İkinci Vatikan Konsili Kutsal Ayin Hakkında Anayasa’nın ilanının altmışıncı yılında
Türkiye’de birinin doğum gününü kutlamak için söylenen sözler arasında en sevdiğim ifade aklıma geliyor: iyi ki varsın! Başka bir deyişle: var olman, doğmuş olman çok güzel ve tarihinle, eşsiz ve tekrarlanamaz niteliklerinle dünya hayatına harika bir katkı sunuyorsun. Ancak son haftalarda, bu güzel iyi dilek ifadesini bir kişiye değil, Kilise’nin yakın tarihi ve güncel yaşamı için büyük önem taşıyan bir belge için kullanmak istiyorum: 4 Aralık 1963’te Papa Aziz VI. Pavlus ve İkinci Vatikan Ekümenik Konsili’ne katılan tüm Pederler tarafından ilan edilen ve geçtiğimiz haftalarda altmış yaşına giren, kutsal litürjiye ilişkin ‘Sacrosanctum Concilium’ anayasası.
Yani: iyi ki varsın “Sacrosanctum Concilium”! İyi ki varsın, çünkü İsa’nın ayin kutlamalarında simgesel olarak değil, gerçekten var olduğunu hatırlatıyorsun. Istıraplarının, ölümünün ve dirilişinin Paskalya gizeminde esas olarak insanlığın kurtuluşu işini tamamlayan ve bu büyük işi başarmaya devam etmek için Allah’a mükemmel bir şekilde yücelik veren Mesih İsa her zaman Kilise’de özellikle de ayin kutlamalarında mevcuttur. Kurban sunu ayini sırasında sadece görevi yapan kişinin şahsında bulunmakla kalmaz, fakat özellikle Efkaristya’da “rahipler aracılığıyla, haç üzerinde sunmuş olduğu kendi kurbanının aynısı sunulur” . Kendi kudretiyle, kutsal gizemlerde mevcuttur, böylece bir insan vaftiz olduğunda onu vaftiz eden bizzat Mesih İsa’nın kendisidir. Kilise’de, Kutsal Yazılar okunduğunda konuşan kişi kendisi olduğundan dolayı, Kendi Kelamı’nda mevcuttur. Son olarak, Kilise’de dua edildiğinde ve ilahi söylendiğinde, bize söz vermiş olduğu gibi, o aramızda mevcuttur: “Nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa, ben de orada, aralarındayım” (Mt. 18, 20)
İyi ki varsın «Sacrosanctum Concilium», Çünkü sözlerin, kim olduğumuzu daha iyi anlamaya yardım edecek. Bizler, “hem insani hem ilahi olan, hem görünenle hem de görünmeyenle donatılmış; hem eyleme geçmeye istekli, hem de amacı üzerine derin düşünceye dalmış; bu dünyada, ama henüz yurdunda olmayan” (SC, 2) Kilise’yiz. Hepimiz Mesih’in işiyle birleştirdiği sevgili geliniyiz (bkz. SC, 7). Bu nedenle artık bir kişinin ayini diğerlerinin önünde kutlayıp diğerlerinin pasif olarak izlemesi gerçekten kabul edilemez. Ayine başkanlık eden kişinin önderliğinde, katılan herkes hep birlikte ayini kutlar, çünkü cemaat, hiyerarşiden daha önemlidir. Ayini görevlilerin düzenini oluşturan rahipler birliği kutlarken; vaftiz edilenlerin oluşturduğu rahipler topluluğu tarafından bu ayinin pasif olarak izlediğini düşünmek kabul edilemez. Aksine, ayine katılan her bir kişi, başkanlık eden birinin önderliğinde kutlama yapar, çünkü topluluk (yani cemaat) hiyerarşiden daha önemlidir, vaftizlilerin rahipler topluluğu, gerekli olan atanmış ruhbanların topluluğundan daha büyük ve daha güzeldir. Bu nedenle anne Kilise her zaman büyük bir arzu ile tüm iman edenlerin litürjik kutlamalara tam, bilinçli ve aktif katılımını arzu eder. Bu katılım litürjinin doğası gereğidir ve Anne Kilise, tüm inananların, ayin tabiatının gerektirdiği şekilde, tam bir bilinçle ve aktif katılımla Litürjik kutlamaya yönlendirilmiş olmalarını arzu eder. “Seçilmiş soy, kraliyet kâhinliği, kutsal ulus ve kurtarılmış halk” olan Hristiyan halkının bu şekilde katılımı vaftizlerinin gerektirdiği bir hak ve yükümlülüktür (1 Pet. 2,9; bk. 2,4–5) (SC, 14). Elbette böyle bir katılımın gerçekten “tam” olabilmesi için, onu yalnızca entelektüel boyuta ya da salt pratik işlevselliğe indirgemekten kaçınmak, insanın iç ve dış bütünlüğünün, kardeşleriyle birleşerek, nihayetinde yaşamda derin bir dönüşüm yaratabilecek şekilde kutlanmakta olan kurtuluş gizemine dâhil olmalarına izin vermek gerekir.
İyi ki varsın “Sacrosanctum Concilium”: Çünkü bizi ulaştığımız noktayla, zaten anlamış göründüğümüz şeylerle, her zaman yaptığımız ve çoğu zaman sadece otomatik ve sıkılarak tekrarladığımız şeylerle tatmin olmamaya davet ediyorsun. Özellikle herkesi: ruhbanları, adanmış kişileri ve laik imanlıları litürjik formasyona cesur bir bağlılık göstermeleri için mistogojinin kadim yoluna ve onun üç temel odağına ısrarla yöneltiyor oluşun çok önem taşıyor. Bu üç temel odak: Ritüelleri; kurtaran etkinlikleri ışığında yorumlamak; Kilise’nin yaşayan geleneği ile uyum içinde olmak ve ritüellerin içeriğindeki işaretlerin anlamını tanıtarak bu işaretlerin Hristiyan yaşamı ile ilişkilerini ortaya koymak’tır. Bu odaklara yönelmek üzere herkese yapılan bu çağrı büyük bir önem taşıyor.
İyi ki varsın «Sacrosanctum Concilium», Çünkü bize güzelliğin değerini göstermekten asla vazgeçmiyorsun. Bu herkesin erişebileceği bir müjdedir, çünkü herkesin derin arzusu ve herkesin anladığı bir dildir. Güzellik ayinin sadece dekoratif bir unsuru değil, Allah’ın kendisinin ve vahyinin bir niteliği olduğu için ayinin kurucu bir unsurudur. Horev Dağı’nda Allah’ı şiddetli rüzgârda, depremde ya da ateşte değil, hafif bir rüzgârın esintisinde bulan Peygamber İlyas’ın deneyimine benzer şekilde, ayinlerde de güzellik; kutsallığını bazı gösterişçilerin zenginliğinde ya da dizginlenemez özgünlüğünde değil, tüm ayinlerin ışıldaması gereken asil sadelikte bulmalıdır.
F. Cassingena-Trèvedy, litürjinin Mesih’in temel hareketlerini hatta daha da radikal olarak, Allah’ın bize yönelik eylemini yani Mesih’i ortaya çıkardığında güzel olduğunu yazarken haklıydı. Kilise, yüzyıllar boyunca ve bugün de, litürjinin güzel olması için, sanatın dostu ve destekçisi olduğunu göstermiş, sanatın “insan yaratıcılığının en asil faaliyetleri arasında” olduğunu ve “sonsuz ilahi güzellikle ilişki içinde” olduğunu kabul etmiştir (bkz. SC, 122). Aynı zamanda, her Hıristiyan topluluğunun, özellikle de ayinleri yönetmeye çağrılanların, ayin normlarına itaat etmek, ayinin çeşitli dillerini takdir etmek, içinde hareket edilen somut durum hakkında sevgi dolu ve bilgelik içinde bilgi sahibi olmak ve her şeyden önce işaretlerin doğruluğuna ve niteliğine doğru değeri vermekten oluşan gerçek bir “kutlama sanatı” edinmeleri acil ve gereklidir, çünkü tıpkı hayatta olduğu gibi, ayinlerde de sadece doğru olan güzeldir.
Bu ve bunun gibi birçok nedenden ötürü iyi ki varsın “Sacrosanctum Concilium”. İyi ki varsın, çünkü seninle Kilise’nin gerçek Geleneğinin zenginliği ve güzelliği ortaya çıkıyor. İyi ki varsın; çünkü belgenin her satırı sadece Allah’ın eserinin bizim gözümüzde ne derece hayranlık uyandırdığını göstermekle kalmıyor, aynı zamanda bir insanın ne kadar güzel şeyler yapabileceğini de ortaya koyuyor. Hepsinin ötesinde, Konsil’den onlarca yıl önce çaba sarf ederek ve yanlış anlamalar olsa da Litürjik Hareket’in en yetkili savunucularının uzağı görerek zamanın işaretlerini okuma yetileri sonucunda önerdikleri olmasa, sende resmiyet ve somutluk kazanacak yenilenme örneği olarak burada olmayacaktın.
Seni hazırlayanların bilgeliği olmasaydı, Konsil Salonu’nda seni onaylayan 2162 episkoposun pastoral ilgisi ve ortak yaşam ruhu olmasaydı, ilerleyen yıllarda senin aracılığınla talep edilen reformları gerçekleştirenlerin bilgeliği olmasaydı, seni karşılayan, derinleştiren, açıklayan ve hayatlarında ve misyonlarında uygulayanların alçakgönüllülüğü olmasaydı sen altmış yaşına varamazdın. Geleceğe bakmak için mirasımızı kabul etme arzusu ile (ve yapacak pek çok şey olduğunu bilerek) bu pek çok kişinin her birine yürekten söylemek istiyorum: İyi ki varsınız!
P. Alessandro Amprino
Foto : CNS/Catholic Press Photo
Çeviren: Şule Rogenbuke
