PEDER ANDREA SANTORO’NUN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ KUTSAL AYİNİ

 Trabzon 2026

Monsenyör Antuan Ilgıt’ın Vaaz Notları

Bugün sevgili Peder Andrea Santoro’nun öldürülüşünün 20. seneyi devriyesini idrak ediyoruz. Aynı zamanda da Evrensel Kilise ile 3. yüzyılda şehit edilen Azize Agatha’nın iman tanıklığını hatırlıyoruz. Uzun yıllar yas tutmanın, yırtınıp dövünmenin gerçek Hristiyan imanında yeri yoktur. Nitekim bizler için ölüm değil “diriliş” son sözdür. Ölülerden kıyam edip Tanrı’nın sağına oturan Oğul Mesih İsa bizim UMUT’umuzdur. Zaten gerek Azize Agatha’nın gerekse Don Andrea’nın şehadetinde de ilham kaynağı ve onlara güç verici etken bizzat İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi olmuştur.

 

Bu yüzden bugün sizlerle birlikte bu iki farklı şehadetin ortak yanlarını irdelemek ve en nihayetinde biz Hristiyanlar için onların tanıklıklarından dersler çıkartmak istiyorum:

Azize Agatha, MS 3. yüzyılda Sicilya’daki Catania kentinde yaşamış genç bir Hristiyandır. Soylu bir aileden geldiği ve erken yaşta kendini Tanrı’ya adadığı kabul edilir. Bu dönem, Roma İmparatorluğu’nda Hristiyanlara yönelik baskı ve zulümlerin yoğun olduğu bir zamandır. Özellikle İmparator Decius döneminde Hristiyanlardan imparatorluk tanrılarına kurban sunmaları istenmiş, bunu reddedenler ağır şekilde cezalandırılmıştır.

 

Bu gencecik kızcağızın hayatında aslında pek çok kızın başına gelen talihsiz bir olay geliyor. Ne oluyor? Catania valisi Quintianus, Agatha’nın hem güzelliğinden hem de soylu oluşundan etkilenmiş, onu kendi isteğine boyun eğmeye zorlamıştır. Agatha ise hem Hristiyan inancından vazgeçmeyi hem de bedenini ve onurunu teslim etmeyi kesin bir dille reddetmiştir. Bunun üzerine tutuklanmış, hapishaneye atılmış ve çeşitli işkencelere maruz bırakılmıştır.

 

Günümüze ulaşan tarihi kaynaklara göre, Agatha’ya uygulanan en ağır ve sembolik işkence, göğüslerinin kesilmesi olmuştur. Buna rağmen inancından dönmediği için tekrar işkenceye maruz kalmış; kızgın kömürler ve sivri kırıklar üzerine yatırılmıştır. Bu işkence, onun kadın bedeni ve onuru üzerinden imanı kırılmak istenen bir şiddet biçimi olarak yorumlanır. Hapishanede bulunduğu sırada Tanrı tarafından teselli edildiğine ve mucizevi biçimde iyileştiğine dair anlatılar vardır.

 

Agatha, 5 Şubat 251 tarihinde, yani Don Andrea’nın Trabzon’da şehit edilişinden tam 1755 yıl önce aynı gün hayatını kaybetmiş, ölürken Tanrı’ya şükrederek ruhunu O’na teslim etmiştir. Bu yönüyle onun şehitliği, sadece acı çekme değil, bilinçli ve özgür bir iman tanıklığı olarak görülür.

 

Erken dönem Hristiyan geleneği, Azize Agatha’nın ölüm anında Tanrı’ya yönelttiği bir şükür ve teslimiyet duasını muhafaza etmiştir. Sizlerle bu duayı paylaşmak istiyorum:

“Ey Rabbim ve Tanrım,

beni yaratan ve çocukluğumdan beri himaye eden Sensin.

Dünya muhabbetini kalbimden uzaklaştırdın,

bana çile ve işkenceler içinde sabır ve metanet ihsan ettin.

Şimdi ruhumu kabul eyle,

beni rahmetine ve ebedî huzuruna nail kıl.”

 

Bu duada benim dikkatimi çeken ve beni derinden etkileyen en önemli unsurları sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Agatha acının sona ermesini talep etmiyor;
  • Kendisine zulmedenler için beddua etmiyor;
  • Tanrı’yı, yaşadığı işkencelerde kendisine sabır ve güç verdiği için övüyor.

Şehadet anında dudaklardan dökülen bu kısa ve öz dua esasında Tanrı’ya yönelmiş sade ama derin bir teslimiyet içerir. Agatha, hayatının Tanrı’ya ait olduğunu, bu nedenle ölümün bir yenilgi değil, emanetin geri verilmesi olduğunu ifade eder.

 

Bakışlarımızı Azize Agatha’dan Peder Andrea Santoro’ya çevirecek olursak, bir Türkiye aşığı olan, Türk kültürüne, Türk halkına derin bir saygı besleyen bu İtalyan rahip 2006 yılında bu kilisede diz çökmüş hâlde dua ederken silahlı saldırı sonucu şehit edilmiştir.

 

Hayatının büyük bölümünü Türkiye’de geçirmiş, Türk halkına ve kültürüne sevgiyle yaklaşmış, diyalog ve barış vurgusu yapmıştır. Santoro, Türkçeyi öğrenmeye çalışmış, bizlerle daha iyi iletişim kurmak ve dilimizi konuşabilmek için çok çaba harcamıştır. Onun bu çabası, onun Türk insanına karşı samimi bir saygı duyduğunu gösterir. Hizmet ettiği süre boyunca Türkiye’de farklı inançlardan ve geçmişlerden gelen insanlarla diyalog ve anlayış kurmayı amaçlamıştır.

Azize Agatha ile Peder Andrea Santoro’nun şehitlikleri arasında tarihsel, kültürel ve biçimsel farklar olsa da derin düzeyde önemli ortaklıklar vardır. Gelin bu ortak yanları birlikte görelim:

 

  • Her ikisi de imanlarından vazgeçmedikleri için öldürülmüştür. Ölüm nedenleri siyasi, askerî ya da ideolojik bir çatışma değildir; Hristiyan kimliklerini gizlememeleri ve inançlarına sadık kalmalarıdır.
  • Her ikisi de şiddet uygulamamış, kendilerini savunmak için güç kullanmamışlardır. Agatha işkenceye maruz kalırken sessiz bir direniş sergilemiş, Peder Andrea ise silahsız ve savunmasız bir hâlde öldürülmüştür.
  • Agatha pagan Roma dünyasında, Peder Andrea ise çoğunluğun Hristiyan olmadığı bir ülkede tanıklık etmiştir. Buna rağmen her ikisi de içinde yaşadıkları toplumu düşmanlaştırmamış, nefret dili kullanmamıştır. Peder Andrea yazılarında Türkiye’nin genelinde ve Trabzon özelinde karşılaştığı çok sayıda Müslümanın dinlerine bağlılığından ve hoşgörülerinden imrenerek bahseder.
  • Her iki şehitlikte de beden, imanın tanıklık alanı hâline gelmiştir. Agatha’nın bedeni işkencelerle parçalanmış, Peder Andrea’nın bedeni dua hâlindeyken vurulmuştur. Beden, inancı inkâr etmeyen sessiz bir tanıklık aracı olmuştur.

 

Peder Andrea Santoro’nun bize bıraktığı sözler ile Azize Agatha’nın duasını karşılaştırdığımızda da bu ortak noktalar gün ışığına çıkarlar ve aralarında aslında şaşırtıcı

bir ruhsal yakınlık olduğunu fark ederiz:

 

Agatha duasında Tanrı’ya, çocukluğundan beri kendisini koruduğu ve işkencelerde sabır verdiği için şükreder, sonunda ruhunu Tanrı’ya teslim eder. Peder Andrea ise yazılarında, Mesih uğruna ve insanlar için hayatını vermenin en yüksek tanıklık biçimi olduğunu dile getirir. Her ikisinde de acı:

  • Anlamsız bir felaket olarak görülmez
  • Tanrı’yla daha derin bir birlik hâline dönüşür

 

Ne Agatha’da ne de Peder Andrea’da öfke, nefret ya da intikam isteği vardır. Ölüm anı, korku dolu bir kopuş değil, bilinçli bir teslimiyet olarak yaşanır. Bu nedenle her ikisinin dili de sakin, güven dolu ve Tanrı’ya yönelmiştir. Azize Agatha“Rabbim, Tanrım, bana işkenceye dayanma gücü veren, şimdi ruhumu kabul et…” diye dua ederken acı içinde aldığı güç için bile Tanrı’ya şükrediyor. Özgür bırakılmayı değil, kabul edilmeyi istiyor.

 

Peder Andrea Santoro ise “İsa için ve kardeşleri için hayatını vermekten daha güzel bir şey olmadığına inanıyorum” derken asla yaşanan haksızlıktan değil, vermenin güzelliğinden bahsediyor. Her ikisi de acıyı başarısızlık olarak değil, Tanrı ile birleşme yeri olarak görüyor. Yine her ikisi de beden sessiz bir sunu olarak görürler. Azize Agatha “Bana işkencede sabır verdin…” dediğinde bedenini hem deneme yeri hem de sadakat yeri olarak görmektedir.

 

“İsa bizi çarmıhtan inerek değil, çarmıhta kalarak kurtardı” diyen Peder Andrea ise çaresizce, diz çökmüş halde, dua ederken ölür. Görüldüğü üzere her iki şehit için de beden, bir suçlama aracı değil, sessiz bir iman dili haline gelir.

 

Her ikisinde de en ufak bir nefret söylemi ya da kınama yoktur. Azize Agatha duasında işkencecilere yönelik tek bir lanet kelimesi bile sarfetmezken Peder Andrea Santoro: “Bu toprakları seviyorum ve diyaloğa ve sevgiye inanmaya devam ediyorum” diye yazacaktır. Ölümünden sonra bile, onu tanıyanlar ne korku ne de kin beslemediğine tanıklık ediyorlar.

Her ikisi için de şehitlik, alınan nefretten değil, verilen sevgiden doğar.

 

Son tahlilde, Azize Agatha ile Peder Andrea Santoro arasında yaklaşık 1700 yıl olmasına rağmen, şehitlik anlayışları aynı iman çizgisinde buluşur. İkisi de yaşamı korumak adına gerçeği feda etmemiş, gerçeğe sadık kalmayı yaşamdan üstün tutmuştur. Şehitlikleri, ölümü yücelten bir anlayış değil; iman, sevgi ve teslimiyetin son noktası olarak görülür.

 

Barış, diyalog, kardeşlik için çalışalım, birbirimizi kardeşler olarak görüp sevelim…

 

“Bir buğday tanesi toprağa düşüp ölürse, çok meyve verir” (Yuhanna İncili, 12:20-33).

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir