Mayıs ayı ilkbaharın güzelliğini taşıyan, yılın en güzel ayıdır. Aslında güller bu ayda açar, tüm doğa çiçeklenir ve Kilise’nin Gizem’in ve Tüm Güzelliğin Gülü diyerek yücelttiği Kişi’ye, Meryem’e adanır.
Papa VI. Pavlus da “çocuktum, her mayıs ayında okula giderken Meryem Ana’nın sunağına çocuksu sevinçle çiçek taşıdığımız günleri hatırlıyorum: ışıklar, şarkılar dualarla ve “kır çiçekleri” ile ilkbaharın Kraliçesi ve canların ilkbaharı olarak gördüğümüz En Mübarek Meryem’e bağlılığımızı sevinç içinde gösteriyorduk” diyerek bu ayın güzelliğini anlatmıştır.
İlkbaharda bitkiler çiçeklerle süslenir insanı cezbeden nefis kokuları ve güzellikleri ile yeni bir hayata doğarlar. Ruhun da erdemle dolmak için yeniden çiçeklenmesi gerekir. Mayıs, her ruhun manevi olarak çiçeklenme zamanıdır ve Meryem’e yaklaşanlar, İsa’ya benzeyişin meyvelerini verirler. Meryem Ana’nın görevi işte budur: “Oğlu’nun ruhsal özelliklerini taşıyan yeni evlatlar vermek” (Marialis cultus,57). Bunu da Maximillian Kolbe’nin belirttiği gibi “daha hızlı, daha kolay ve daha hoş bir şekilde” yapar.
Bu ay bize Meryem’in verdiği özel bir armağandır, boşa harcamamalı aksine bundan yararlanmalıyız. O’nunla birlikte okula gitme fırsatımız olacak ve o bizim Annemiz, Hristiyan yaşamımızın Göksel Annesi olacak. Sevgili evlatlar, gerçek hristiyanlar, sadık hizmetkarlar olarak cömertlik ve bağlılıkla yaşayalım diye imanımızın temel gerçeklerini bize O öğretecek. O’nun okulunda, O’nun ayakları dibinde ama her şeyden önce O’nun yanında, sabırlı, iyi huylu, saf, Rab’bin sesine uysal hale geleceğiz.
Böylece Meryem’in ayı, kalplerin derinlemesine yeniden şekillendiği bir ay olur.
Ve Meryem’in kalbinde yeniden çiçeklenme imkanı buluruz, O bizleri küçük bir çiçek gibi yetiştirmek ister, çünkü O’nun örneği ve yakınlığından yaşam ve Sevgi’yi çekeriz. Tüm Lütfun haznedarı olan O, Anaç Yüreğine sadakatle yaklaşırsak bize sonsuz lütfu dağıtmayı istiyor. Allah’ın Annesi bu ayı kutlayan herkese sadece ruhsal lütuflar değil, dünyasal lütufları da sevgisiyle veriyor: sağlık için, iş için, aile için, eğitim için, hayat durumlarındaki seçimler için lütuflarını veriyor. Kısaca bu mübarek ayda, sayısız lütuf bizleri bekliyor. Hangimizin lütfa ihtiyacı yok ki?
O halde bu büyük fırsatı kaçırmayalım. Başkalarının da kaçırmaması için çalışalım. Meryem Ana Duasını, özellikle de Kutsal Tesbih Duası, her gün Efkaristiya kutlamalarına katılmak, Meryem Ana’nın kutsal mabetlerine bir kaç hac ziyareti yapmak ve Kutsal Ruh’un verdiği ilhamla başka faaliyetler yaparak, Göklerin Kraliçesi’ni onurlandırmak için odaklanabiliriz.
O bizi eli boş döndürmeyecek ve bize isteyebileceğimizden de fazlasını verecektir. Aziz Bernardus’un bize öğrettiği şu dua ile kendimizi ona emanet edelim: “En Aziz Bakire Meryem, bu dünyada senin himayene sığınan, senden yardım dileyen ve senden koruma isteyen hiç kimse yüzüstü bırakılmadı. Bu güvenle sana yöneliyorum ey Bakirelerin Bakiresi, ey Anne! Sana geliyor ve pişman bir günahkar olarak önünde secde ediyorum. Beni reddetme, ey Söz’ün Annesi, dualarımı hor görme, ama uygun şekilde dualarımı işit ve bana cevap ver. Amin.”
Metin: Rahibe Antonietta Nicastro
Meryem’in Öğrencisi ve Yuhanna’nn Havarisi
Çeviri: Şule Rogenbuke (CET Press Office)
