2025 JÜBİLESİ

İnsanlık tarihinin bu müstesna döneminde yaşadığımız için Tanrı tarafından derinden kutsanmış durumdayız. 2025’e yaklaşırken, hem bir bütün olarak insanlık için hem bu dünyadaki hacılar olarak inanç yolculuklarında kendilerine eşlik eden Tanrı’ya minnettarlıklarını, şükranlarını ve övgülerini ifade etme fırsatına sahip olan imanlı insanlar için kendimizi önemli ve kutsanmış bir dönüm noktasında buluyoruz.

Bu lütuf anında Papa Franciskus, 2025 yılının her 25 yılda bir gerçekleşen jübile yılı olacağını ilan etti. Dünyadaki tüm imanlıları dua, derin düşünme ve tefekkür için zaman ayırmaya çağırdı. Bu vesileyle, tüm insanlığı “umut yolcuları” olarak yaşamları üzerinde düşünmeye davet etti. Tanrı’nın bu dünyadaki halkı olarak bu, varlığımızın merkezinde yer almaktadır.,

Papa Franciskus hepimizi Rab’bin bize sunduğu zamanın işaretlerinde umudu keşfetmeye çağırıyor. İkinci Vatikan Konsili’nin vurguladığı gibi: “Kilise, her çağda, zamanın işaretlerini incelemek ve bunları Müjde’nin ışığında yorumlamakla görevlidir; böylece her kuşağa uygun bir şekilde, insanların şimdiki ve gelecekteki yaşamın anlamı ve birbirleriyle ilişkileri hakkındaki ebedi sorularına yanıt verebilir” (Gaudium et Spes, 4). Dünyamızda var olan muazzam iyiliğin farkına varmalıyız ki kötülük ve şiddetle boğulduğumuza inanma ayartısına kapılmayalım. İnsan kalplerinin Tanrı’nın kurtarıcı varlığına duyduğu özlemi de içeren zamanın işaretleri, umudun işaretleri haline gelmelidir.

İsa’nın kendisi, havarilerinden fiziksel olarak ayrılmadan önce, Efkaristiya’da ebedi varlığının canlı bir işaretini bırakmıştır. Kilise, Uluslararası Efkaristiya Yılı ile önemli bir an yaşadı ve şimdi de Büyük Jübile yılına giriyor. Papa haklı olarak bu etkinliklerin, Alfa ve Omega olan İsa’ya olan inancımızı derinleştirmek ve dünya için umut ve kutsama araçları olmamızı sağlayan iç özgürlüğümüz için önemini vurgulamaktadır.

Efkaristiya bu Kutsal Yıl kutlamalarında ayrıcalıklı bir yer tutmalıdır. Bu Jübile Yılı yoğun bir Efkaristiya yılı olmalıdır. Efkaristiya aracılığıyla Beden Almış Kelam’ın gerçek mevcudiyetinin tanınması Hristiyan’ın iman yaşamının merkezinde yer almalıdır. İsa Efkaristiya’da gerçekten, hakikaten ve esasen mevcuttur, öyle ki onunla konuşabilir, ona tapabilir ve onu kabul edebiliriz.

İsa’nın takipçileri olarak, İsa’nın kendisini yiyecek olarak sunduğu sunağa her yaklaştığımızda, ona her zaman hem fiziksel hem de ruhsal olarak yaralı insanlar olarak geldiğimizi, dünyanın kaygılarıyla aşırı yüklendiğimizi, kendi içimizde kırılmışlık ve parçalanmışlık yaşadığımızı fark ederiz. İsa’ya her zaman imanımızın verdiği inançla geliriz. Efkaristiya’da onunla bir araya gelmek bizim iyileşmemiz, bütünlüğümüz, kutsallaşmamız ve kutsallığımızdır.

Papa’nın dediği gibi, Efkaristiya bize, Tanrı’nın insanları ve İsa’nın takipçileri olarak, savaşlar, şiddet, yolsuzluk, adaletsizlik, ahlaki bozulma ve kötülük nedeniyle birçok yönden acı çeken bir dünyaya gitme ve İsa’nın varlığı aracılığıyla onu dönüştürme, böylece umut ve barışın araçları olma gücü verir.

2025’in Büyük Jübilesi yaşamlarımızı yenilesin ve dünyanın yüzünü Rab’bin Ruhu ile canlandırsın.

P. Felianus Dogon, OFM

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir