenler Konferansı gibi. Her seferinde yaptığı konuşmalarda detaylı bir hazırlık sonrası, dinleyici kitlesine uyarlanmış özenli sunumlarıyla herkesi kendine hayran bırakan etkili bir konuşmacıydı. Onun konuşmalarını özleyeceğiz.
2023 yılında levanten sözlü mirasını kayda geçirmek adına levanten asıllı büyüklerimizle belgesel çekimlerine başladığımızda ilk konuklarımızdan biri Nello idi. O her zamanki özeni, detayı ve heyecanı ile kamera karşısındaydı. Tüm aile geçmişini, eğitim hayatını, iş ve sosyal yaşamın içinde levantenliği nasıl yaşadığını büyük bir heyecanla anlatmıştı. Bu sefer şaka ile karışık “Olmadı Nello, baştan çekiyoruz” deme sırası çocuklarım dediği bizlerdeydi.
Çekimler arasında Nello’nun dernek çatısı altında gerçekleştirmek istediği birçok projeyi de duyma şansı bulduğum için şanslıyım. Umarım Artigiana kilisesinde Liszt parçalarından oluşan org konserini gerçekleştirecek, levanten gençlerinin izcilik serüvenini anlatan çalışmayı toplumla buluşturacak, levantenler ve levantenlik üzerine yazılmış bütün kitapları topladığımız o güzel kütüphaneyi açarak hayallerini gerçekleştireceğiz. Mekânın cennet olsun Nello, oradan bizi izlemeye devam et.
Patricia Gazze
