Aramızdan bir kişi ayrıldığında, bazen geride bıraktığı mirası ve ışığını anlamak için zaman ayırmaya ihtiyaç duyarız. Bu ışığın, 91 yaşında huzurla aramızdan ayrılan babamın kişiliğinde parladığını hissetmem bunu yazıya dökmeme yardımcı oldu. Süryani Katolik Kilisesi’nde 75 yılı aşkın bir süre boyunca önce Şemmaslık (Dyakonluk) ve ardından İncil-i Şemmaslık (Baş Diyakonluk) görevini üstlenen babam, bu görevi büyük bir disiplin, itaat ve imanla yerine getirmekle kalmayıp aynı zamanda bir baba, eş, kardeş ve dost olarak da hayatlarımıza dokunarak unutulmaz bir iz bıraktı.
1933 yılında yedi çocuklu bir ailenin ikincisi ve tek erkek evladı olarak Mardin’de dünyaya gelen babamın hayatı çalışkanlık, azim ve yardımseverlikle şekillenmiştir. Etrafında olan bitene kayıtsız kalmayan, aktif ve verilen her göreve hazır bu adam, her sabah güne dua ile başlar ve gününü öyle bitirirdi. Uzun ve yoğun bir iş gününün ardından bu rutinini bıkıp usanmadan, zamansızlık, yorgunluk ve bunun gibi başka günlük telaşlara kapılıp unutmaz, yerine getirirdi. Kiliseye olan bağlılığı, imanı, etrafındaki olumsuzlukları görmeden yoluna devam ederek her olayın içindeki olumlu tarafı bulması ve ona tutunması onu cemaatine hizmet etmeye teşvik etmiş ve bu, onun en büyük mutluluğu olmuştur.
Daima içsel mutluluktan bahseder ve hayatında sahip olduğu manevi değerleri örnek vererek ne kadar bahtiyar olduğunu dile getirirdi.
Zorluklarla dolu yaşam yolu onu karamsarlaştırmamış, ona her şeye rağmen dik durmayı, etrafında ihtiyacı olan herkese elini uzatmayı ve destek olmayı öğretmiş, imanını güçlendirmiş ve pekiştirmiştir. Bize örnek olmak amacıyla hislerini ve deneyimlerini bizimle paylaşırken çok küçük yaşlarda Mardin’de zor koşullar altında aldığı din dersi eğitimlerinden, oradan öğrendiklerinden ve Kutsal Kitap’tan alıntılar yapardı. Ona göre Rab elini kardeşlerine uzatanı mutlaka bereketler ve ellerini boş bırakmazdı.
İnancını yaşam tarzıyla pratiğe dökmüş, etrafındakiler için ilham kaynağı olmuştur. Onunla tanışan herkes, onun içten imanını ve cemaatine olan derin bağlılığını hissedebiliyordu. Günlük hayatın getirdiği sorunlar ve kötü etkilerinin arasında güçlü kalmak için kısa da olsa içine kapanır, duaya sığınırdı. Ona bu gücü veren Rabbe inancı sonsuzdu ve O’nun için hiçbir şeyin imkansız olmadığını, tüm insanları seven bir Baba olduğunu dile getirirdi sık sık.
Rab, Diyakon Fehmi Çöllü’nün hayatında daima ilk sırada yer aldı. Kararlarını alırken hep O’nun emirlerini ve isteklerini düşündü. Hayatının son dönemlerinde yaşadığı hastalıklar ve çektiği acılar onu bu yoldan uzaklaştırmadığı gibi daima Rabbe şükretmeye ve O’nun isteğine itaat etmeye daha da yaklaştırdı. Nedenlerini sorgulayıp isyan etmek yerine nefesinin yettiği son ana kadar bu şükrü tekrarlayarak huzur buldu.
Babam ailesi için olduğu kadar çevresinde yaşamına bir şekilde dokunduğu herkes için bir kahramandı. Onun özverisi, sevgisi ve adanmışlığı, sonsuza kadar hatırlanacaktır. Onun mirası, bize yaşamın değerini hatırlatmakla kalmayacak, sevgi ve iyilik dolu bir dünyanın mümkün olduğunu göstererek ilham verecek. En yakınımızdakinden, elimizin değebildiği her insandan başlayarak ve herkesi bir Hristiyan sevgisiyle severek ışığın karanlıkta parlamasına ve karanlıkların onu yok edememesine tanıklık etmeye çalışabilmemiz için bize yol gösterecek.
Yazan: Victoria (Vivi) Çöllü Timirci
Fotoğraf: Aile albümünden

Söylediklerine bende yürekten katılıyorum ve böyle bir dayım olduğu için hep gurur duydum O bütün ailenin hamisi gibiydi, işinde disiplinli ve dürüst idi, Rabbe ve kilisesine bağlı, baş diyakonluk hizmetine layık bir imanlı idi. Ailede kahinliğe olan vokasyonumu ilk o bildi; Manastıra girmek için başvurmuştum ve cevap bekliyordum bu yüzden kimseye söyliyemiyordum aileme bile ve büyük olanaklara sahip olabileceğim bir ortaklık teklifi almıştım ve reddetmiştim dayım bunu duyunca bana gelmişti ve insan böyle bir ortaklık teklifini nasıl reddedebilir anlıyamıyorum bana bunu açıklamanı istiyorum bunun nedeni ne olabilirki bende ona bundan sonraki hayatımla ilgili farklı düşüncelerim var dayıcım demiştim iyi ama bu şartlarla bir ortaklık teklifini reddedecek ne olabilirki anlamıyorum dedi ve birdenbire papazmı olacaksın dedi ? o anda yüzü başka tarafa dönük idi ben cevap vermeyince döndü ve bana baktı bende evet dayı dedim koştu ve boynuma sarıldı tamam dedi şimdi gayet iyi anlıyorum evladım en iyi şeçimi yaptın arkana bakma dosdoğru ileriye bak Allah beraberinde olsun demişti. (Bu arada bunuda ilk defa bugün dile getirdim bu güne kadar benle onun arasındaydı) Allah beraberinde olsun dayıcım benimde Rabbe ve bana vermiş olduğu vazifeye yaraşır bir imanlı olabilmem için dua et.