DoSt-I tarafından düzenlenen bir konferans serisi
İnsanların kimisi iş, kimisi eğlenceli kimi de ihtiyaçları yüzünden dünyanın bir ucundan diğerine yola koulduğu bir çağda yaşıyoruz. Kültürler yan yana geliyor, birbirine karışıyor, kucaklaşıyor ya da çatışıyor. Peki geçmişte de böyle miydi acaba? Örneğin Orta Çağ’da “Öteki” hakkında ne biliniyordu? Nasıl algılanıyor, nasıl anlaşılıyor ya da yanlış anlaşılıyordu?
Bu sorulara cevap aramak için Galata vaiz pederlerinin kültür merkezi olan DoSt-I iki genç İtalyan araştırmacı Simone Costanzo ve Federico De Renzi ile Yola Koyulmuş “Orta Çağ – Gezgin Din Adamlarının Gözünden Doğu” başlıklı bir dizi konferans düzenledi. Bu konferans dizisi, Dominikenler ve Fransiskenler gibi ortaçağ gezginlerinin Yakın Doğu, Orta Asya ve Güney Asa topraklarındaki deneyimlerini ve kültürel bağların oluşumunu mümkün olduğunca Müslüman gezginlerin tecrübeleriyle karşılaştırarak göstermeyi amaçlıyor.
16 Ekim’de Federico De Renzi ve Buket Kitapçı Bayrı’nın katıldığı “Hareket Eden Sınırlar, Değişen Kimlikler – XII. ve XV. Yüzyılda Asya ve Avrupa Arasındaki İlişkiler” konulu ilk konferansta Avrupa ve Asya arasındaki sınırın ne kadar gözenekli ve esnek olduğumu dair bir fikir edinmiştik. Sadece insanlar değil, ticari mallar ve fikirler de Avrupa’dan Japonya’a kadar çok sayıda sınırı aşıp yolculuk etmekle kalmadı, siyasi ve kültürel sınırlar birbirinden ayırt edilemeyecek kadar zor bir noktaya taşındı.
22 Kasım’da Simone Costanzo ve Melis Savaş tarafından verilen “İmansızlar arasında Hindistan ve Tibet’te Hristiyan ve Müslümanlar” başlıklı konferans sayesinde Hindistan’a, Asya kıtasının alt bölgesine yolculuk ettik. Odoroico de Pordenone gibi misyoner Hristiyanların gözünden bakıldığında Hindistan gerçek ve fantastik verilerin, doğrudan ve dolaylı efsanelerin ayrılmaz bir biçimde birbirine karıştığı fantazi dünyası gibi görünüyordu Türk dünyası içinde Hindistan fethedilecek ve yönetilecek siyasi ve askeri strateji konusu olarak görülüyordu.
17 Ocak’ta Aysu Şaban ve Ahmet Altunbaş ile Saint Quentin’li Simone ve Monte Croce’li Ricoldo adlı Dominikenlerin Anadolu ve Orta Doğu’daki maceralarına eşlik ettik. IFEA (Fransisken Doğu Araştırmaları Enstitüsü)’da düzenlenen konferansın başlığı “Adanmışların Seyahat Güncesi – Anadolu ve Levant’ta Domenikenler” idi. Bu gezginlerin günlükleri sayesinde onların Türklere, Kürtlere ve Araplara önyargının yanında haranlık, müjdeleme tutkusu ve tanıma arzusu ile dolu bakışlarını keşfettik.
“Terrae Incognitae – Ortaçağ’da Kırım’da Dil ve Kültür” başlıklı konferans da 17 Mart’ta Antonio Musarra ve Nicole Kançar Ferrari’nin katılımıyla gerçekleşti. “Terra incognita” aslında, hem Latin hem de Doğulu Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasındaki yakınlığın sürekli bir kültür alışverişine yol açtığı ve bize ortak üslup özelliklerine sahip bir dini mimari ile İtalyanca, Almanca, Kıpçakça ve Farsça ticari ve dini terimler sözlüğü bırakan bir toprağın, Kırım’ın adıdır.
Bir sonraki konferans 26 Nisan günü saat 19:00’da Sen Piyer Kilisesi’nde yapılacak. Ermanno Visintainer ve İhsan Erkoç ile birlikte Çin’e gideceğiz. Konumuz ‘Orta Krallık’ta Tuhaf Karşılaşmalar – Çin’de Hıristiyanlar ve Müslümanlar’ olacak.
Daha sonra yapılacak konferanslar:
4 Haziran: “Evrensel Barışın Işareti Altında – Moğol İmparatorluğu’nda Fransiskenler”, Lorenzo Pubblici ve Sara Yıldız
26 Haziran: “Yeni Dünyaları Keşfetmek – Marco Polo, İbni Battuta ve diğerleri”, Marco Di Branco ve Cristiano Bedin.
Tüm dersler İngilizce ve Türkçe olup simultane tercüme yapılmaktadır.
Metin ve fotoğraflar: P. Luca Refatti, OP
Çeviren: Şule Rogenbuke (CET Presse Office)
