ALLAH’IN SÖZÜ’NÜN SOFRASINDA

Söz Ayini, Kutsal Ayinin temel anlarından biridir ve Efkaristiya Ayini ile o kadar derinden bağlantılıdır ki, birlikte tek bir ibadet eylemi oluştururlar. Söz Ayini sırasında ne olur? Özetle, Allah konuşur ve insanlar dinler ve yanıt verir. Eğer iman ve dikkatle düşünürsek bunun ne kadar harika bir şey olduğunu kolayca fark edebiliriz!

İkinci Vatikan Konsili bize Mesih’in “Sözü’nde mevcut olduğunu, çünkü Kutsal Yazılar Kilise’de okunduğunda konuşanın O olduğunu” (Sacrosanctum Concilium 7) hatırlatmıştır. Bunun yanında kutlama anının, gerektiği gibi, inananların yaşamı için daha zengin ve daha verimli olacak şekilde yeniden düzenlenmesi için temel ilkeleri sunmuştur:

 “Allah’ın Sözü’nün sofrasında inananlar için daha zengin gıda sunulabilsin diye, Kutsal Kitap’ın hazineleri cömertçe açılır. Bu yolla, Kutsal Kitap’ın ana bölümleri, yılda belli sayıda, insanlara okunacaktır.” (Sacrosanctum Concilium 51). Aslında, daha önce Kutsal Kitap’ın sadece Yeni Ahit’ten alınan birkaç bölümü okunurken, ayin reformundan sonra, üç yıllık bir süre boyunca, inananlar Kutsal Yazılar’ın en önemli metinlerinin tümünü dinleyebilir ve üzerinde derin düşünebilirler. 

Kilise mimarisinde, yine Kilise’nin litürjisinin kökeninde olanları geri getiren litürjik reformun bir sonucu olarak, sözün litürjisinin gerçekleştirilmesi için özel bir yer yaratılmıştır: Kürsü. Tüm kiliselerde, Rab’bin sözüyle bizi gerçekten beslediği bir masa olduğunun üstünde durulması ve iyi bir şekilde vurgulanması çok önemlidir. 

Belirli zamanlarda topluluktan ayağa kalkması istense de, Söz Ayini’nde tipik vücut duruşu oturmaktır. Ancak dikkat edin: oturmak bir rahatlama tavrı değildir; kayıtsızlık ya da saygısızlık da değildir. Aslında sadece öğretenlerin değil, aynı zamanda dinleyenlerin ve öğrenmeye çalışanların da uygun duruşudur. Müjdeci Luka’nın anlattığına göre, Beytanya’da İsa’nın sözlerini dinlemek için ayaklarının dibine oturan Meryem’in seçtiği duruş buydu (bkz. Lk 10:42). Her litürjik kutlamada, Söz Litürjisi sırasında Okumaları ve vaazı dinlemek için oturduğumuzda, bu genç kadının basit ve derin inancını olabildiğince taklit etmeliyiz. 

Söz ayininin bir parçasını oluşturan bir diğer önemli an da vaazdır. Uzun bir süre boyunca, rahibin topluluğa çoğunlukla ahlaki öğretilerden söz ettiği bu zaman dilimi, litürjik kutlamada kısa bir duraklama zamanı sunmaktadır. Öte yandan İkinci Vatikan Konsili, bunun ayin sürecinin tam teşekküllü bir parçası olduğunu öğretmiştir. Ve her şeyden önce bir ibadet eylemidir. Kutsal Makam tarafından 2014 yılında yayınlanan Vaaz  Rehberi’nde şöyle denmektedir: “Vaazın amacı sadece halkı kutsallaştırmak değil, aynı zamanda Allah’ı yüceltmektir. Vaaz, magnalia Dei (Allah’ın harikulade işleri) için bir şükran ilahisidir: toplananlara sadece dinledikleri bu  Allah’ın sözünün gerçekleşmiş olduğunu  ilan etmekle kalmaz, bu söz yerine gelmiş olduğu için Allah’ı yüceltir. Litürjik doğası göz önüne alındığında, vaaz aynı zamanda sakramental bir öneme de sahiptir: Mesih hem sözünü duymak için toplanan toplulukta hem de bir zamanlar Nasıra’daki sinagogda konuşan Rab’bin şimdi halkına öğrettiği vaazında mevcuttur.”

Söz Litürjisi’nin temel bir bileşeninin de Tanrı’nın halkının, kendisi ile konuşan Rab’be verdiği yanıt olduğunu belirtmiştik. Üç özel unsur bu yönün ifadesidir: bir önceki okumaya yanıt veren ve Müjde’yi dinlemeye hazırlayan ilahi, iman ikrarı ve inananların sadece kendi topluluklarının ihtiyaçları için değil, aynı zamanda tüm Kilise, yöneticiler ve acı çeken herkes için aracılık ettikleri duada bunu görmekteyiz. Son olarak, Papa XVI. Benedictus’un “Verbum Domini” adlı Apostolik Vaazından, Meryem’de Söz Liturjisini ve genel olarak bizimle her zaman konuşan Allah ile ilişkimizi verimli bir şekilde yaşamak için bir örnek bulmamızı sağlayan bazı sözleri hatırlatmak istiyorum: “Meryem kutsanmıştır çünkü iman etmiştir, çünkü inanmıştır ve bu imanla dünyaya vermek üzere Tanrı’nın Sözü’nü rahmine almıştır. Söz’den alınan sevinç, artık imanla Allah’ın Sözü’nün kendilerini değiştirmesine izin veren herkese yayılabilir”.

Yazan: P. Alessandro Amprino, Izmir

Foto: Ascensions Press

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir