Efkaristiya konseri
Aziz Carlo Acutis’in kutsal emanetlerinin İstanbul’u ziyareti, müziğin güzelliği ile duanın derinliğini buluşturan anlamlı bir konserle sona erdi. Bütünüyle Efkaristiya gizemine adanan bu konser, lütufla dolu günlerin sonunda Mesih’in yanında kalmaya ve yaşamımızın gücünü O’ndan almaya yönelten son bir davet gibiydi.
Carlo için Efkaristiya, yalnızca Allah’a olan bir bağlılık biçimi değildi tam anlamıyla yaşamının kaynağı ve amacıydo. Genç aziz, yaşamının kaynağına tekrar tekrar dönüyordu. Mesih’in Bedeni ve Kanı’nda sevme gücünü ve bugün hâlâ nice yüreğe dokunan o aydınlık sadeliği buluyordu. Aramızdaki varlığıyla sanki bize usulca şöyle sesleniyordu: “Siz de bu Kaynağa dönün.”
Konserin ilahileri de işte bu ruhla, büyük bir özenle seçilmişti. Her bir eser, cemaati kendisini armağan eden, bize yaşam gıdası olan ve kırılganlığımızın içinde yaşamayı seçen Tanrı’nın gizemine biraz daha yaklaştırıyordu. Çünkü Tanrı’nın sonsuzluğu karşısında ne kadar küçüğüz… Ama tam da bu küçüklük sadeliğe ve alçakgönüllülüğe dönüştüğünde, Mesih içimizde kendisine bir yer bulur ve iyilik uğruna verdiğimiz gündelik mücadelede bizi güçlendirir.
Aziz Thomas Aquinas’ın Adoro te devote ilahisinin ilk ezgileriyle başlayan bu tefekkür yolculuğu, Tanguy Dionis du Séjour’un bestelediği Ô vrai Corps de Jésus ile devam etti. Ardından Aziz Ignatius Loyola’nın Anima Christi duası, Marco Frisina’nın bestesiyle yankılandı. Maurice Duruflé’nin Ubi caritas eseriyle Efkaristiya ile kardeşlik sevgisi arasındaki bağ bütün inceliğiyle hissedildi: Gerçek sevginin olduğu yerde Tanrı vardır. Rahibe Suzanne Toolan’ın I Am the Bread of Life ilahisi ise bizi yeniden Mesih’in vaadine, dünyanın yaşamı için sunulan Diri Ekmek’e yöneltti. Ardından Aziz Fransua’nın duasından esinlenen Regardez l’humilité de Dieu, bizi sarsıcı bir hakikati tefekküre davet etti: Sonsuz olan Tanrı, bize gelebilmek için küçülmeyi seçiyor. Mozart’ın Ave verum corpus eseri ise bu ilahî alçakgönüllülüğe adeta bir cevap oldu. Meryem Ana’nın rahminde beden alan ve daha sonra bizim için kendisini sunan Mesih’in gerçek Bedeni’ni sessiz bir hayranlıkla tefekkür etmeye çağırdı. Müzikal ve ruhsal yolculuğun sonunda Haendel’in görkemli Hallelujah’ı yükseldi. Nefesleri kesen o ilk anların ardından eserin gücü ve sevinci bütün topluluğu sararken, sanki herkes hayranlık ve tapınmadan coşkuya doğru taşınıyordu.
Konserin sonunda Episkopos Massimiliano Palinuro ve katılımcılar, Saint-Esprit Katedrali’nin Magnificat Korosu’na içten teşekkürlerini sundular. Uzun ve sabırlı provaların, adanmışlığın ve ortaya konan güzelliğin ötesinde, koro bu konseri yalnızca müzikal bir etkinlik olmaktan çıkarıp gerçek bir dua anına dönüştürmüştü.
Böylece Aziz Carlo Acutis’in kutsal emanetlerinin ziyareti sona erdi.
Ama belki de gerçekte bir şeyler tam da şimdi başlıyor.
Carlo’nun kutsal emanetleri aramızdan ayrılmış olsa da onun daveti bizimle kalıyor: Efkaristiya’yı yaşamımızın merkezine koymak, Mesih’e sadelik ve alçakgönüllülükle yaklaşmak, O’nu kabul etmek ve O’nun bizi dönüştürmesine izin vermek.
Aziz Carlo Acutis ve bizden önce bu iman yolunda yürümüş bütün azizler, imanımızın bu büyük gizemini her geçen gün daha derinden tatmayı bize öğretsinler. Bize gelebilmek için böylesine küçülen Mesih’in karşısında biz de O’nu kabul edebilmek için küçülmeyi, sadeleşmeyi ve yüreğimizi açmayı öğrenelim.
Çünkü Efkaristiya’da Mesih’i aldığımızda, yalnızca O’nu içimizde taşımayız. O’nun sevgimizi, hizmetimizi ve bütün yaşamımızı dönüştürmesine izin veririz.
