SÜRYANİ KATOLİK LİTÜRJİSİNDE ORUÇ DÖNEMİNİN İLK PAZARTESİ GÜNÜ

Şubqono Büyük Oruç’un (Kırk Günlük Oruç) açılışında bağışlanma ve uzlaşma ritüeli

Süryani Antakya Katolik Kilisesi, büyük litürjik dönemlere eşlik eden ayinlerinde açıkça görülen kendine özgü bir litürjik ve teolojik zenginliğe sahiptir. Bu ayinlerin en önemlilerinden biri, Süryanice adıyla “Şubqono” olarak bilinen ve “bağışlanma” ya da “af” anlamına gelen Büyük Oruç’un açılış ritüelidir.

Bu ritüel, temel bir İncil ilkesine dayanır:

Gerçek anlamda oruç mücadelesine, başkasıyla uzlaşma olmadan girilemez. Çünkü komşuyla barış, Allah ile barışın vazgeçilmez bir şartıdır. Süryani ruhaniyetinde oruç, bireysel ve yalıtılmış bir uygulama değil; cemaat içinde ilişkilerin onarılmasıyla başlayan kilisesel bir yolculuktur.

 

“Şubqono” ritüeli, Büyük Oruç’un başlangıcında icra edilen, belirgin biçimde cemaatsel ve eklesiyal karakter taşıyan bir litürjik ritüeldir. Süryani Antakya geleneğinde sabit unsurlardan oluşur.

 

Süryani Antakya Katolik geleneğinde bu ritüel, Büyük Oruç’un ilk günü olan Pazartesi gününe yerleştirilmiştir. Böylece oruç, tövbe ve asketik (dünya zevklerinden uzak, sade, ölçülü ve kendini disipline eden yaşam tarzını benimseyen) uygulamalara geçilmeden önce, ruhsal ve kilisesel mücadelenin kapısı açılmış olur.

 

Ritüel, bağışlanma ve uzlaşma temasını merkeze alan Kutsal Kitap okumalarını içerir. Bu bağlamda Aziz Pavlus’un Romalılara Mektubu (12, 9–21) ve Aziz Matta’ya göre İncil (18, 21–35) okunur.

 

Bu metinler, Allah’ın insanı bağışlaması ile insanın kardeşini bağışlaması arasında doğrudan bir bağ kurar ve başkasını affetmemenin, tövbeyi gerçek anlamından yoksun bıraktığını açıkça ortaya koyar.

Bu İncil öğretisi, ritüelin doruk noktasını oluşturan karşılıklı bağışlanma talebinin teolojik temelini oluşturur.

 

Zeytinyağının kutsanması ve meshedilme

“Şubqono” ritüelinin ayırt edici unsurlarından biri şudur:

* Ritüel sırasında zeytinyağı kutsanır,

* Ardından inanlıların alınları, haç işaretiyle bu yağla meshedilir.

 

Meshetme sırasında rahip şu sözleri söyler:

“Seni bağışlayan ve lütuflara hazırlayan Rab’bin adına.”

Bu eylem, Büyük Oruç’un başlangıcı ve uzlaşma temasıyla bağlantılı, açık bir sembolik ve teolojik anlam taşır.

 

Ritüel karşılıklı bağışlanma ve derin anlam taşıyan kilisesel bir eylemle sona erer:

 

* Rahibin eğilmesi ya da diz çökmesi,

* Cemaatten bağışlanma dilemesi,

* Ve inanlıları birbirlerini bağışlamaya davet etmesi.

 

Bu davet, Rab’bin öğrettiği duaya dayanır:

Aziz Matta’ya göre İncil 6, 12:

“Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de bizim suçlarımızı bağışla.”

Neden kül yerine yağ? 

Süryani geleneğinde yağın tercih edilmesi, Mesih’in oruç hakkındaki öğretisinin litürjik ve kutsal kitapsal bir yorumuna dayanır:

Şubqono Büyük Oruç’un (Kırk Günlük Oruç) açılışında bağışlanma ve uzlaşma ritüeli

Süryani Antakya Katolik Kilisesi, büyük litürjik dönemlere eşlik eden ayinlerinde açıkça görülen kendine özgü bir litürjik ve teolojik zenginliğe sahiptir. Bu ayinlerin en önemlilerinden biri, Süryanice adıyla “Şubqono” olarak bilinen ve “bağışlanma” ya da “af” anlamına gelen Büyük Oruç’un açılış ritüelidir.

Bu ritüel, temel bir İncil ilkesine dayanır:

Gerçek anlamda oruç mücadelesine, başkasıyla uzlaşma olmadan girilemez. Çünkü komşuyla barış, Allah ile barışın vazgeçilmez bir şartıdır. Süryani ruhaniyetinde oruç, bireysel ve yalıtılmış bir uygulama değil; cemaat içinde ilişkilerin onarılmasıyla başlayan kilisesel bir yolculuktur.

 

“Şubqono” ritüeli, Büyük Oruç’un başlangıcında icra edilen, belirgin biçimde cemaatsel ve eklesiyal karakter taşıyan bir litürjik ritüeldir. Süryani Antakya geleneğinde sabit unsurlardan oluşur.

 

Süryani Antakya Katolik geleneğinde bu ritüel, Büyük Oruç’un ilk günü olan Pazartesi gününe yerleştirilmiştir. Böylece oruç, tövbe ve asketik (dünya zevklerinden uzak, sade, ölçülü ve kendini disipline eden yaşam tarzını benimseyen) uygulamalara geçilmeden önce, ruhsal ve kilisesel mücadelenin kapısı açılmış olur.

 

Ritüel, bağışlanma ve uzlaşma temasını merkeze alan Kutsal Kitap okumalarını içerir. Bu bağlamda Aziz Pavlus’un Romalılara Mektubu (12, 9–21) ve Aziz Matta’ya göre İncil (18, 21–35) okunur.

 

Bu metinler, Allah’ın insanı bağışlaması ile insanın kardeşini bağışlaması arasında doğrudan bir bağ kurar ve başkasını affetmemenin, tövbeyi gerçek anlamından yoksun bıraktığını açıkça ortaya koyar.

Bu İncil öğretisi, ritüelin doruk noktasını oluşturan karşılıklı bağışlanma talebinin teolojik temelini oluşturur.

 

Zeytinyağının kutsanması ve meshedilme

“Şubqono” ritüelinin ayırt edici unsurlarından biri şudur:

* Ritüel sırasında zeytinyağı kutsanır,

* Ardından inanlıların alınları, haç işaretiyle bu yağla meshedilir.

 

Meshetme sırasında rahip şu sözleri söyler:

“Seni bağışlayan ve lütuflara hazırlayan Rab’bin adına.”

Bu eylem, Büyük Oruç’un başlangıcı ve uzlaşma temasıyla bağlantılı, açık bir sembolik ve teolojik anlam taşır.

 

Ritüel karşılıklı bağışlanma ve derin anlam taşıyan kilisesel bir eylemle sona erer:

 

* Rahibin eğilmesi ya da diz çökmesi,

* Cemaatten bağışlanma dilemesi,

* Ve inanlıları birbirlerini bağışlamaya davet etmesi.

 

Bu davet, Rab’bin öğrettiği duaya dayanır:

Aziz Matta’ya göre İncil 6, 12:

“Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de bizim suçlarımızı bağışla.”

Neden kül yerine yağ? 

Süryani geleneğinde yağın tercih edilmesi, Mesih’in oruç hakkındaki öğretisinin litürjik ve kutsal kitapsal bir yorumuna dayanır:

Aziz Matta’ya göre İncil 6, 17–18:

“Ama sen oruç tuttuğunda başını yağla, yüzünü yıka; böylece insanlara değil, gizlide olan Babana oruç tuttuğun anlaşılır. Gizlide olanı gören Baban, sana karşılığını verecektir.”

 

Bu metinden hareketle Süryani litürjik yorumlar, yağla meshedilmeyi şu anlamların işareti olarak görür:

 

* Gösterişsiz bir iç sevinç,

* İnsanlar için değil Allah için yaşanan bir oruç,

* Dini ikiyüzlülüğü ve yapay hüzün ifadelerini reddeden ruhsal bir tutum.

 

Böylece yağ, Matta İncili’nin ruhuna uygun olarak, orucun Baba ile samimi bir ilişki olduğunu simgeler.

Süryani duyarlılığında yağ: merhamet, şifa ve yaşam meshi

Süryani geleneğinde yağ, nötr bir madde olarak değil; zengin sembolik anlamlar taşıyan kutsal bir işaret olarak kabul edilir. Bu anlamlar arasında şunlar yer alır:

* Merhamet,

* Teselli,

* Şifa,

* Kutsal Ruh’un meshi.

 

Bu anlam, Kutsal Kitap’ta birçok yerde görülür; özellikle:

Aziz Luka’ya göre İncil 10, 34

(İyi Samiriyeli’nin yaralı adamın yaralarını yağ ve şarapla sarması).

Büyük Oruç’un başında “Şubqono” ritüelinde yağın kullanılması, ne tövbeyi inkâr etmek ne de ruhsal mücadelenin ciddiyetini azaltmak içindir. Aksine:

* Tövbenin uzlaşma ve içsel şifaya yöneltilmesi,

* Bağışlanmanın meyvesinin alçakgönüllü bir sevinç olduğunun vurgulanması amaçlanır.

Bu nedenle oruç:

* Uzlaşmış yüreklerle başlar,

* Asık suratlarla değil.

Bununla birlikte İncil’in tövbe şartı tam olarak korunur:

Aziz Luka’ya göre İncil 6, 37:

“Bağışlayın, bağışlanacaksınız.”

“Şubqono” bağışlanma ritüeli, Süryani geleneğinde Büyük Oruç ruhaniyetinin derinliğini gözler önüne serer. Oruç, burada bir hüzün yolu ya da yalnızca bedensel bir disiplin değildir; uzlaşma, şifa ve ilişkilerin yenilenmesi yoludur. Oruç bedenden değil, yürekten; kaçınmadan değil, bağışlamadan başlar.

Acı sembolizmine geçmeden önce bağışlanmanın yağıyla oruca girmek, çileci uygulamalardan önce af dilemek, inanlıyı İncil gerçeğiyle yüz yüze getirir:

Sevgi olmadan oruç yoktur; uzlaşma olmadan tövbe yoktur; komşuyla barış olmadan Allah ile gerçek bir buluşma mümkün değildir.

 

Bu anlamda “Şubqono”, açıklamadan önce öğreten, yargılamadan önce uzlaştıran ve inanlıyı yıkanmış bir yüz ve yenilenmiş bir yürekle Büyük Oruç’a sokan bir litürjinin canlı tanığı olarak kalmaya devam etmektedir.

Burada Mons. Orhan Çanlı öncelikle orucu ve gerektirdiklerini, sonra da herkesin komşusunu affetmesi gerektiği konusunda bir vaaz verir. 

“Ey Mesih’teki tüm sevgili kardeşler ve Kutsal Vaftizle buradaki herkesin annesi olan Katolik Kilisesinin (Evrensel Kilisenin) evlatları, Allah’ın sevgisi ebedidir ve bizim de lekesiz olmamızı istiyor. Oğlu bize şunu öğretmiştir: “Birbirinizi seviniz. Eğer siz birbirinizi severseniz, başkaları da benim öğrencilerim olduğunuzu bununla anlayacaktır.” Daha sonra şöyle demiştir: “Dua ederken size sıkıntı veren herkesi affedin. Göksel Babanız da sizi affedecektir.

Kardeşlerinizi affetmezseniz Göklerdeki Babanız da sizi affetmeyecektir.” Bu oruç günlerinde işlediğimiz hayır işleri komşularımızın kalbinde de iyi hisler yaratsın. Gün boyu oruç tutalım. Aynı zamanda devamlı olarak dua edelim. İhtiyacı olan insanlara iyilikler yapalım. Yaptığımız bu iyiliklere sevgi ve bağışlama eşlik etsin. Karşılıksız verelim, çünkü bahsettiğimiz iyi işlerin tacı bizim bağışlanmamız ve kardeşlerimizin kurtuluşudur. Günahlarımızın bağışlanmasını umut etmemizin sebebi Mesih’in dirilişi ve Allah’ın katına çıkmasıdır. Bağışlanma ve kalbin tamamen özgür olması sağlanmadan biz bu tacı elde edemeyiz. Gelin sevgili kardeşlerim, birbirimize karşı yaptığımız kusurları affedelim. Öyle ki, Allah da bizim günahlarımızı affetsin.

Sizi teşvik etmek için önce ben secde ediyorum (burada Mgr. Orhan Çanlı Altar’a döner, diz çöker ve yere eğilir) ve sizin için yalvarıyorum: Gelin kardeşlerim, bir olalım ve sevgi ile birbirimizi tamamen affederek Allah’tan merhametini ve takdisini isteyelim.

Yazan : Süryani Katolik Kilisesi Reisi Horepiskopos Mons. Orhan Çanlı

Fotoğraflar: Süryani Katolik Cemaati 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir