“Bir kimse sudan ve Ruh’tan doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliğine giremez” (Yu. 3, 5) Aziz Yuhanna’ya göre İncil’de İsa, Nikodim ile konuşmasında Göklerin Egemenliğine nasıl girileceğini bu sözlerle anlatıyor. Nikodim, İsa’nın Tanrı’dan gelen bir öğretmen olduğunu kabul etmişti.
Hepimizin bildiği gibi, Âdem ve Havva’dan insana miras kalan aslî günahın ortadan kalkması için vaftiz olmak gereklidir. Su’dan ve Ruh’tan doğuş, vaftiz ile gerçekleşir. Hristiyan imanına sahip bir aileden doğan çocuklar, küçük yaşta vaftiz edilir. Ardından ilk komünyon için kateşez alır ve Rab’bin Bedeni ve Kanı demek olan Efkaristiya ile tanışır. Birkaç yıl sonra da yetişkinliğe geçiş döneminde kuvvetlendirme almak için tekrar kateşez görürler.
Peki Hristiyan ailede doğmadığı halde Mesih İsa’nın Tanrı’dan gelen bir kurtarıcı olduğunu, Rab ve Efendi olduğunu kabul edenler nasıl bir yol izliyorlar?
Hristiyan terimi birinci yüzyıldan bu yana Mesih’in ardından gidenleri ifade eder. Mesih’in izinden gitmek, O’nunla birlikte yaşamak, O’nun buyruklarına uymak ve O’nun bedeni olan Kilise’de bu bedenin bir uzvu olarak yer almak demektir.
Kilise tarafından, Havarilerin İsa ile geçirdiği üç yıllık süreye benzer şekilde bir katekümena dönemi belirlenmiştir.
Yunanca κατήχησις sözcüğünden gelen katekez, ağızdan çıkan söz ile eğitmek anlamına gelir. Söz ile eğitme süreci de katekümena olarak adlandırılır. Bu eğitimi alan kişiye katekümen denir.
Vaftiz olma isteğini, gittiği Kilise’nin başrahibine ileten kişi, önce her Pazar ayine katılmaya davet edilir. Ayinden sonra Hristiyan hayatı, Mesih İsa ve Kilise hakkında genel sohbetler yapılır. İçinde bulunulan Kilise dönemi, kutlanan bayramların özellikleri hakkında bilgiler verilir.
Bu Prekatekümena (Katekümena öncesi) döneminde kişi, Mesih İsa ve Tanrı’nın Halkı ile koyulacağı yol konusunda daha yakından bilgi sahibi olur ve kendi beklenti ve niyetlerini daha iyi inceleme fırsatı bulur.
Kateşistlerin ve Kilise Başrahibinin ortak kararı ile bir müddet sonra Prekatekümenin Katekümena aşamasına geçişi kararlaştırılır.
Katekümenlik, Tanrı’nın insan ile yaptığı kurtuluş ve sevgi yolunun Eski Ahit, peygamberlerin kitapları ve Yeni Ahit’in yardımı ile ele alındığı bir süreçtir. Bu süreç boyunca amaç, vaftize hazırlanan kişiye bilgi bombardımanı yapmak değildir. Çağımızda bilgiye ulaşmak her zamankinden daha kolay ve hızlıdır. Haftada bir kez bir buçuk saat boyunca anlatılacak bilgiyi insanlar artık Google ile birkaç dakikada bulabiliyor. Oysa Hristiyan olmak, İsa’nın ardından gitmek, sadece bilgi edinmeyle ilgili bir durum değildir.
İsa’nın Havarileri okumuş, eğitimli ve bilgili insanlar değildi. Ama onlar temiz bir niyetle ve dürüst bir yürekle Göklerin Egemenliğini arayan kişilerdi. Katekizm süresi işte bu bakımdan önemlidir. Katekümen “Mesih ile” ve “Kilise içinde” yaşamı tecrübe etmeye başlar. Mesih’in ardından yürürken, Kilise yaşamına dâhil olmayı da öğrenmek gerekir. Belli konuları bilmek, duaları ezberlemek Hristiyan olmak demek değildir. Hristiyan olmak, Kilise’de komünyona yani ortak yaşama katılmak demektir.
Peygamber Hezekiel’in kitabında “içinizdeki taştan yüreği çıkartıp yerine etten bir yürek yerleştireceğim” (36, 26-27) deniyor. Bu, Mesih’in ardından gitmek isteyen kişide, bir tabiat değişikliği olması gerektiğini anlatmaktadır. Vaftiz olmak isteyen kişiye ekilen Tanrı Sözü’nün filizlenmesi gerekir. Böylece kişi zorlanmadan ebedi hayat işleri yapmaya başlayabilir. Nedir bu işler? Aziz Matta İncil’inde yazdığı gibi:
“Ne mutlu ruhta yoksul olanlara!
Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.
Ne mutlu yaslı olanlara!
Çünkü onlar teselli edilecekler.
Ne mutlu yumuşak huylu olanlara!
Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar.
Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara!
Çünkü onlar doyurulacaklar.
Ne mutlu merhametli olanlara!
Çünkü onlar merhamet bulacaklar.
Ne mutlu yüreği temiz olanlara!
Çünkü onlar Tanrı’yı görecekler.
Ne mutlu barışı sağlayanlara!
Çünkü onlara Tanrı oğulları denecek.
Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere!
Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.”
Katekümena süreci, “Ne mutlu” diyerek başlayan bu vaazın, katekümenlerde gerçekleşmeye başlayacağı süreçtir. Bu nedenle kateşistler tarafından sadece sözün ilanı değil, söze tanıklık da verilmelidir.
Yazanı: Şule Rogenbuke
Fotoğraf: Aziz Augustinus katekümenlere siyah cübbe veriyor tablosu Girolamı Genga tarafından yapılmıştır. 1476-1551 yılları arasında yaşayan ressam Rönesans ustaları Perugino ve Raphael ile çalışmıştır. Bu resim, bir zamanlar İtalya’nın kuzeyindeki Cesena kentinde bulunan Aziz Augustinus Kilisesi’nde yer alan bir sunağın kaidesi (predella) için tasarlanmış birkaç küçük resimden biridir. Merkezde dindar Aziz Augustinus yer almaktadır. Önünde diz çöken yeni yetme bir katekümene siyah bir cüppe giydirmektedir.
