INFLUENCER JÜBİLESİ, YÜZEYSELLİĞE TESLİM OLMADAN DİJİTAL SORULARI DİNLEMEK

Dijital dünya nasıl imanı iletme aracı haline gelebilir? Bu, içinde yaşayanların “ritmini, yaralarını, sorularını” üstlenerek, yüzeyselliğe ya da “kahramanlığın cazibesine” teslim olmadan yapılabilir. Kendini sadece ‘influencer” olarak değil, gerçek ‘tanıklar’ olarak duyurmakla;  dinlemek, “paradoksal da olsa” “sessizliğin değerini” teşvik etmekle bunu yapmak mümkündür. Aksi takdirde, duyarsız ‘kaydırma’ kültürüne bağımlı bir ‘meta’ haline gelme riski ortaya çıkar. Bu durumda, yeni ve karmaşık bir terim için Papa Franciskus’un bize kazandırdığı terimi kullanmak yararlı olacaktır: “samaritanize etmek”, yani acı çekenlerin komşusu olmak, “Tanrı’nın merhametini” her yerde mevcut kılmak.  Bunlar, yaklaşık 1.100’ü Roma’ya gelen dijital misyonerlerin ve Katolik influencerların 28 Temmuz’da Auditorium Conciliazione’de açılışı yapılan Jübilesine rehberlik eden fikirlerden bazılarıdır. Katılımcılar Via della Conciliazione’de, Kardinal Devlet Sekreteri Pietro Parolin, Müjdeleme Bakanlığı Sekreteri ve Kutsal Yılın organizasyonundan sorumlu Başepiskopos Rino Fisichella, İletişim Bakanlığı Yardımcısı  Paolo Ruffini ve Sekreter Monsenyör Lucio Ruiz ile bir araya geldiler. 

Kardinal Parolin konuşmasına sosyal medyanın amaç ve hedeflerinden söz ederek başladı. “Sosyal medyanın amacı, her şeyden önce bilgi sağlamaktır. Ancak, ‘bizi insan yapan şeyin soru sorma yeteneğidir. Bugün bize meydan okuyan soru: toplumsal dinamikleri hızla dönüştüren dijital dünya nasıl imanı iletme aracı haline gelebilir?” Kardinal, Kilise’nin halihazırda izlediği yolun “dünyada olmak ama dünyadan olmamak”, zamana ait olmadan zamanı yaşamak olduğunu hatırlattı. Bu nedenle, kilise cemaati bu çığır açan değişimler karşısında pasif kalamaz, aksine diyalog kuran ve İncil’i ilan eden bir tutum takınmaya çağrılır. Parolin’e göre teknoloji artık diğer araçlardan sadece biri değildir: bir dil, dünyada yaşamanın bir yolu haline gelmiştir. Bu nedenle Kilise ‘önceden belirlenmiş şemaları’ uygulamamalı, yaratıcılığı geliştirmelidir. Kardinal Parolin sözlerini şöyle sürdürdü: “İncil’i ilan etme görevini dijital ortamda yerine getirmek, anonimliğe, yüzeyselliğe ya da kahramanlığın cazibesine kapılmadan, o alanda yaşayanların ritmini, yaralarını, sorularını ve arayışlarını üstlenmek anlamına gelir. İncil görevi, her zaman, otantik karşılaşmaları konuşmaya; ve hakikati hoş şeylere tercih eden bir Hristiyan tarzı gerektirir. Müjdeleme, dijital araçlara hâkim olanlara ayrılmış bir ayrıcalık değil, herkesin sorumluluğudur. Panama’da, 2019 Dünya Gençlik Günü vesilesiyle Papa Franciskus Meryem’i “Tanrı’nın influencerı” olarak adlandırdı; ondan sonra 14. Leo “verilerin mevcudiyeti” yerine “yaşamın gerçek anlamının” tanınması çağrısında bulundu. Parolin’e göre bugünün zorluğu tam olarak ‘dijital ortamı yeni kılmak’tır. 

Monsenyör Fisichella “Evangelizasyondan söz ettiğimizde, genellikle içeriğe odaklanırız ve çoğu zaman kimin evangelize ettiğini ve kimin evangelize edildiğini unuturuz” sözleri ile  Hristiyan tanıklığının ilişkisel ve kişisel boyutuna dikkat çekti. Başepiskopos Fisichella, “Atılması gereken ilk adım, ‘lütfun sonu değil, aracı olduğumuzu’ kabul etmektir. Aziz Paul VI, Evangelii Nuntiandi adlı Apostolik Öğüt’ünde, dünyanın artık öğretmenleri değil, tanıklık edenleri dinlediğini yazmıştır. Bugün dünya, influencerları olduğu gibi dinlemiyor, ancak tanık olduklarında onları dinliyor” dedi.  

Yazan: Edoardo Giribaldi – Vatikan Şehri

Resimler: EWTN Vatican

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir