“Şimdi hayatlarınızı yeniden inşa etmelisiniz. Genç ve güçlüsünüz, cesur olun!”. Anadolu ve İstanbul Havarisel Vekillikleri ile İzmir Başepiskoposluğundan gelen yaklaşık 40 genç, Portekiz’de gerçekleşecek olan Dünya Gençlik Günü’ne (DGG) katılmak üzere 27 Temmuz Perşembe günü İstanbul Havalimanında buluştuklarında, Papa Francesco’nun onları heyecanla Lizbon’da beklediğinden ve her birinin gözlerine bakarak bu cesaret verici sözleri söyleyeceğinden haberdar bile değildiler.
Bu yıl otuz sekizincisi gerçekleştirilen DGG’ye Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu’nun onayıyla iki ayrı grup katıldı. Katılımcılarının daha çok İstanbul’dan olduğu veİstanbul Havarisel Vekili Mons. Massimiliano Palinuro ile p. Jacky Dohen’in eşlik ettiği ilk grup İstanbul’dan doğrudan Lizbon’a hareket etmeyi tercih ederken, bendenizin p. Jawahar Cutinho, Fokolarini hareketinden Agi Dlabig ve Sr. Miriam Ada Oyarzo ile beraber eşlik ettiği ikinci grup ise İtalya’nın Reggio Emilia Başepiskoposluğu ile tesis edilen kardeşlikkapsamında önce İtalya’ya seyahat etti. İtalya’da yaklaşık bin sekiz yüz İtalyan ve seksen Ürdünlü gençle buluştuk ve ikigece aileler tarafından misafir edildikten sonra büyük bir konvoy halinde otobüslerle Lizbon’a doğru yola çıktık.
Fransa’yı baştan başa geçtikten sonra ilk durağımız Barselona oldu. Burada Ildefonso Falcones’in Türkçeye Deniz Katedraliolarak çevrilen romanında konu edilen Santa Maria del Mar Katedralinde Cizvit biraderim p. Jean-Paul Hernandez tarafından sunulan kateşizmden sonra, kapılarını sadece bizler için açan Barselona’nın efsanevi La Sagrada Família (Kutsal Aile) Bazilikasında Kutsal Efkaristiya Ayinini kutladık. P. Jean-Paul’un Bazilikanın mimarı Antoni Gaudí’nin (1852-1926) iman yürüyüşünü anlatırken Gaudí’den alıntıladığı “İlahi Bilgelik tarafından muhteşem bir mozaikte birleştirilen kırık çanak çömlek parçaları” tasviri hem bana hem de beraberimdeki gençlere Türkiye’deki Kilisemizin birlikte meydana getirdiği mozaiğin renklerini ve zenginliklerini çağrıştırdı.
Bir sonraki durağımız ise İspanya’nın Toledo şehri oldu. Sabah İskenderun’dan Razık Bora, Antakya’dan Lidya ve İzmir’den Yeşua, İtalyan ve Ürdünlü kardeşleriyle iman yürüyüşlerini ve deprem tecrübelerini paylaşarak tanıklıkta bulundular. Onların tanıklıklarıyla manevi olarak yoğunlaşan atmosfer akşam Toledo’nun Katedral Meydanında binlerce gençle beraber tuttuğumuz Tövbe Nöbeti ile doruk noktasına ulaştı. Nöbet süresince ben ve peder Jawahar İspanyol Gotik mimari tarzının başyapıtı olarak değerlendirilen Katedral Primada de Santa María’da gençlerin ardı arkası kesilmeyen itiraflarını dinledik. Onların Rab ile karşılaşma arzusu her ikimiz için de iman yenileyici bir lütuf oldu. Nitekim bizleri İtiraf Gizemine hazırlayan Reggio Emilia-Guastalla Başepiskoposu Mons. Giacomo Morandi’nin duası hepimizin kalplerine dokunmuştu: “Rabbimiz Mesih İsa bizlere Sen’den sadece bir bağışlanma değil, dahası, Sen’den yepyeni bir yaşam, Sen’inle bir yaşam ve herşeyden önce Sen’de bir yaşam dilemek lütfunu bahşet bizlere. Öyle ki bizler de bu felçli adam gibi yerlerimizden sıçrayabilelim ve yürümek suretiyle tapınağa girerek hayatlarımızla Yüce Allah’ı övebilelim! (Elçilerin İşleri 3,1-8). Yaşamımız bir sevinç şarkısı olsun. Çünkü her ne kadar bizler birer günahkâr olsak da bu akşam çok özel bir şekilde bizi çılgınca kendine bağlamak isteyen Rab’bin merhametli sevgisi sayesinde kurtuluşa eriştik”.
3 Ağustos Çarşamba günü Lizbon’a vardık ve burada tekrardan aileler yanında misafir edildik. Hem İtalya’da hem de Lizbon’da bizleri misafir eden ailelerle aramızda kısa zamanda gerçekten çok kuvvetli bağlar oluştu. Türkiye’den gelen Hristiyan gençleri misafir edebilmek için birbiriyle adeta yarışan ailelerin yakınlığı gençlerimiz için Kilisenin evrenselliğinin ve kardeşlik birliğinin sınır tanımazlığının en güzel işareti oldu.
Öğleden sonra Parque Eduardo VII’da düzenlenen Papa’yı Kabul Merasiminde ülkemizin bayrağını gururla taşıma ayrıcalığı İskenderun’dan katılan Mişel Demirci’ye düştü. Parka coşkulu bir atmosfer içerisinde ulaşan Papa konuşmasında Kilisede herkese yer olduğunu söyleyip tüm gençleri yüksek sesle “Herkes! Herkes! Herkes!” diye bağırmaya davet ettiğinde hepimiz bir kez daha Türkiye’deki Kilisemizi düşünmeden edemedik. Nitekim Papa ertesi gün grubumuzu kabul ettiğinde Türkiye Kilisesinin tüm renklerini görecek, gençlerin arasında Latin Katoliklerin, Ortodoksların, Süryani, Keldani ve Ermenilerin, Türkiye’de okuyan Afrikalı ve Venezuelalı öğrencilerin, katekümenlerin de bulunduğunu gördüğünde bu “herkes, herkes, herkes” çağrısının Türkiye’de çoktan kabul gördüğünü anlayacaktı.
Nihayet Papa Francesco tarafından kabul edileceğimiz 4 Ağustos Perşembe günü gelip çattığında her birimizi tarifi imkânsız bir heyecan kapladı. Papa Hazretleri salona girer girmez gülümsemesiyle ve birbiri ardına yaptığı esprilerle birkaç saniye içerisinde hepimizin heyecanını yatıştırmayı bildi. Karşımızda herkesin hayat hikayesini dinlemek, her birimizi tek tek selamlamak isteyen bilge ve sevgi dolu bir büyükbaba vardı adeta. Nitekim yarım saatten fazla süren kabul sırasında Papa hemen hemen herkesle ayrı ayrı ilgilendi, duygulanıp gözyaşı dökenleri ise sessizce beklerken bizlereşunu öğretti: “Bir kardeşimiz ağladığında yapmamız gereken tek şey hiçbir şey söylemeden onun yanında durmak olmalıdır”. Papa insaniyeti ile herkesin duygularını yüreğinde kabul etmişti.
Görüşmenin en özel anlarından birisi ise Papa’nın o gün gençlerden birinin yaş günü olduğunu öğrendiği an oldu. Papa bir saniye dahi beklemezsin yardımcılarından bir doğum günü pastası getirilmesini istedi. Hepimiz coşkuyla ve Türkçe olarak “İyi ki doğdun!” diye haykırırken Papa’nın sevinci gözlerinden okunuyordu. Kabulün bitiminde gençlerimiz hep beraber “İşte Ruh ve Gelin” ilahisini söylediler. Ardından Papa onlardan “Göklerdeki Babamız” Duasını Türkçe okumalarını istedi ve hepimizi takdis ettikten sonra Türkiye Kilisesine selam ve sevgilerini iletti.
5 Ağustos Cuma sabahı, güne grubumuzdaki İtalyan ve Ürdünlü kardeşlerimizle beraber Modena-NonantolaBaşepiskoposu Mons. Erio Castellucci’nin yönettiği Kutsal Efkaristiya Ayini ile başladık. Ayinin ardından çeşitli ülkelerinbayrakların arasında bizler de kendi bayraklarımızı sallayarak ve Türkçe ilahilerimizi coşkuyla seslendirerekgerçekleştirdiğimiz hac yürüyüşüyle yüzbinlerce gencin aylardan beri hazırlandığı buluşma noktası olan Parque Tejo’ya ulaştık. Buradaki baş döndürücü manzarayı tasvir etmek gerçekten kolay değil: Zemininin her karesinin yüzbinlerce mat ve uyku tulumuyla kaplandığı, sınırları olmayan uçsuz bucaksız bir parkta, Papa Francesco’nunkutlayacağı Şafak Ayini’nin görüntülerini yansıtacak yüzlerce dev ekran ve gökyüzüne coşkuyla yükselen her dilden ilahiler.
Bütün bir gece Tejo Parkında bir buçuk milyon gençle beraber dualar ve ilahiler eşliğinde nöbet tuttuktan sonra kutladığımız Kutsal Efkaristiya ayininde Papa Francesco’nun sarfettiği cesaretlendirici sözler dönüş yolunda hepimizin kalplerinde yankılanmaya devam ettiler: “Sevgili gençler, her birinizin gözlerinin içine bakıp şunu söylemek istiyorum: Korkmayın!Korkmayın! Dahası, size çok güzel bir şey söylüyorum. Artık ben değil, size bakan İsa’nın bizzat kendisi. Sizi tanıyan, her birinizin yüreğini bilen, her birinizin hayatını bilen, sevinçleri bilen, üzüntüleri bilen, başarılarınızı ve başarısızlıklarınızı, kalbinizi bilen Mesih İsa’nın bizzat kendisi. Ve bugün burada, Lizbon’da, bu Dünya Gençlik Gününde size diyor ki: ‘Korkma! Korkma! Cesur ol ve korkma!’”.
Şafak Ayininin ardından İtalyan ve Ürdünlü kardeşlerle beraber tekrar Reggio Emilia’ya döndük. Burada misafir edildiğimiz San Prospero Kilisesinde Türkçe ve İtalyanca kutladığımız Veda Ayini ve Festival tarzındaki akşam yemeğinden sonra ise Bologna üzerinden ülkemize döndük. İçimizde bu güzel deneyimi geride bırakmanın ve on beşgünlük birlikteliğimiz boyunca gündelik hayatımızı paylaştığımız kardeşlerimizden ayrılmanın burukluğu olsa da her birimiz kendimizi farklılaşmış hissediyorduk. Bu deneyim hepimizin hayatlarına derin bir şekilde dokundu ve bizleri içimizden dışarıya doğru ilmek ilmek değiştirdi. Artık her birimizde bizi bekleyen hayatla yüzleşen, yeni farkındalıklara, yeni ufuklara ve yeni ilişkilere sahip, kalplerinde Mesih İsa’nın iman, ümit ve sevgisini yeşertmeye arzulu yepyeni birer insan var.
DGG tecrübesini hiçbir zaman turistik bir gezi olarak değerlendirmedik. Bu yüzden –her ne kadar 6 şubatta yaşadığımız deprem felaketi hazırlıklarımıza sekte vurduysa da– bu tecrübeye manevi olarak hazırlanmaya gayret ettik. 27 Haziran-1 Temmuz tarihleri arasında İskenderun’da düzenlediğimiz DGG Hazırlık Kampıyla bu yılın sloganı olarak seçilen Luka İncilinden “Meryem kalktı ve aceleyle gitti” (1,39) ayeti ışığında kalplerimizi bu hac yürüyüşüne hazırladık, dualar ve çok sayıda aktiviteler aracılığıyla birbirimizi Rabbin Annesi Meryemana’ya emanet ederek yüreklendirdik.
DGG geride kaldı ve biz daha şimdiden 2025’te Roma’da, 2027’de de Seul’da gerçekleşeceği duyurulan buluşmaları düşünmeye başladık bile. Ama 2025’e varıncaya kadar Papa Hazretlerinin bizlere emanet ettiği esaslı bir görevin sorumluluğu var omuzlarımızda. Bundan sonraki günlerde bu görevi samimi bir kalple yerine getirmek için tıpkı Sinodal Yol hazırlıklarında yaptığımız gibi Kutsal Ruh’u ve birbirimizi dinlemek ve Kilise önderlerimizle uyum içerisinde yürümek suretiyle İsa Mesih’in ışığını en gencinden en yaşlısına DGG’ye katılamayan herkese duyurmalıyız.
Papa Francesco bu misyonu bize şu sözlerle ifade etti: “‘Rab, burada olmak bizim için iyi!’ (Mt 17,4). Havari Petrus’un Başkalaşım Dağında İsa’ya söylediği bu sözleri, bu yoğun günlerden sonra biz de kendimize mal etmek istiyoruz. İsa’yla yaşadıklarımız, birlikte deneyimlediklerimiz ve dua ederken yüreklerimizde hissettiğimiz sevinç gerçekten çok güzel. O zaman kendimize şunu sorabiliriz: Günlük hayata dönerken yanımızda ne götüreceğiz? İşittiğimiz Müjde’den hareketle bu soruyu üç fiille yanıtlamak istiyorum. Yanımızda ne mi götüreceğiz? Bu üç kelimeyle cevap veriyorum: Parlayın, dinleyin ve korkmayın!”.
İşte şimdi her birimiz için parlama, dinleme ve korkmaksızın cesur olma vakti. Türkiye’deki Kilisenin gençleri olarak tanıklığımızı gündelik hayatlarımızda parlayarak, Rabbin sözlerini dinleyerek ve korkmayarak vereceğiz.
P. Antuan Ilgıt S.I., Anadolu Havarisel Vekilliği Episkopos Genel Vekili
