(344-407)
Olağünüstü söylev yeteneği, yapıtları ve konuşmaları ile antik Yunan edebiyatının son başyapıtlarını veren, bu yüzden de “Altın ağız” anlamına gelen ” Krisostomos” adı ile anılan Yuhanna, İmparatorluğun, Roma ve İskenderiye’den sonra, üçüncü büyük kenti, metropolü olan Antakya’da varlıklı bir Hıristiyan ailesinden doğdu. Kısa fakat yoğun bir keşişlik deneyinden sonra Antakya’da rahiplik yaptı (386-397) ve episkopos Flavianus tarafından vaiz görevine atandı. Vaaz verme, o dönemlerde, normal olarak episkopos’a ait bir görev olduğu düşünülürse durum tümden olağanüstü idi (antik çağda benzer bir ayrıcalık sadece Origenes ve Augustinus gibi yüce kişilere tanınmıştı!).
Keşişlik yılları ve Kutsal Kitaba dayalı vaazları ile olgunlaşan bu derin inanç sayesinde Yuhanna başına gelmek üzere olan belalara karşı koyma gücünü buldu. Kırılan, fakat bükülmeyen insanlardan biri olan Yuhanna’nın kaderi belirlenmişti.
Keskin sözleri nedeniyle Ermenistan dağlarına sürgüne gönderildi. Üç yıl sonra ise kötü yaşam koşulları ve çektiği eziyetler sonucunda öldü. Son anlarında bile birçok yüreklendirici ve tinsel açıdan, yönlendirici mektubu yazma gücünü buldu.
Kaynak: Kilise Babalarından ve yazarlarından alıntılar
İstanbul 2004, İkinci Baskı
