YEREL KİLİSE GÖNÜLLÜLERİ İÇİN ATÖLYE ÇALIŞMASI
Merhametin Kalbinde Buluşmak
11–12 Eylül 2025 tarihlerinde Santa Maria Draperis Kilisesi’nde düzenlenen Caritas Türkiye semineri, yalnızca bir toplantı değil, Katolik Kilisesi’nin yüzyıllardır dile getirdiği ve bugün yeniden hatırlatılması gereken bir gerçeği de gözler önüne serdi: Kilise’nin varlığının anlamı yalnızca Tanrı’nın Sözü’nü duyurmak ve sakramentleri kutlamakta değil, aynı zamanda sevgiyi eyleme dökmektedir.
Seminer, Monsenyör Massimiliano Palinuro’nun yönettiği bir ayinle açıldı. Bu ayin, katılımcılara yalnızca bir buluşmaya değil, bir yolculuğun başlangıcına adım attıklarını hatırlattı. Piskoposumuzun vaazında vurguladığı gibi, iman sadece sözlerle değil; kardeşlikle, paylaşmayla, şefkatle ve eylemle görünür olur.
Birinci Gün: Caritas’ın Vizyonunu Keşfetmek
Atölyenin ilk günü, Caritas’ın vizyonunu ve faaliyetlerini tanıtmaya ayrıldı. Caritas Türkiye Sosyo-Pastoral Koordinatörü Buğra Poyraz, programın temellerini anlattı. Sunumda, İstanbul’un farklı kökenlerden gelen kültürel olarak zengin Katolik topluluklarının bir araya getirilmesinin önemi, gönüllülüğün düzenli ve yapılandırılmış biçimde organize edildiğinde nasıl daha etkili olacağı, ve Caritas’ın her mahalle kilisesinde var olma çağrısı vurgulandı. Caritas’ın yalnızca bir yardım kuruluşu değil, Kilise’nin kalbinde atan bir damar olduğu hatırlatıldı.
Ardından, Caritas İstanbul Direktörü Milad Yacoub, “Caritas’ın Kimliği ve Misyonu” başlıklı konuşmasında Caritas’ın özünü anlattı. Caritas yalnızca yoksullukla mücadele etmez; toplulukları kendi ihtiyaçlarının farkına varmaya ve birbirini desteklemeye çağıran bir “canlandırma” rolü de üstlenir. Caritas’ın misyonu, pasif yararlanıcıları aktif aktörlere dönüştürmektir.
Öğleden sonraki oturumlar, farklı toplulukların tanıklıklarıyla zenginleşti.
Caritas Ankara’dan Olga Önay, başkentte mültecilere, yaşlılara ve uluslararası öğrencilere nasıl ulaştıklarını anlattı. Onun tanıklığı, Caritas’ın sadece yiyecek ya da giysi dağıtan bir kurum değil, insanların onurlarını yeniden inşa etmelerine yardım eden kardeşçe bir bağ olduğunu gösterdi.
Santa Maria Kilisesindeki giysi hizmetini yöneten Fransisken rahibe Sister Zita, kilisenin ihtiyaç sahiplerine yaptığı giyim yardımlarını anlattı. Bu küçük hizmetin ardındaki büyük sevgi, “küçük adımlarla büyük değişimler” yaratan Caritas ruhunu yansıtıyordu.
Fransisken rahibe Sister Miriam, “Çiçekler Şatosu” adını verdikleri girişimi tanıttı; burada mültecilere, gençlere ve ihtiyaç sahiplerine uzanan bir sevgi ağı kurduklarını paylaştı. Bomonti Küçük Rahibeler Evi’nin yeni yöneticisi Sister Margaret, yaşlılarla geçirdikleri zamanı anlatarak, yalnız insanların yüzünde beliren bir tebessümün Caritas’ın en güzel armağanı olabileceğini vurguladı.
Bu tanıklıkların ardından, Caritas Italiana’nın yardımcı direktörü Silvia Senibaldi çevrim içi bağlantıyla Roma’dan katıldı. Onun sesi, Türkiye’deki küçük Katolik toplulukların aslında evrensel bir dayanışma zincirinin parçası olduğunu hatırlattı. Katılımcılar kendilerini yalnız değil, tüm Kilise’nin kalbinde hissettiler. İlk gün, Caritas İstanbul Dinleme Merkezi Koordinatörü Santos Batali’nin “Gönüllülük Nedir?” başlıklı sunumuyla sona erdi.
İkinci Gün: Gönüllülüğü Eyleme Dönüştürmek
İkinci gün, sabah duasının ardından Santa Maria Kilisesi rahibi Baba Jeff ve gönüllüler, kilisenin “Aş Evi” hizmetini tanıttılar. Bu basit ama etkili hizmet, Caritas’ın büyük projelerden ziyade, küçük ama istikrarlı adımlarla büyüyen sevgiyi temsil ediyordu.
Öğleye doğru Alessandro, Caritas’ın pedagojisini anlattı. Caritas’ın misyonunun yalnızca yardım etmek değil, aynı zamanda toplulukları dönüştürmek olduğunun altı çizildi. Gerçek liderliğin otoriteyle değil, hizmetle tanımlanması gerektiği vurgulandı.
Öğleden sonra başlayan atölye çalışmaları, seminerin en yoğun ve verimli bölümünü oluşturdu. Katılımcılar önce “Topluluğum üç kelimede” alıştırmasıyla kendi topluluklarını tanımladılar. Bu etkinlikler, farklı kültürlerden gelen insanların aslında aynı ruha sahip olduklarını gösterdi.
“Güçlerimiz ve Sınırlarımız Ağacı” adlı çalışmada, katılımcılar Caritas’ın imkânlarını ve eksikliklerini simgesel bir ağaç aracılığıyla anlattılar: kökler zorlukları, dallar ise umutları temsil ediyordu.
“İhtiyaçlar ve Kaynaklar Haritası” başlıklı çalışmada şu soru soruldu: “En yoksullar kimlerdir?” Bu soru, katılımcıları yalnızca görünür yoksullara değil, görünmeyen, sessiz ve toplum dışına itilmiş kişilere yöneltti. Ortaya genç işsizlerden göçmen ailelere, yaşlılardan yalnız öğrencilere kadar uzanan geniş bir tablo çıktı. Son alıştırmada, İstanbul haritası üzerinde bir “yoksulluk haritası” çizilerek, uygulanabilir küçük mikro projeler tasarlandı.
Caritas’ın Kalbi Topluluklarda Atıyor
Caritas Türkiye’nin sosyo-pastoral programı, önümüzdeki dönemde yerel kiliselerde Caritas birimleri kurmayı, mikro projeleri hayata geçirmeyi ve gönüllü sayısını artırmayı hedefliyor.
Atölye boyunca Papa XVI. Benedikt’in şu sözleri sık sık tekrarlandı:
“Caritas olmadan Kilise kendine kapanır.”
Bu sözler, Santa Maria Draperis’te geçen iki gün boyunca canlı bir şekilde somutlaştı. Katılımcılar Caritas’ın sevgiye açılan bir kapı, Kilise’nin yüzünü dünyaya döndüren bir yol ve imanı eyleme dönüştüren bir kıvılcım olduğunu derinden hissettiler.
Bu seminer, Katolik Kilisesi’nin Türkiye’deki şefkatli varlığını daha görünür kıldı ve bir kez daha hatırlattı ki Caritas yalnızca yardımın dili değil; merhametin ve kardeşliğin dilidir. O, yalnızca bir kurum değil, Kilise’nin yaşayan kalbidir.
Yazı ve fotoğraflar: Buğra Poyraz
Çeviri: Chat GPT ile çevrilmiştir
