İbrahim’in Evi 

Urfa’daki apartman dairesinde geçen ilk bir kaç aydan sonra Don Andrea daha fazla özerklik sağlayacak müstakil bir ev bulmaya karar verdi. 

Böylece Peder Roberto Ferraris’in de yardımıyla (Türkiye’ye çok gençken gelmiş ve 90 yaşından sonra Göksel Peder’in evine dönmeden kısa bir süre öncesine kadar orada kalmış, Mersin cemaatinde tanınan bir tarihi bir kapusen rahip) don Andrea eski bir Ermeni evini kiralar ve bu sayede  arzularından birini yani “İbrahim’in çadırı gibi Allah’a ve insanlara açık bir ev”e hayat verme isteğini gerçekleştirir. ,

Franco, Milena, Piera ve Luciana ile birlikte buraya taşındıktan hemen sonra İbrahim’in evinin kapısını çalan veya bilmek veya dua etmek arzusu ile bu dünyaya yaklaşan herkese kucak açabilmek için her ayrıntı ile ilgilenir. 

Uzun ya da kısa süreli konaklamalar için bu arzuyu duyanları kabul etme imkanına sahip  bu ev,  çağrısını bir “cemaat çağrısı” olarak duyan Türkiye’deki dım Andrea’nin ruhaniyatindeki temel yönlerinden biriydi ve bu nedenle yorulmadan davetini tekrarlıyordu: “Gelin!”  

7. Mektup, Urfa-Harran, 27 Nisan 2001

Kiraladığımız yeni evin şöyle olmasını istiyoruz: İbrahim’inki gibi bir çadır. Tanrı’ya ve insanlara açık. Tanrı’nın ziyaret edip doldurabileceği bir yer. Küçücük bir tohum, küçücük bir tuz tanesi, küçücük bir avuç maya. Tanrı’nın “yola çıkma” ve O’na güvenme davetinin yankılanabileceği, vaatlerinin toplanabileceği, bereketinin yayılabileceği ve bereketinin verilebileceği bir yer.  O’nun vaatlerinin toplanabileceği, kutsamasının yayılabileceği ve bereketinin bize verilebileceği yer. Tanrı’nın 75 yaşında bile yaşamlarımızı değiştirmesine, bizi bilinmeyen “diyarlara” götürmesine, sadece O’nun bildiği planlarla, samimi bir ölüm ve yenilenme sürecinden sonra bizi vaat ettiği topraklarda O’nunla birlikte yaşamaya getirmesine izin verilen bir yer.  Herkesin kendini (sadece Tanrı’dan gelen bir güçle) bir baba olarak yeniden keşfedebileceği, yaşam ve bereket vermeye, kendini sevgi ve özveriyle çoğaltmaya muktedir olduğu, böylece dünyanın sevgiden yeniden doğabileceği ve ölümden kurtulabileceği bir yer. Tam da İbrahim’e “bakarak” (Yeşaya’nın 51,1-2’de söylediği gibi ” Yontulduğunuz kayaya, çıkarıldığınız taş ocağına bakın”) imanın, ümidin, karşılamanın, duanın, kardeşliğin, birliğin, Tanrı’dan gelen “gülümsemenin” (Tanrı’nın İbrahim’e verdiği oğul İshak “gülümseme” anlamına gelir) yollarının bulunabileceği bir yer.  Tanrı ne dilerse ve nasıl isterse! O’nun inandığı şeyi yapması için dua edin. Bugünkü Müjde, çok az imkânı olan aç bir kalabalıktan söz eder. Bu ev boş bir sepet gibidir: Tanrı dilerse onu ekmekle dolduracaktır. O’nun emrindedir, kullanıp kullanmamakta özgürdür.

Bu ev,  İbrahim’in ve atalarımızın kutsal mekânlarıyla ve Rab’bin sevdiği ve yüreklerinde O’ndan çok şey taşıyan ve aynı zamanda çok şey arzulayan bu insanlarla temas halinde olmak amacıyla, dua, Söz, sessizlik, hizmet ve kardeşçe yaşamanın sizi beslediği bir dönem için de hizmetinizdedir. 

Birkaç gün içinde yola çıkıyoruz; ben Karadeniz’de kilisenin olduğu ama rahibin olmadığı Trabzon’a, Piera, Luciana ve Milena ise küçük ama sevimli Meryem Ana Kilisesi’nde yalnız olan Peder Pierre’e yardım etmek üzere yine Karadeniz kıyısındaki Samsun’a gidiyoruz. Franco, hastanede önceden alınmış bir randevu için Roma’ya dönecek. 15 Mayıs’ta taşınma işlemi için Urfa’ya döneceğiz. 9 Haziran’da birlikte İtalya’ya gideceğiz. En az on gün, belki daha fazla kalacağım. Sevgilerimle ve İbrahim’in bereketinin üzerinize inmesi için binlerce dua ile.

Don Andrea

Çeviri: Şule Rogenbuke

Dida foto

Foto 1. İbrahim’in Evi’nde dua anı. Bu fotoğrafta tüm Ugolini ailesi (Roberto, Gabriella ve Costanza) 2001 yılında Urfa’da görülüyor.

Foto 2. Peder Gregory’nin eşlik ettiği bir grupla İbrahim’in Evi şapelinde dua.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir