FOCOLARE HAREKETİ VE EKÜMENİZM

Focolare Hareketi, kurucusu Chiara Lubich’in 1943 yılında Trento’da (İtalya), İkinci Dünya Savaşı sırasında, ruhani ve sosyal yenilenme akımı olarak tanımladığı gibi, büyük ve çeşitlilik taşıyan bir ailenin, ‘İncil’den doğan yeni bir halkın’ özelliklerine sahiptir.

Dünyaya yaymak istediği mesaj birliğin kendisidir. Bu nedenle amaç, İsa’nın Baba’ya ettiği “hepsi bir olsunlar” (Yuhanna 17:21) duasından hareket ederek, çeşitliliğe saygı duyarak ve değer vererek daha birlik içinde yaşayan bir dünya inşa etmek için işbirliği yapmaktır. Bu hedefe ulaşmak için bireylerin önceliği, halklar ve kültürel alanlar arasında kardeşlik köprüleri ve ilişkileri kurmaya yönelik çalışmalardır.

Hareket, birçok Kilise ve Hristiyan topluluklarından Hristiyanları, diğer dinlere inananları ve dini inançlara sahip olmayan insanları kapsamaktadır. Herkes kendi kilisesine, inancına ve vicdanına sadık kalarak hareketin amacını ve ruhunu paylaşmaktadır.

Birlik Karizmasından doğan maneviyat, İsa’nın “herkes bir olsun” (Yuhanna 17:21) duasının gerçekleşmesine özel bir katkı sunmaktadır. Yeni buyruğun yaşamına odaklanarak (bkz. Yuhanna 13:34), farklı Kiliselerden Hristiyanlar arasında O’nun “Nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa, ben de orada, onların arasındayım” (Mt 18:20) vaadi gerçekleşir. Bu O’nun önyargıları yıkan ve yeni ilişkiler için alanlar inşa eden varlığıdır.

Chiara Lubich 1997 yılında Avusturya’da şu gözlemde bulunmuştur: “Yüzyıllar boyunca her Kilise, karşılıklı nefret olmasa bile, kayıtsızlık ve anlayışsızlık dalgalarıyla bir şekilde kendi içinde taşlaşmıştır. Bu nedenle her birinde bir sevgi takviyesi gereklidir; gerçekten de Hristiyan âleminin bir sevgi seli tarafından istila edilmesi gereklidir”.

Çeşitli Kiliselerden Hristiyanlar bu ruhaniliği yaşayarak, birbirlerine yaşanan İncil’in deneyimlerini armağan ederek, ruhani yaşam kaynaklarını geliştiren büyük ortak mirası keşfederler. İncil’in ilanına başından beri tanıklık etmiş bu topraklarda da İncil ile yenilenen bu yaşamı, kardeşçe ilişkiler örerek yaşamaya çalışıyoruz.

Chiara Lubich bu topraklara o dönemin Ekümenik Patriği I. Athenagoras ile yaptığı kardeşçe bir görüşme nedeniyle geldi. Chirara’nın kendi anlatımı ile şöyle devam ediyor: “13 Haziran 1967’ydi, beni sanki her zaman tanıyormuş gibi karşıladı. ‘Seni bekliyordum’ diye haykırdı ve hareketin Lüteryen ve Anglikanlarla olan temaslarını anlatmamı istedi”.

Yirmi beş Chiara’nın I. Athenagoras ile yaptığı görüşmelerin toplamıydı. Patrik I. Demetrius ve şimdiki Patrik I. Bartholomeos ile ilişkiler devam etti. Hareketin birbirini izleyen iki Başkanı da Patrik Bartholomeos’u ziyaret etmiş ve aynı derecede ciddi ve sıcak bir şekilde karşılanmışlardır.

Ve elli yılı aşkın bir süredir, bu topraklarda birlik ruhaniliğini yaşayan insanların varlığı sürekli olmuştur ve “küçük bir sürü” olarak da olsa, sadece Ortodokslar değil, Reformdan doğan kiliselerin inananları da dahil olmak üzere çeşitli kiliselerden insanlarla sayısız ilişki kurulmuştur.

Özellikle, çeşitli dini gerçekliklerin güçlü anlarına katılım, her insanın en içine dokunan o ahenge girmek için her zaman değerli fırsatlar oluşturmuştur. Ve buradan, yol boyunca dostluk ve paylaşım ortaya çıkmıştır.

Bu yenilenmiş farkındalık, kendimizi korkusuzca ve önyargısızca başkalarına açmamıza, onların ihtiyaçlarını anlamamıza ve kendimizi onların yanına koymamıza, maddi ve manevi kaynakları paylaşmamıza, günlük yaşamdaki her somut fırsattan en iyi şekilde yararlanmamıza olanak tanır.

Makale ve resimler: Domenico Sessa 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir