TEK BİR BEDENDE BİRLEŞMEK: Komünyon Ayinleri ve Cemaatin dağılması

“Tanrı’ya şükrettiğimiz şükran kâsesiyle Mesih’in kanına paydaş olmuyor muyuz? Bölüp yediğimiz ekmekle Mesih’in bedenine paydaş olmuyor muyuz? Ekmek bir olduğu gibi, biz de çok olduğumuz halde bir bedeniz. Çünkü hepimiz bir ekmeği paylaşıyoruz.”  (1 Ko. 10,16-17). Havari Pavlus’un bu sözleri, Efkaristiya kutlamasındaki Komünyon ayininin derin anlamını kavramamıza yardımcı oluyor.  

Bu, kendilerine dua etmeyi öğretmesini isteyen öğrencilerine bizzat İsa tarafından verilen Göklerdeki Pederimiz’in okunması ya da ezgi ile söylenmesi ile açıklığa kavuşmaktadır. Quito’daki Efkaristiya Kongresi’nin Esas Belgesi, bu bağlamda şunu hatırlatıyor: “Göklerdeki Pederimiz duası, cemaatin ortak duasıdır: esasen aile ilişkileri içinde yaşayan bir cemaatin duasıdır. Allah’ı ‘Abba (Baba)’ olarak tanımakla İsa’nın öğrencileriyle tüm insanlar arasında kurulan bağı da ilan etmiş oluyoruz”. (IEC, Quito 2024, Esas Belge, n. 23) İkinci Vatikan Konsili’inin ardından, en kadim Hristiyan geleneği tekrar canlandırılarak iman edenlerin bu duayı kollarını açıp göğe doğru uzanarak okumalarına bir kez daha izin verildi. Bu son derece güzel hareket, dua eden insana dair Kutsal Yazılar’daki imgeyi akla getirmektedir. 

Allah’ı babamız olarak tanımakla doğal olarak ortaya çıkan kardeşliğin bu bağlarını rahip ya da diyakon bizleri “selamet / barış işareti” vermeye davet ettiğinde gözle görülür bir şekilde ifade ederiz. Bu çok önemli an geçiştirilmeden, samimiyetle yaşanmalıdır. 

Bundan sonra Ayin’e başkanlık eden ruhban, kutsanmış ekmeği kırar. Bu, Efkaristiya’nın temeli olan son derece güzel bir andır. Kutsal Ayin’e tek bir adla “fractio panis” (ekmeğin kırılması) adını veren ilk Hristiyanların deneyiminden bunu öğreniyoruz. Bu, İsa’nın insanlara olan sevgisinin, merhametinin ve bize kendisini tamamen verdiğinin işaretidir. Ne harika bir olay! İnsanlar tek bir bedende ve tek bir ailede birleşsinler diye ekmek bir çok parçaya bölünüyor! 

Kırılan ekmek, altara yaklaşan tüm imanlılara dağıtılır. Litürjik normlar, bunu elimize ya da doğrudan damağımıza, ayakta ya da diz çökerek alabileceğimizi öğretiyor. Herkes uygun gördüğü şekilde davranmakta özgür olmalı, ancak farklı davrananları yargılamamalı ve hor görmemelidir. Bu da komünyondur. Kutsal ekmeği alan her imanlının söylediği “âmin” ve komünyon eylemi, “Rab’bin eylemleri ve sözlerinde mevcut merhameti dünyaya sunan kardeşlerden oluşan kardeşler topluluğunu yani Mesih’in Bedeni olan Kilise’yi tarihte görünür kılma amacındadır.”  (IEC Quito 2024 , Esas Belge, n. 33).

Efkaristiya ekmeğinin dağıtılması bitince, ayine başkanlık eden rahip alınan Sakramentin iman edenlerin hayatında iyi meyveler vermesi için dua eder ve ardından son takdisi verir. Bu andan sonra cemaat dağılır. Ancak buna bir “son” olarak bakmamak gerekir. Bu, Kilise’nin ve iman edenlerin Efkaristiya yaşamında bir görevin, gönderilmenin başlangıcıdır: “Sevgili dostlar, rahip ya da diyakon ayin sonunda “Mesih’in esenliği içinde gidin” dediğinde lütfen gidin! Gidin! Gidin! Duyduğunuzu, dokunduğunuzu ve tattığınızı başkalarıyla paylaşmalısınız. İsa’nın armağanını aldık. Gidelim ve dünyanın yaşamı için İsa’yı şevkle ve sevinçle ilan edelim!” (Card. Luis A.G. Tagle).

Metni : P. Alessandro Amprino, İzmir

Foto:https://fr.wikipedia.org/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir