(17-24 Ocak 2026)
Geçen sayıda Birlik Duası haftasının önemli tarihlerini paylaştık. Bu sayıda sizlerle İstanbul’da gerçekleşen haftanın gün gün değerli katılımcı Sevcan Sophia’nın bakışından aktarmak isteriz. Her günü ayrı bir kilisede yapılan duadan kalplere yazılanlar.
1.Gün (17 Ocak 2026 Cumartesi saat 18.00) Beyoğlu Meryem Ana Rum Ortodoks Kilisesi
“ÇAĞRIMIZ”
Birlik Duası Haftası’nın ilk gününde, Yeşilköy ve Bakırköy cemaatimizle birlikte Meryem Ana Rum Ortodoks Kilisesi’nde bir araya geldik. Farklı geleneklerden Hristiyanların aynı niyetle, aynı mekânda buluşması daha ilk anda birlik ruhunu hissettirdi.
Açılış konuşmasını Saranta Ecclesiae Metropoliti Andreas yaptı. Ardından çeşitli kilise önderlerinin dualarıyla ibadet devam etti. Kilise altarının tam merkezinde yer alan mum ışığı eşliğinde söylenen ilahiler, ortak duanın merkezinde Mesih’in ışığını görünür kıldı.
Kıpti Ortodoks Kilisesi temsilcisi tarafından okunan ilahi, doğudan batıya, kuzeyden güneye yayılan ışığın çağrısını dile getirdi. Süryani Ortodoks Kilisesi temsilcisi Eski Ahit’ten Mika 6:6-8’i okudu; Ermeni Havarisel Kilisesi temsilcisi Mezmur 133 den seslendi. Latin Katolik Kilisesi temsilcisi ise Aziz Markos İncili’nden 3:13-15 okuma yaptı.
Vaaz bölümünde VII. Aziz Narekli Gregorius’un duasından bir metin paylaşıldı. Yolunu kaybedenler için rehber olan, karanlıkta ışık olan Rab’be yönelen bu dua, birliğin kaynağının Tanrı’nın lütfu olduğunu yeniden hatırlattı.
İman ikrarının ardından Alman Protestan Kilisesi temsilcisi dua etti. Karşılıklı güven, diyalog ve ortak tanıklık için edilen bu dua, Hristiyan birliğine duyulan özlemi güçlü bir şekilde ifade etti.
Şefaat dualarının ardından ruhaniler kiliseden ayrılırken koro Theotokos’un Kontakion’unu terennüm etti. İbadetin ardından kokteyl salonunda paylaşılan ikramlar ve cemaatler arası samimi sohbetlerle gün, kardeşlik duygusu içinde sona erdi.
2.Gün (18 Ocak 2026 Pazar, saat 18.00) Dutch Chapel (Unıon Church)
“Tek Umut, Tek Ruh, Tek Beden”
Birlik Duası Haftası’nın 2. gününde, Yeşilköy ve Bakırköy cemaatleriyle birlikte *Dutch Chapel (Union Church) Kilisesi*’ne dualarımızla yola çıktık. Hava oldukça soğuktu; ancak bu soğuk hava, kalplerimizdeki birlik ve kardeşlik sıcaklığını gölgeleyemedi.
Küçük ama son derece şirin olan bu şapele adım attığımız anda, bizleri ilahilerle karşılayan sıcak bir atmosferle buluştuk. Hoş geldiniz konuşmasının ardından Kutsal Kitap okumalarına geçildi.
Protestan Kilisesi temsilcisi Zekeriya 7:8-10’dan,
Katolik Kilisesi temsilcisi Mezmurlar 25:6-10’dan,
Rum Ortodoks Kilisesi temsilcisi ise Aziz Luka İncili 10:30–36’dan okuma yaptı.
Günün vaazı *“Tek Umut, Tek Ruh, Tek Beden”* başlığıyla Pastör Scott Logsdon tarafından verildi. Vaazda Efesliler 4:1-6 okundu ve Mesih’te birliğin özü üzerinde duruldu.
İnsanlar farklı sebeplerle bir araya gelebilir; ancak bu birliktelikler çoğu zaman dıştan ve geçicidir. *Mesih’te birlik ise içten doğar* ve insan çabasıyla değil, Mesih’in varlığıyla mümkündür.
Mesih’in bedeninde herkes farklıdır ama aynı bedene aittir; merkezde kişiler değil *Mesih’in kendisi* vardır.
Aynı iman ve aynı Ruh’ta bir olmak, hepimizin içinde *Kutsal Ruh’un aynı nefesiyle* yaşam bulması demektir. Bu nedenle insanlar her şeyi bilmeseler bile aynı Rab’be güvenir, birbirlerini tanımasalar bile kardeş olduklarını hissederler.
Vaazda Mesih’te birliğin bir armağan olduğu, Kutsal Ruh’un işi olduğu ve *lütufla* gerçekleştiği vurgulandı.
Vaazın ardından iman ikrarı yapıldı ve ilahiler eşliğinde ibadet tamamlandı. Programın sonunda tüm cemaatler, kabul salonunda kurulan cömert bir sofra etrafında bir araya geldi. Paylaşılan yemekler ve samimi sohbetler eşliğinde kardeşlik bağı daha da güçlendi.
3.Gün (19 Ocak 2026 Pazartesi, saat 18.00) Kıpti Ortodoks Kilisesi Surp Pirgiç
Ermeni Katolik Kilisesi
“Çağrınızdan doğan tek bir umuda çağrıldığınız gibi, beden bir, Ruh bir.” (Efesliler 4:4)
Rabbimiz İsa, “hepsi bir olsunlar.”
Kıpti Ortodoks Kilisesi’nde Mesih’te Birlik
Birlik Duası Haftası’nın 3. gününde, Yeşilköy ve Bakırköy cemaatleri olarak Kıpti Ortodoks Kilisesi’ne dualarımızla yola çıktık. MS 42 yılında Evanjelist Markos tarafından kurulduğu kabul edilen bu kilise, Mısır’ın Kıptîce konuşan yerel halkı arasından doğmuş, Hristiyanlığın en kadim geleneklerinden biridir.
İbadet, birçok ruhani önderin katılımıyla ilahiler eşliğinde başladı. Cemaatler, ekrana yansıtılan dua metinleri aracılığıyla ilahilere ve dualara hep birlikte eşlik etti. Kutsal Kitap okumalarında; Yeşaya 11:6–9, Mezmur 86:8–13 ve Aziz Yuhanna İncili 14:27–31 bölümleri farklı kilise temsilcileri tarafından okundu.
Günün vaazı Kıpti Ortodoks Kilisesi temsilcisi Peder Markos tarafından verildi. Vaazda, Rab’bin her zaman aramızda olduğu, bizi dinlediği ve bizimle birlikte yaşadığı vurgulandı. İsa’nın “Benim sende olduğum gibi onlar da bir olsunlar” duası ve “Size esenliğimi bırakıyorum” sözüyle, Mesih’te birliğin ve ilahi esenliğin lütuf olduğu hatırlatıldı.
Latin Katolik Kiliseleri temsilcisi tarafından yapılan duanın ardından, İznik Konsili geleneğine uygun olarak iman ikrarı ve evrensel dualar gerçekleştirildi. Koro, Rab’bin varlığına davet eden ilahilerle ibadeti sonlandırdı. Dualar, Kutsal Ruh’un rehberliğinde, farklılıklarımızla ama tek yürek olarak tamamlandı. Program sonunda ev sahibi kilisenin sevgiyle sunduğu ikramlar eşliğinde kardeşlik ve birlik duygusu paylaşıldı.
- Gün (20 Ocak2026 Salı, saat 18.00) St. Antuan Latin Katolik Kilisesi
Sant Antuan Latin Katolik Kilisesi
Birlik Duası Haftası’nın 4. gününde, Yeşilköy ve Bakırköy kiliseleri cemaatleri olarak hep birlikte otobüsle Sent Antuan Latin Katolik Kilisesi’ne gittik. Kiliseye vardığımızda, farklı kiliselerden gelen çok sayıda ruhani din adamı ve cemaatle bir araya geldik.
İstanbul’un en büyük ve en görkemli kiliselerinden biri olan Sent Antuan’a girmek her zaman olduğu gibi bu kez de derin bir heyecan uyandırdı. Bu kutsal mekânda ilahileri dinlemek ise bambaşka bir anlam taşıyordu; ilahiler, kilisenin atmosferiyle birleşerek kalplerde derin bir etki bıraktı.
İlahilerin ardından İstanbul Latin Katolik Kiliseleri Episkoposu Massimiliano Palinuro hoş geldiniz konuşmasını yaptı. Konuşmasında, bu yılın Papa Hazretleri tarafından Aziz Fransua Yılı ilan edildiğini paylaştı. Ardından yaptığı duada şu sözlere yer verdi.
“Ebedî ve gücü her şeye yeten Allah, dağılmış evlatlarını bir araya getiren ve onları birlik içinde koruyan Sensin. Oğlun’un sürüsüne sevgiyle bak; öyle ki tek bir vaftizle kutsal kılınan onlar, imanın bütünlüğünde buluşsun ve sevgi bağıyla birleşsin.”
Kutsal Kitap okumalarında: Ermeni Resulî Kilisesi Eski Ahit’ten 6:4–9, Protestan Kilisesi Mezmur 24:1–6, Rum Ortodoks Kilisesi Aziz Yuhanna İncili 17:20–26 bölümleri okundu.
Vaaz “Mesih’te Birlik: Sevgiyle Bir Olmak”
(Aziz Yuhanna 17:20–26)
Hristiyan Birliği İçin Dua Haftası kapsamında dinlediğimiz bu vaaz, İsa’nın Yuhanna İncili’nin 17. bölümünde Baba’ya yönelttiği dua üzerinden hepimize kişisel bir çağrı sundu. Bu dua yalnızca o gün orada bulunan öğrenciler için değil, onların sözüyle iman edecek olan herkes içindi. Yani bugün, burada bulunan bizler için…
İsa’nın duasında arzuladığı birlik, farklılıkların yok olması değil; Baba ile Oğul arasında var olan sevgiye ve yaşama ortak olmaktır. Hepimizin yüreğinde başkasıyla gerçek bir bağ kurma, bir olma özlemi vardır. Ancak bu özlem çoğu zaman yaralıdır. Günah, bizi Tanrı’dan, birbirimizden ve hatta kendimizden uzaklaştırır.
Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişiyle açılan yol, yalnızca bağışlanma değil; içsel bir dönüşüm yoludur. Tanrı, bizi yalnızca eski hâlimize döndürmez, daha derin bir yaşama çağırır. Azizlerin yaşamlarında gördüğümüz huzur ve bütünlük, işte bu çağrıya verilen cevabın meyvesidir.
Assisili Aziz Fransua’nın duasında dile getirdiği gibi, “Ya Rab, beni esenliğinin aracı kıl.” Bu çağrı, Tanrı’yla kurulan ilişkinin insanı kendisiyle ve başkalarıyla barışa götürdüğünü hatırlatır. Dua ettikçe, kim olduğumuzu, neye çağrıldığımızı ve dünyadaki yerimizi daha net görürüz. Gerçek birlik, En Kutsal Üçlübirlik’in yaşamına davet edilmekle mümkündür.
Bu vaaz, ekümenik çabaların yalnızca dışsal girişimler olmadığını; asıl birliğin içimizde başladığını hatırlattı. Çeşitlilik bir engel değil, Tanrı’nın armağanıdır. Bizler de nefretin olduğu yere sevgi, ayrılığın olduğu yere birlik taşımaya çağrılıyoruz.
İsa’nın Baba’ya ettiği bu duayı kendi duamız haline getirdiğimizde, Mesih’le birleşir ve en derin arzularımızın Tanrı’da karşılık bulduğunu deneyimlemeye başlarız.
Vaazın ardından, dağıtılan mumlar eşliğinde dualar edildi. Ardından, İznik Konsili geleneğine uygun olarak iman ikrarı hep birlikte tekrarlandı; evrensel dualar ve Göklerdeki Babamız Duası okundu. İlahiler eşliğinde Birlik Duası Haftası’nın 4. gün ibadeti tamamlandı.
Programın sonunda, özenle hazırlanmış yiyecek ve içeceklerle cemaatler sevgiyle ağırlandı. Paylaşılan bu sofrada, birlik ve paydaşlığın getirdiği bereket, sevinç ve neşe herkesin yüzünden okunuyordu. Mesih’te bir olmanın sıcaklığı, bu akşamda somut bir şekilde hissedildi.
- Gün (21 Ocak 2026 Çarşamba, saat 18.00)
Alman Protestan Kilisesi
Birlik Duası Haftası’nın 5. gününde Alman Protestan Kilisesi’ni ziyaret ettik. Kutsal Ruh’un bizleri bir araya getirdiği bu yolda, Mesih’te tek beden olarak duada buluşmak ve birliği birlikte yaşamak üzere Yeşilköy ve Bakırköy cemaatleri olarak yola çıktık. Daha otobüste edilen dualar, kalplerimizi bu buluşmaya hazırladı.
Kiliseye vardığımızda kısa bir bekleyişin ardından, Christian Heinrich Rinck’e ait ilahilerden oluşan dingin bir müzik dinletisi ile ayin başladı. Bu müzik, bizleri sözsüz bir duaya davet etti. Hoş geldiniz konuşmasının ardından hep birlikte Rab’bin huzurunda toplandık.
Kutsal kitap okumalarında: Mezmur 100, Zekeriya 14:6–9 ve Aziz Matta İncili’nden 28:16–20 bölümleri okundu. Okunan her metin, Tanrı’nın halkını çağıran, birleştiren ve gönderen sesini bize yeniden hatırlattı.
Vaaz, Pastör Heike Steller-Gül tarafından Efesliler 4:5 ayeti üzerine verildi:
“Tek Rab, tek iman, tek vaftiz.”
Bu sözler, farklı halklardan ve geleneklerden gelen ilk Hristiyanların Mesih’te nasıl tek bir kilise haline geldiklerini bizlere hatırlattı. Bu birliğin insan çabasıyla değil, Mesih’in kendisi tarafından kurulduğunu yeniden duyduk. O, ayrılık duvarlarını yıkan ve barışı getiren Rab’dir.
Vaaz bize şunu hatırlattı: Birlik, herkesin aynı düşünmesi ya da aynı şekilde ibadet etmesi değildir. Mesih’te birlik, çeşitlilik içinde yaşanan bir birliktir. Farklılıklarımız bizi ayırmaz; Mesih’te buluştuğumuzda birbirimizi zenginleştirir.
Kilise, kusursuz bir yapı değil, yaşayan bir bedendir. Bu bedenin merkezi İsa Mesih’tir. Her birimizin bu bedende özel bir yeri ve sorumluluğu vardır. Hiçbirimiz diğerinden üstün değiliz; hepimiz Tanrı’nın bize emanet ettiği armağanlara sadakatle çağrılıyız.
Vaftiz, bu birliğin gözle görülür işaretidir. Vaftizle Mesih’in Bedenine dahil olur, aynı kimliği paylaşırız. Bu nedenle imanımız bizi yalnızca bir arada tutmaz; aynı zamanda dünyaya İncil’i duyurma sorumluluğunu da hatırlatır.
Duaların sonunda dağıtılan hediye bileklikleri, Mesih’te zaten bize verilmiş olan birliği günlük yaşamda da hatırlamamız için küçük ama anlamlı bir işaret oldu. İznik Konsili’ndeki gibi iman ikrarı ve şefaat dualarının ardından, ilahilerle kapanış yapıldı.
Sonrasında yemek salonunda paylaşılan çorbalarla içimiz ısındı. Sadece bedenimiz değil, ruhumuz da kardeşliğin paydaşlığıyla doydu. O gün bir kez daha şunu yaşadık: Mesih’te birlik, birlikte dua etmekle başlar; paylaşmakla derinleşir.
- Gün (22 Ocak 2026 Perşembe, saat 18.00)
Meryem Ana Süryani Ortodoks Kilisesi
Birlik Duası Haftası’nın 6. gününde, Yeşilköy ve Bakırköy kiliseleri cemaati olarak otobüsle Meryem Ana Süryani Ortodoks Kilisesi’ne doğru yola çıktık. Kiliseye vardığımızda yalnızca kendi cemaatimiz değil, farklı semtlerden ve farklı kilise geleneklerinden birçok Hristiyan kardeşimizin de orada olduğunu gördük. Kilise tamamen doluydu. Bu kalabalık, daha en baştan bizlere birliğin sadece bir fikir değil, somut ve yaşayan bir gerçek olduğunu hissettirdi.
Kiliseye girip yerlerimize oturduğumuzda bizi çok etkileyici bir dua düzeni karşıladı. Bir tarafta, mavi elbiseler giymiş yedi kadından oluşan bir koro ilahiler söylüyordu. Karşı tarafta ise yedi erkek Kutsal Kitap’tan ilahiler okuyordu. Kadınlar sesleniyor, erkekler karşılık veriyordu. Bu karşılıklı ilahi okuyuş, sanki bir diyaloğu, bir çağrıyı ve cevabı andırıyordu. O an, birliği yalnızca düşünmedik; onu işittik, hissettik ve içinde durduk.
Dua, Süryanice okunan “Abun d’başmayo – Ey Göklerde Olan Babamız” ile başladı. Dil farklıydı ama dua tanıdıktı. Hepimiz aynı Baba’ya yöneliyorduk. Ardından Kutsal Ruh’a çağrı yapıldı; bizi bir arada tutanın kendi çabamız değil, Tanrı’nın Ruh’u olduğu hatırlatıldı.
Kutsal Kitap okumaları
- Krallar Kitabı’ndan Tanrı’nın vaatlerine sadık kalan, halkını yalnız bırakmayan Rab hatırlatıldı.
Mezmurlar’dan gökte ve yerde olan her şeyin Rab’bi birlikte övmeye çağrıldığı ilahi duyuldu.
Vaazın merkezinde ise Matta 5:44-48 ayetleri yer aldı.
Bu buluşma, yalnızca insanların bir araya geldiği bir dayanışma anı değildi. Kutsal Ruh’un bizleri aynı umut ve aynı iman etrafında topladığı ilahi bir çağrıya tanıklık ettik. Dinlediğimiz vaaz boyunca, Tanrı’nın kendisini bizlere bir Baba olarak tanıttığı gerçeği yeniden ve derinden hatırlatıldı. Yeşaya peygamberin sözleriyle, bizlerin Tanrı’nın ellerinde şekillenen çamur, O’nun ise bizi sabırla yoğuran çömlekçi olduğu vurgulandı. Bu benzetme, Tanrı’nın yarattığını asla yalnız bırakmadığını güçlü bir şekilde hissettirdi.
Vaazda özellikle şu düşünce öne çıktı: İnsan, kendi gücünün yetmediğini fark ettiğinde doğal olarak Baba’ya yönelir. Çünkü bir babanın varlığı, insanın yüreğinde umut, güven ve dayanma gücü oluşturur. Hayatın zorlayıcı anlarında bütün yükleri tek başımıza taşıyamayacağımız gerçeğiyle yüzleşiriz. Tam da bu noktada Yeşaya’nın müjdesi yankılandı: “Bize bir Oğul verildi.” Egemenliği omuzlarında taşıyan bu Çocuk, Tanrı’nın insanı terk etmediğinin, karanlığın son söz olmadığının işareti olarak dile getirildi.
Dinlediğimiz bu sözler, Tanrı’ya ait olmanın ne kadar derin bir aidiyet duygusu olduğunu yeniden düşündürdü. Tanrı’yı anlamanın, ancak İsa Mesih’i anlamakla mümkün olduğu hatırlatıldı. İsa Mesih’in Nikodim’e söylediği gibi, Tanrı egemenliğine giriş insanın kendi çabasıyla değil, Kutsal Ruh’un yenileyici işiyle mümkündür. Ruh’tan doğuş, Tanrı’ya ait olmanın kapısını açan yeni bir yaşam olarak anlatıldı.
Vaazda ayrıca, Kutsal Ruh aracılığıyla insanın Tanrı’nın çocukları arasına kabul edildiği vurgulandı. Bunun hem büyük bir lütuf hem de kutsal bir sorumluluk olduğu ifade edildi. İsa Mesih’e iman edenlerin Tanrı’nın oğulları olduğu hatırlatılırken, Tanrı’nın adımızı avuçlarına kazıyan, bizi kötülüğün elinden kurtaran, bağışlayan ve kucaklayan bir Baba olduğu güçlü bir şekilde dile getirildi. Göklerde bir Babamız olduğunu bilmenin korku değil, esenlik ve huzur getirdiğine tanıklık ettik.
Vaazın sonunda, İsa Mesih’in Tanrı’nın yalnızca Kendi Babası değil, hepimizin Babası olduğunu ilan ettiğine dikkat çekildi. Bu yüzden bugün burada, tek bir Baba’ya birlik içinde dua edebilmenin büyük bir lütuf olduğu ifade edildi.
Dua akşamı, okunan ilahilerle son buldu. Söylenen dilin anlamını bilmesem de, ilahilerin melodisi ve tınısı kalbime doğrudan dokundu. Kelimelerden bağımsız olarak, ruhun anladığı bir dua gibiydi.
Duaların ardından yemek salonunda hepimiz yiyecek ve içecek ikramlarıyla ağırlandık. İnsanlar birbirlerine sevgiyle, saygıyla ve içten bir ilgiyle yaklaştı; samimiyet ve misafirperverlik herkesin yüzüne yansıyordu. Bu paylaşılan anlarda, Mesih’te kardeş olmanın sıcaklığı sessizce ama derinden hissediliyordu.
- Gün (23 Ocak 2026 Cuma, saat 18.00)
İmmanuel Bible House Kilisesi
Birlik Duası Haftası’nın 7. gününde, Yeşilköy ve Bakırköy cemaatleriyle birlikte Immanuel Bible House Kilisesi’ni ziyaret ettik. Bir iş merkezinin 6. katında yer alan bu kilise, ilk bakışta alışık olduğumuz kilise mekânlarından farklıydı. Ancak tam da bu farklılık, Mesih’e iman edenlerin bir araya geldiği her yerin aslında bir kilise olduğunu bizlere yeniden hatırlattı.
Bu mekânda, insanların ruhlarının şifa bulabileceği bir atmosfer vardı. Protestan kilise temsilcisinin sıcak ve içten hoş geldiniz karşılamasının ardından kalplere dokunan bir dua ederek ; Rab’bin beden alarak aramıza gelişini, sevgisi uğruna çarmıhta can vererek günahlarımızı üzerine almasını ve dirilişiyle bizlere yeni bir yaşam armağan etmesini şükranla anmasını, O’nun sevgisi ve merhameti için minnettarlığımızı dile getirdi. Birliğimizin büyümesi, çoğalması ve Ruh’la yenilenmemiz için hep birlikte yalvaralım dedi. Eksikliklerimizle Rab’bin önüne geldik; boş geldiysek dolup gitmeyi, sevincimizin tamamlanmasını, şifa ve tazelenme almayı diledi. Tapınmamızı ve dualarımızı Rab’be sunalım dedi.
Duadan sonra Rab’bi yücelten ilahiler hep birlikte söylendi. İlahilerin sözleri projektör aracılığıyla ekrana yansıtıldığı için herkes bu tapınmaya kolaylıkla eşlik edebildi. Farklı dillerden ve geleneklerden gelen imanlıların tek yürek olarak Rab’bi övmesi, birliğin somut bir ifadesi oldu.
Ardından Kutsal Kitap okumalarına geçildi. Rum Ortodoks Kilisesi temsilcisi Yeremya 1:4–9 ayetlerini okudu. Ermeni Resuli Kilisesi temsilcisi Mezmurlar 131’den seslendi. Katolik Kilisesi temsilcisi ise Aziz Matta 25:14–18 bölümünü okudu.
Vaaz, Protestan Kilisesi temsilcisi Pastör Benan tarafından verildi.
Birlik Çağrısı ve Vaftizin Armağanı ;
Paylaşılan sözler, iman yolculuğumuzda sorumluluk almanın, Rab’bin bize emanet ettiklerini sadakatle çoğaltmanın önemini vurguladı.
Bu hafta birçok kilisede Hristiyan birliğinin temeli üzerine düşünmeye davet edildik. Özellikle Efesliler Mektubu’nun 4. bölümünde yer alan ayetler, imanlıların birlik içinde yaşamasının ne kadar önemli olduğunu bize hatırlatıyor. Kutsal Yazılar şöyle der:
“Beden bir, Ruh bir… Rab bir, iman bir, vaftiz bir.”
Bu sözler, Mesih’te çağrıldığımız yaşamın özünü özetler. Farklı kültürlerden, dillerden ve geleneklerden geliyor olabiliriz; kiliselerimizde farklı uygulamalar ve yorumlar bulunabilir. Ancak imanımızın temel noktalarında birlik içinde olmamız gerekir. Çünkü bizler aynı Rab’be ait tek bir bedenin üyeleriyiz.
Vaazda özellikle vaftizin anlamı üzerinde duruldu. Vaftiz yalnızca bir tören değil, Tanrı’nın Kilise’ye verdiği büyük bir armağandır. Vaftizle birlikte eski yaşamımızı geride bırakır, Mesih’le birlikte yeni bir hayata doğarız. Suya dalış, günahın ve eski insanın geride kalışını simgeler; sudan çıkış ise Mesih’te diriliş ve yenilenmiş yaşamın başlangıcıdır.
Vaftiz aynı zamanda dış dünyaya bir tanıklıktır. İmanla alınan bu armağan, Tanrı’nın lütfunu açıkça ilan eder. Bununla birlikte vaftiz, bizi yalnızlıktan kurtarır; artık yeni bir ailenin, yani Kilise’nin bir üyesi oluruz.
Tanrı her imanlıya farklı armağanlar verir. Kimimiz hizmet eder, kimimiz öğretir, kimimiz dua ile destek olur. Önemli olan, her birimizin Kilise bedeninde kendi yerini sevgiyle ve sadakatle yaşamasıdır.
Bu birlik çağrısı kolay değildir; saygı, hoşgörü ve sabır gerektirir. Ancak Rabbimiz bizi bu yola çağırmıştır. O, halkını koruyacak ve armağanlarıyla güçlendirecektir.
Buluşmamız, İznik Konsili’nden bu yana imanımızın ortak ifadesi olan iman ikrarının hep birlikte okunmasıyla devam etti. Ardından Göklerdeki Babamız duasını tek yürek ve tek ses olarak Rab’be sunduk. Söylenen ilahilerle bu anlamlı birliktelik sona erdi.
Programın ardından, özenle hazırlanmış ikramlar paylaşıldı. Aynı sofrayı paylaşmak, Mesih’te kurulan birliğin yalnızca duada değil, gündelik yaşamın içinde de yaşandığını bizlere bir kez daha hatırlattı. Bu akşam, iman, dua ve paylaşımla zenginleşen bir tanıklık olarak yüreklerimizde yer etti.
8.Gün (24 Ocak 2026 Cumartesi, saat 18.00)
Surp Vartanants Ermeni Kilisesi
Hristiyanlar Arası Birlik Duası Haftası’nın sekizinci ve son gününde, Yeşilköy ve Bakırköy kiliseleri cemaati olarak birlikte bir otobüsle Surp Vartanants Ermeni Kilisesi’ne gittik. Farklı kiliselerden gelen topluluklar ve çok sayıda ruhani din adamının katılımıyla gerçekleşen bu anlamlı buluşma, Rab’bi yücelten ilahilerle başladı.
Ardından Kutsal Kitap okumalarına geçildi. Protestan Kilisesi temsilcisi Özdeyişler 3:7–8 ayetlerini okudu. Rum Ortodoks Kilisesi temsilcisi Mezmurlar 119:97–104 ayetleriyle Tanrı Sözü’ne olan sevgiyi dile getirdi. Süryani Ortodoks Kilisesi temsilcisi ise Aziz Matta 26:17–30 bölümünü okuyarak Rab’bin Sofrası’nı hatırlattı.
Bu birlik gününün vaazını, Türkiye Ermeni Kiliseleri Kadasetli Patriği Sahak II Hazretleri verdi.
Vaaz Özeti – Sahak Maşalyan Patrik Hazretleri,
Kasım ayının ortasından Ocak ayının ortasına kadar Hristiyan dünyası, Rabbimiz ve Kurtarıcımız Mesih İsa’nın doğumunu hatırlayarak bu müjdeyle yaşar. Meleklerin çobanlara verdiği “Size bir Kurtarıcı doğdu” haberi, dünya tarihindeki tüm sözde kurtarıcılardan farklı bir gerçeği ilan eder. Mesih İsa, yalnızca insanı değil, ölümü yenerek kendisini de kurtaran; iman edenleri bedeni ve kanıyla kendisine birleştiren tek Kurtarıcıdır. Bir doğumun aylarca anılması, doğan Kişi’nin büyüklüğünü ve gerçekleştirdiği kurtuluşu göstermektedir.
Kiliseler arası Dua Haftası, bu müjdenin ışığında kilisenin birliği üzerine düşünmek için önemli bir zamandır. Bu haftanın özeti, İsa Mesih’in Yuhanna İncili’nin 17. bölümünde dile getirdiği şu dua ile ifade edilebilir:
“Ey Baba, bizim bir olduğumuz gibi onlar da bir olsunlar.”
Kilise tarihi yüzeyden bakıldığında bölünmelerin, mezhep çatışmalarının ve karşılıklı yaralanmaların tarihi gibi görünse de, Mesih’in bu duasında derin bir sır vardır. Mesih, kilisenin birliğini insan iradesine, mezheplere ya da gelecek kuşaklara emanet etmemiştir. Kilisenin birliğini Baba’ya ve Kutsal Ruh’a teslim etmiştir. Çünkü kilisenin birliği, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un kendi iç birliğinde temellenir ve garanti altındadır.
Kilise, Mesih’in mistik bedenidir. Bu birlik, insan aklıyla tam olarak kavranamaz; vaftizde, Efkaristiya’da ve Kutsal Ruh’un işleyişinde olduğu gibi bir sırdır. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına vaftiz olan herkes, görünürdeki ayrılıklara rağmen Mesih’in tek bedenine dahildir. Mesih, kendisine ait olanları bilir.
Kilise, dalları farklı yönlere uzansa da tek kökten beslenen büyük bir ağaç gibidir. Dallar zaman zaman birbirine çarpabilir, kırılabilir; ancak bu, ağacın tekliği gerçeğini değiştirmez. Bizi birleştiren bağlar, bizi ayıranlardan çok daha güçlüdür.
Gerçek birlik, sevgi ve saygı ile görünür kılınır. Karşımızdaki kişide Mesih’i görebilmek, onu Mesih’te kardeş olarak kabul edebilmek ekümenizmin özüdür. Dil, millet, gelenek farkı gözetmeksizin Rab’be iman eden herkes büyük bir ailenin parçasıdır.
Mesih’in dediği gibi, insanlar imanlıların birbirine olan sevgisini gördüğünde O’na inanacaktır.
Bu nedenle kilisenin birliğini görünür kılan buluşmalar, ortak dualar ve ortak iman ikrarları büyük önem taşır. Kiliseler arası Dua Haftası, her şeyi çözmese de, bu birliğin yaşandığı ve tanıklık edildiği kıymetli bir andır.
Hep birlikte okunan iman ikrarının ardından evrensel dualar yükseldi. Ardından altar önünde bir araya gelen tüm ruhani önderlerin birbirlerini sevgiyle kucaklaması, Mesih’teki birliğin en somut ve en dokunaklı ifadesi oldu. Paylaşılan bu anlar, yüreklerimizi sevinçle doldurdu ve sevgimizi yeniden tazeledi.
Her yıl olduğu gibi, birlik ve beraberliğin yalnızca sözde değil, yaşanan bir gerçeklik olduğunu bu buluşmada hep birlikte deneyimledik. Dualarımızın sonunda hepimiz takdis edildik. Ruhaniler kutsal mekândan kortej eşliğinde ayrılırken, koro “Siyoni Vortik” ilahisini seslendirdi; bu ilahinin ezgileri, birlik duası haftasının son gününü şükran ve umutla tamamladı.
Programın ardından kabul salonunda sunulan ikramlar eşliğinde edilen hoş sohbetlerle birlikteliğimiz devam etti. Farklı geleneklerden gelen imanlıların aynı sofrada buluşması, Mesih’te tek beden olduğumuzun sessiz ama güçlü bir tanıklığıydı.
Bu anlamlı hafta boyunca farklı kiliselere güvenli ve düzenli bir şekilde ulaşmamızı sağlayan Bakırköy Belediyesi’ne ve emek veren tüm şoförlerimize içten teşekkürlerimizi sunarız. Gösterilen bu özen ve hizmet, birlik yolculuğumuzun önemli bir parçası oldu.
Birlik Duası Haftası, yüreklerimizde sevinç, umut ve kardeşlik duygularını derinleştirerek sona erdi.
Makale ve resimler: Sevcan Sophia Demir
