“BABANIN İSTEĞİ VE ADA ARASINDA”

KUTSAL KALBİN FRANSİSKEN RAHİBELERİ CEMAATİ BÜYÜKADA

Dokuz sene önce (2015) Büyükada olarak bilinen bu muhteşem adaya geri döndük. Marmara Denizi’nin ortasında, İstanbul’dan vapurla neredeyse iki saat uzaklıkta bir ada. Buradaki evimize varmak için “seyahat etmek” gerekir, denizin enginliğini düşünmek, bir “vapur “un yavaşlığına katlanmak gerekir, varmak için acele etmemek gerekir çünkü çoğu zaman … yola çıkmak zamana saygı duymak demektir, Büyükada’ya yerimize gelmek zaten yaşanacak ve keyif alınacak bir programdır.

Başlarda dünyadan ve şehrin karmaşasından uzakta olduğumuzu hissettik, ancak Büyükada’da huzur, yalnızlık, tefekkür veya sadece ferahlık arayan birçok insana bu kadar yakın olacağımızı asla hayal etmemiştik.

Bizler Sr Zita Gutang (Filipinli), Sr Miriam Oyarzo (Şilili) ve birkaç ay önce aramıza katılan Sr Bindhu Kolenchery (Hindistanlı), Kutsal Kalbin Fransisken Rahibeleriyiz. Cemaatimiz kaynağını Çarmıha Gerilmiş İsa Mesih’in gizemini tefekkür etmekten alan bir Fransisken Cemaatidir, rahibeler olarak insanlık için kurtarıcı sevgiyi, derin yardımseverliği ve havarisel gayreti O’nun delinmiş Kutsal Kalbinden alıyoruz. Bizler ilerleyen bir topluluğuz, bu adada hacılarız ve Assisili Francis’in örneğini izleyerek Kutsal İncil’e uymak ve inanç mirasını korumak istiyor ve arzuluyoruz:

– Tanrı’nın mevcudiyetine olan iman: Bu mevcudiyet her gün, yoksulluk ya da ihtiyaç durumunda olanlara sunmaya çalıştığımız pek çok karşılaşma, ziyaret, çağrı ve yardımla kendisini evimizde mevcut kılmaktadır. Bu inanç bizi zor durumdaki pek çok kadın ve erkeğin yaşamına eşlik etmeye, en zayıf olanlarla ilgilenmek için kardeşliğimizi “yoksulların çığlığına” açmaya itmiştir.

İlahi Takdire güven: bizi asla terk etmeyen İlahi Takdir… zaman zaman bizi İstanbul şehrine bağlayan vapur seferlerini “iptal etse” bile, bize ne yokluk ne de yalnızlık hissettirmeyen, bize sevgilerini ve yakınlıklarını hissettiren kardeşler vereir…  Kurucumuz Fr. Gregorio Fioravanti OFM’nin dediği gibi “harika olan, hiç kimsenin neden bu, bu şekilde ve başka türlü değil diye sormaya hakkı olmadığı Takdir-i İlahi’nin özellikleridir”… ve biz her şeyi ve herkesi başka şeyler dilemeden karşılamaya çalışıyoruz çünkü Tanrımız merhametlidir.

Peder’in iradesine teslimiyet: Bu dokuz yıl içinde, Kilise’ de olan kardeşlerimizle yaşanan ve itaate verilen ‘Evet’ cevaplarının her gün meyve vermeye devam ettiğini, her gün bize gösterdiği pek çok proje ve eserle teyit eden teslimiyet… 

– Fedakârlık, hayırseverlik ve alçakgönüllülük… bu hizmet yılları boyunca güçlü bir ruhla ağırladığımız her kardeşimizin Kurtuluş öyküsünü, neşe, huzur ve sadelik içinde yaşayarak zamanın işaretlerini, durumlarını okumayı öğrenerek.

Bize kim olduğumuz ya da ne yaptığımız sorulduğunda… herkes, 1872 yılında İstanbul’a gelen ilk rahibelerimizin deneyimlerini hatırlamak ve yeniden yaşamak için “geri dönme” cesaretini gösteren biz FMSC’ (Kutsal Kalbin Fransisken Rahibeleri) de İlahi Takdir’ in uyandırdığı güzel hikâyeye hayran kalıyor. 

Dini ailemiz 150 yıl sonra, Enstitülerinin özel karizmasını somutlaştırmayı amaçlayan bir havarilikle yolculuklarının ilk aşamasını yeniden yaşamak istedi. Kutsal Kalbin Fransisken Rahibeleri olarak sessiz ve etkili varlığımızın en önemli yönünü yeniden yaşamak, yani ad gentes bir deneyimi gerçekleştirmek ve kendimizi diğer inançlarla, diğer kültürlerle, diğer gelenek ve göreneklerle yüzleşmeye karşı bizi zorunlu olarak duyarlı kılan dini çoğulculuk durumlarını yaşarken bulmak.

Makale ve resimler: Kutsal Kalbin Fransisken Rahibeleri, Büyükada

Çeviri: Anita İntiba

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir