Lidya Yakıcı (Antakya)
Öncelikle bu hacılığı yaşama deneyimini yakalamış olduğum için çok mutlu ve şanslı olduğumu hissetmekteyim. Bize bu fırsatı yaratan Kilise önderlerimize Doğu ve Batı kültürü mistisizmini bir araya getirme çabalarından dolayı teşekkürlerimi sunmaktayım. Bu çaba sayesinde kültürlerarası bir etkileşimi ve özellikle ruhta bir olma fırsatını yakaladım ve özellikle gönülden hizmet veren herkese de sonsuz teşekkürlerimi sunmaktayım.
Çünkü karşılıksız ve sevgi ile yapılan şeyin ödülü Tanrı tarafından her zaman karşılanacaktır. Geçirdiğim bu süre zarfında sokaklarda özgürce ilahiler söylemek, yeni ve kalıcı dostluklar edinmek, hayat deneyimlerimizi paylaşmak, kültürün bir öğesi olan danslarımızı öğretmek, farklı yerleri görmek, hepsi benim için değerli, manevi şeylerdi. Papa Francesco Hazretlerinin de biz gençlere söylemiş olduğu “Parlayın, dinleyin korkmayın!” sözleri ışığının depremin yıkmış olduğu şehrimde öncelikle kendime sonra da cemaatime ve gençlerine her zaman ilerleme umudunu barındırmalarında yardımcı olacağı ümidindeyim.
La Sagrada Familia Bazilikasında yaptığımız ayinde bir İtalyan gencin arkasında yazılan Papa II. Jean Paul’un sözü dikkatimi çekmişti. Şöyle yazılıydı: “Prendete in mano la vostra vita e fatene un capolavoro!”. Bu DGG sayesinde biz gençlerin artık hayatlarımızdaki korkuları bir kenara itip parlayıp, onu bir şaheser haline getireceğimize yürekten inanmaktayım. Bu nedenle tekrardan bu hacılık deneyimini yaşadığım için teşekkür ederim.
***
Melis Sahra Demirkol (İzmir)
GMG yolculuğuna çıkmadan önceki haftalarda birtakım yaşanmışlıklarım sebebiyle içimde hiç söndüremediğim bir ateş mevcuttu ve başta kendim olmak üzere tüm insanları ve Allah’ı anlamak adına kafamda çok sayıda soru vardı. Bu yüzden Göklerdeki Baba’mıza bu hac yolculuğunda iç huzurumu bulabilmek için yardım etmesi ve bana hakikati göstermesi için çok dua ettim. Her şeyin başında Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen 40 kişilik bir grubun parçası olarak grubumuzun sahip olduğu birlik, beraberlik ve sevgi sayesinde daha ilk günden kendimi çok iyi hissettim. Bu hissiyat Dünya’nın her tarafından gelen ve İsa Mesih’e iman eden binlerce gençle kutladığımız ayinler, ettiğimiz dualar, söylediğimiz ilahiler, paylaştığımız sofraların bana getirdiği mutluluk ve aidiyet hissiyatı sayesinde daha da bir pekişti.
P. Antuan başta olmak üzere p. Jawahar, sr. Miriam ve Agi’nin biz gençlerle yakından ilgilendiği bu muhteşem yolculuk daha ilk durağımız olan Reggio Emilia’da deneyimlediğimiz İtalyan misafirperverliği sayesinde çok güzel başladı. Bir İtalyan ailesinin evinde ağırlanmak benim için yepyeni bir deneyimdi.
Sonrasında İtalya’dan Barcelona’ya doğru uzun bir yolculuk sonunda Ürdünlü ve İtalyan kardeşlerimizle dolu bir spor salonuna vardık. Herkesin yan yana uyku tulumları ile yattığı, ortak kullanım alanları ile dolu, kalabalık, kaotik ama macera dolu bir deneyimdi. Üç farklı ülkeden insanın birbirleri ile bu kadar iç içe olmak zorunda olması bir yandan zor bir yandan da unutulmaz ve eğlenceli anılar bıraktı bize.
Barcelona’daki ilk durağımız “La Catedral del Mar” olarak anılan Gotik mimariye sahip bir kiliseydi. P. Antuan’ın bize bir vaazında söylediği gibi Tanrı bizimle gündelik hayatımızda herkes ve her şey üzerinden konuşabilir. Bu yüzden Tanrı’yı duymak ve bu dünyanın hakikatlerini keşfetmek aslında sürekli devinim içinde olan günlerimizin içinde olan detaylarda ve anlarda saklı sonucu çıkarılabilir. Bu kilisede de sütun sayılarının Mesih İsa’nın dirilişini temsil etmesi ve sanatçıların Tanrı’nın hakikatlerini eserlerindeki detaylara saklamasındaki şiirsellik, yolculuk öncesinde aradığım cevaplara beni yakınlaştırdı.
Deniz Katedralindeki deneyimimizden sonra aynı günün akşamına La Sagrada Familia’da gerçekleştirilen mükemmel ayin vardı. Dünyadaki hiçbir cümlenin oradaki ayinde bulunmanın kutsallığını, yüceliğini ve içimize dolan Kutsal Ruh’un yarattığı hissiyatı yansıtabileceğini düşünmüyorum.
Barcelona’dan sonrasındaki deneyimimizde Lizbon’da çok güzel bir okulda karşılandık. Devasa ve doğayla iç içe olan okulda Lizbon’da kaldığımız ailelerimiz ile tanıştık. Onlara her şey için minnettarım. Lizbon’daki ikinci günümüzde Padre Antuan sayesinde Papa Francesco tarafından kabul edilme lütfuna sahip olduk. Papa Francesco alçakgönüllülüğü, cana yakınlığı ve esprileriyle bizi mest etti. Bizi ilgiyle dinledi ve sorularımıza ilgiyle cevap verdi. Ayriyeten Papa Francesco’dan şahsen Türkiye için dua isteme şerefine erişmiş olmak benim için asla unutamayacağım çok büyük bir lütuf oldu.
Bu tanışmanın heyecanını henüz tazeyken, ertesi gün, Papa Francesco ile buluşacağımız yere varmak için sırtımızda çantalarımız ve uyku tulumları ile saatlerce yürüdük. Çok sıcak bir havada yürüdüğümüz bu yol Mesih İsa’nın acılarını paylaştığımız haç yolu olarak kabul ettiğimiz zorlu bir yoldu. Oraya vardığımız an, binlerce gencin hep birlikte o alanda toplanmasıyla doğan o muhteşem atmosfer, o uzun yürüyüşün tüm zorluklarını unutturdu. . Atlantik Okyanusu’nun ve Vasco da Gama köprüsünün hemen yanındaydık. Okyanus havası eşliğinde gün batımının ve binlerce insanın yarattığı sinematik görüntülerin hayatımda hiçbir eşi benzeri yok. Her yerde olduğu gibi orada da bir sürü yeni insanla tanıştık. Devasa ekranlardan takip ettiğimiz etkileyici dans gösterilerinin, sanki melekler söylüyor gibi kulağıma gelen koroları dinlemenin ve Papa tarafından gerçekleştirilen Kutsal Ayine bizzat katılmış olmanın bana verdiği mutluluk ve iç huzuru benim için tarif edilemez.
Son olarak bunu okuyanlara Papa Francesco’nun binlere seslendiği konuşmasından beni en çok etkileyen ve birçok soruma cevap vermiş olan sözlerini paylaşarak bitirmek istiyorum: “Parla, Dinle ve Korkma”.
***
Ahni Cedric Lagou (İstanbul)
Kendi kıtasından çok uzakta, özellikle %99 İslam nüfuslu bir ülkede ve az sayıda kilisenin bulunduğu bir ortamda yaşamak, ailesine ve yerel kilisesine derin sadakatle bağlı her Katolik Hristiyan için gerçekten büyük bir zorluktur. Bu cümle aracılığıyla, Afrikalı Katolik öğrencilerin Türkiye’deki durumunun gerçekliği özetlenmiştir. Ancak, Rabbimin Lütfu sayesinde 2023 Dünya Gençlik Günleri programına katıldım ve bu fırsat düşüncelerimi tamamen farklı bir yöne çevirdi. Gerçekten de büyüyen bir Katolik cemaatinin varlığını gözlemleme fırsatı buldum ve Dünya Gençlik Günleri, bu cemaatten gelen gençlerle birlikte olma şansıydı benim için. Lizbon’da Türkiye’nin farklı bölgelerinden ve dünyanın dört bir yanından gelen bu genç Katoliklerle birlikte Dünya Gençlik Günleri deneyimini yaşamak, kişisel Dünya Gençlik Günleri deneyimimi daha da güzelleştirdi ve Katolik kilisesinin birliğini ve evrenselliğini bir kez daha gösterdi.
Daha derin bir bakış açısıyla, Dünya Gençlik Günleri deneyimi benim kişisel hayatımı yeniden değerlendirmeye ve gerçek sevginin, Rab’la ilişkilerimizde gerçek alçakgönüllülüğün ve affın nasıl gösterildiğine dair birçok soru sormaya beni yöneltti – Çok sinir bozucu durumlarda bir Hristiyan’ın affetmenin gerçekten ne kadar zor olduğunu gözlemleme fırsatı buldum. – Tüm bu sorular ve beraberinde gelen zorluklarla yüzleşirken, yalnızca Rab’ın gerçek sevgisi yeterli oluyor ve kalplerimizin yenilenmesi çözüm olarak kalıyor. Bu Dünya Gençlik Günleri deneyimi, benim için Rab’a doğru attığım bir adım daha, hatta yabancı bir toprakta olmama rağmen. Bu deneyimi yeniden yaşamak istiyorum.
Son olarak, Anadolu Bölgesi Episkoposluk Baş Vekili Peder Anthuan Ilgıt’a, ve Türkiye Katolik gençliğinin Dünya Gençlik Günleri’ne katılımı için büyük çaba sarf eden tüm ekibe teşekkür etmek isterim ve Allah sizi takdis etsin.
