PAPA XIV. LEO’NUN İLK HAVARİSEL TEŞVİK BELGESİ DİLEXİ TE

Papa XIV. Leo,  2025 yılında episkoposluğunun birinci yılı dolmadan ilk Havarisel Teşvik Belgesini yayınladı.  “Dilexi Te” adlı apostolik exhortation (teşvik mektubu), çağdaş dünyada iman, sevgi ve hizmetin yenilenmesi üzerine derin bir ruhani çağrıyı içeriyor. Başlığı “Seni sevdim” anlamına gelen bu belge, Mesih’in sevgisini Hristiyan yaşamının merkezine yerleştiriyor. Papa XIV. Leo, özellikle bencillik, umutsuzluk ve dijital çağın yalnızlaştırıcı etkileri karşısında, Tanrı sevgisine dayalı bir yaşam tarzına dönülmesi gerektiğini vurguluyor.

Sadece din adamlarına değil,  tüm imanlılara yönelik bu belgede Papa, Kilise’nin görevini hatırlatıyor, “Tanrı sevgisi olmadan hiçbir hizmetin kalıcı meyve vermeyeceğini” ifade ediyor. Aile, gençlik, çevre duyarlılığı ve sosyal adalet konularına da değinerek, Hristiyan sevgisinin somut eylemlerle görünür kılınması gerektiğini belirtiyor. 

Bu yönüyle belge, XXI. yüzyılın ruhsal ikilemleri arasında Tanrı sevgisinin yeniden merkez alınması çağrısı olarak öne çıkar. Papa Leo’nun mesajı, hem bireysel iman hayatına hem de Kilise’nin toplumsal tanıklığına yön veren evrensel bir davet niteliği taşıyor.

Ancak toplumsal bağlamın ötesinde, Dilexi Te’de Kristolojik bir üslup hakim görünüyor.  Doğal hukukun ötesinde, tüm malların evrensel hedefi, her şeyden önce Mesih’teki her şeyin ortak kökeni ve kaderine dayanır. Papa Leo, Kilise’nin “yoksullarda Mesih’in yüzünü görme yükümlülüğü” hakkındaki öğretisinin derin Kristolojik sürekliliğini VI. Paul, II. Jean Paul, XVI. Benedict ve Francis’in yazılarından bolca yararlanarak vurguluyor.

Yoksullar Papa Leo tarafından adaletsiz sistemimizdeki ekonomik ve siyasi baskının tamamen masum kurbanları olarak tasvir ediliyorlar.

“Yoksullar orada tesadüfen veya kör ve acımasız bir kader yüzünden bulunmuyor. Çoğu için yoksulluk bir tercih de değil. Yine de, hâlâ bu iddiayı öne süren ve böylece kendi körlüklerini ve acımasızlıklarını ortaya koyanlar var. Elbette, yoksullar arasında çalışmak istemeyenler de var… Ancak, sıkı çalışmalarının sadece geçinmelerine yardımcı olacağını, ancak hayatlarını asla gerçek anlamda iyileştirmeyeceğini bilmelerine rağmen yine de şafaktan gün batımına kadar çalışan, belki de artıkları veya benzeri şeyleri toplayan çok sayıda insan var. Başarılı olanları “hak eden” olarak gören aldatıcı liyakat anlayışının savunduğu gibi, yoksulların başka türlüsünü “hak etmedikleri” için böyle oldukları söylenemez” (Dilexi Te, 14).

Manastır geleneği ve manastırlar ile yoksullar arasındaki ilişkiyi ele alan Papa, burada da Mesih odaklı bir yaklaşım gösteriyor. Aziz Norcialı Benedict’in belirlediği Manastır Kurallarına göre “Yoksullar ve hacılar her türlü özen ve misafirperverlikle karşılanmalıdır, çünkü Mesih onlarda kabul edilir.” Böylece yüzyıllar boyunca Benedicten manastırları yoksullar ve hacılar için sığınma yeri oldu. Yoksullar çözülecek bir sorun değil, kucaklanması gereken kardeşler olarak görüldüler bu manastırlarda. Birlikte çalışma ve savunmasızlara yardım etme kuralı, birikim mantığının aksine bir dayanışma ekonomisi oluşturuyordu. (55-56)

Papa, tüm “kapsayıcılık” kavramlarının nihayetinde Hristiyanlık temelli olması ve herhangi bir seküler ideolojiye değil, İncil’e dayanması gerektiğini vurguluyor. Kısa bir süre sonra Türkçe çevirisini de Türkçe konuşan kardeşlerle paylaşmayı diliyoruz.

dilexite  (Belgenin italyanca metni)

Yazan: Şule Rogenbuke                                                             

Foto: dilexite 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir