Benim adım Elias. Ziraat mühendisiyim ve bitki ıslahı alanında uzmanım; aynı zamanda bilgisayar programcısıyım. Yıllar önce Kilise için www.farsicatholic.com adlı internet sitesini kurdum.
Çocukluğumdan beri, nedenini tam olarak bilmediğim bir şekilde, Tanrı’ya büyük bir ilgi duydum. Annem bana Tanrı’nın bizi gördüğünü ve koruması altında olduğumuzu öğretmişti. Fakat O’nu neden göremediğimizi bir türlü anlayamıyordum.
Üniversite yıllarımda, Tanrı’nın dünyayı yaratmış olması gerektiği sonucuna varmıştım; çünkü dünyanın rastlantı sonucu oluştuğunu mantıken kabul edemiyordum. “Dünyanın ve varlıkların yaratılışındaki hassas düzen”, tesadüflerle açıklanamayacak kadar büyüktü. Hele ki dünyanın “yokluktan varlığa” geldiğini düşündüğümüzde, yaratıcı Tanrı’nın, “dünyanın yaratılışından önce galaksilerin yasalarını belirlediğini” daha açık bir şekilde kavrayabiliyoruz.
O dönemde, dünyanın bir yaratıcısı olduğuna inanmakla birlikte, Tanrı’nın o kadar büyük ve erişilmez olduğunu, bu yüzden “bizim eylemlerimizin ve düşüncelerimizin O’nun gözünde bir önem taşımadığını” düşünüyordum. Sonsuz bir evrende o kadar küçük olduğumuza inanıyordum ki, günahlarımızın da bir anlamı olmadığını sanıyordum. Bu nedenle kendimi ahlaki olarak özgür biri sayıyor, günahın vicdanımı rahatsız etmesine izin vermiyordum.
Üniversitenin son yıllarında hayatımda inanılmaz olaylar yaşadım. Tanrı’nın düşüncelerimi bile bildiğini ve bunlara somut işaretlerle karşılık verdiğini fark ettim. O kadar etkilendim ki, O’nun benden ne istediğini aramaya başladım. Bu olaylar beni bir Fransız rahiple tanıştırdı (…). Sorularıma birçok cevap aldıktan sonra tüm katekümenlik sürecini tamamladım ve sonunda Tanrı’nın bir evladı oldum.
Hayatımda ve başkalarının hayatında birçok kez şifalara ve Tanrı’nın başka işaretlerine tanık oldum. O’nun için her bir yaratılışın değerli olduğunu anladım.
Tanrı’nın, Musa’ya yanan çalıdan konuşacak kadar kudretli olduğunu; peygamberlere melekler aracılığıyla seslendiğini; İsa’dan bin yıl önce bir ulusu peygamberliklerle hazırladığını; ve iki bin yıl önce, belirlenen zamanda, Söz’ünün beden alıp aramızda yaşadığını kavradım. Elbette diğer peygamberlikleri de vakti geldiğinde gerçekleşecektir.
Bugün, “işaretlere ve olaylara açık gözlerle bakarak” ve Tanrı’nın Sözünü dinleyerek (Kutsal Ruh’un yardımı ve bin yıllık Kilise’nin rehberliğiyle Eski ve Yeni Ahit’i anlayarak) O’nun iradesini kavramak ve izlemek mümkündür.
Bu nedenle, dünyayı böylesine karmaşık bir düzenle yaratan Tanrı’nın, “ölümün olmadığı, sonsuz bir başka âlemi” de yaratabileceğine ve yarattığına iman ettim. Böylece, nasıl ki dünyanın yaratılışından önce fiziksel yasaları belirlediyse, insanın yaratılışından önce de ahlaki yasaları belirlediğini; insanı O’nun Oğlu İsa Mesih’in suretinde yarattığını anladım.
Bu şekilde Tanrı’ya ve O’nun iradesine itaat eden biri oldum. Dünyanın Kralı’nın evladı olmak ve O’nun krallığında yaşamak ne büyük bir onurdur. Böyle bir durumda fiziksel ölüm, yaşam için bir engel olmaz.
Tanrı’nın beni “Söz’ü duyurmaya ve hayatımı O’nun iradesine adamak için çağırdığını” anladığımda, O’na evet dedim.
Şu anda Bologna’da seminerde eğitim görüyorum. Nisan ayında, Episkopos Massimiliano Palinuro beni akolitlik hizmetine atadı. Bu hizmet, rahipliğe giden yoldaki son adımlardan biridir ve bana “Rabbin sunağıyla ilgili konularda” rahibe yardım etme ve sunakta hizmet etme yetkisi verir.
Hastalara ve kiliseye erişimi olmayan Katoliklere Kutsal Efkaristiya’yı götürüp dağıtabilmeyi; gerektiğinde kilisedeki imanlılara da Komünyon dağıtımında aktif olabilmeyi diliyorum.
Duam şudur: Rabbe sonuna kadar sadık kalayım ve Kutsal Tanrı Kilisesi’nin gözetimi altında O’nun halkına hizmet edebileyim.
Makale: Akolit Elias
Fotoğraf: Katılımcılar
