KONSTANTINOPOLIS SURLARINA BAKMAK:

 FOTOĞRAF VE ÇİZİM ARASINDA DİYALOGLAR

“Eğer bir duvar örersen, dışarıda ne kaldığını düşün!” 

Italo Calvino, Ağaca Tüneyen Baron, 1957

5 Nisan’da Beyoğlu’ndaki Aziz Petrus ve Pavlus Kilisesi’nde küratörlüğünü, sanat tarihçisi ve Bizans uzmanı Silvia Pedone ve fotoğrafçı Domenico Ventura’nın üstlendiği “Konstantinopolis Surlarını Çizmek | Fotoğraflamak” başlıklı bir sergi açıldı.

İstanbul Dominiken Kültür Merkezi (DoSt-I) tarafından teşvik edilen ve desteklenen sergi projesi, iki küratörün Boğaziçi’nde şehrin ana anıtlarından biri olan devasa savunma çemberi üzerine çeşitli şekillerde yürüttükleri araştırmaları bir araya getiriyor. Genişliği ve konsepti açısından kendi alanında tek olan bu yapı, kara tarafında, tuğla ve taş sıralarının kullanımı nedeniyle karakteristik bikromatik bir görünüme sahip. Farklı yüksekliklerde iki sıra duvara dayanan karmaşık bir savunma sistemi; bir perde duvarı ile bir su hendeği ve birbirini takip eden güçlü dikdörtgen ve sekizgen kuleler içeriyor. Yapıt M.S. 413 yılında İmparator Theodosius II tarafından yaptırıldı. Ayrıca, 1871 yılında surlarla aynı güzergâhta inşa edilen demiryolu tarafından Marmara Denizi tarafında büyük ölçüde kesilmiş, hatta şehrin büyümesiyle yutulmuş ya da deniz, zaman ve çok sayıda antik ve modern onarım ve restorasyon tarafından tehlikeye atılmış, kara bölümünden daha az şanslı olan, farklı tarihlere sahip deniz surları hattından da bahsetmek gerekir.

Sergi, küratörler tarafından geçtiğimiz yıllarda iki yönlü bir yaklaşımla yürütülen çalışmalardan bir seçki oluşturuyor. Bir yandan, harabeleri yücelten bir tavrın hâkim olmadığı bir dönemde, surların etrafındaki koruma ve yaşam durumunu belgeleyen gezginler, sanatçılar ve akademisyenler tarafından çizilen veya boyanan, estetik ve anıtsal, mühendislik ve sembolik değerlerini vurgulayan bazı çağrıştırıcı imgeler yer alırken, diğer yandan, fotoğrafçı Domenico Ventura’nın çağdaş bakışıyla formüle edilmiş bir vizyon olan ‘hafıza’ ya da ‘harabeler’ olarak adlandırabileceğimiz modern algıya yer veriliyor.

Yan yana yerleştirme, bir zamanlar bir yerin ‘birleşik’ görsel fonunu oluşturan ve aynı zamanda belirli bir edebi ve anekdot anlatısının konusu olan anıtsal eserlere yaklaşımın nasıl değiştiğini yansıtmayı amaçlamaktadır: Depremlerin veya Konstantinopolis’in sembolik olarak alınmasının neden olduğu sık ‘yaralara’ dan pitoresk gezinti yollarına, seyahat hatıralarından ve hatta tarihi restorasyonlara kadar her an yansıtılmaya çalışılmıştır. 

Surlar, bugün hala belirli bir gerçekliği sınırlandırarak ‘çevrelemeye’ veya dışlamaya çalışan, ancak bunu başaramayan -hatta bazen alegorik ve sembolik- bir ‘eşik’ oluşturmaktadır. Duvarların sınırları anıtsallık ve genişleme açısından aşılmıştır (ve gerçekten de yaralanmıştır). Bazı durumlarda ressam ve fotoğrafçının bakış açılarının karşılaştırılması örtüşse de, diğer durumlarda kentin kontrolsüz büyümesi ve yeni mahallelerin yaratılmasının yanı sıra ‘modern’ malzemelerin (ışıklar, neon, beton, yükseltilmiş platformlar, vb.) ortaya çıkışı çağdaş fotoğrafçı için yeni bir konuyu temsil etmektedir.  Bu diyalektik, iki küratörün bir giysi gibi üzerine dikmek istedikleri söylemi, Ceneviz kentindeki bir başka savunma kulesi olan Galata’nın (ya da İsa’nın kulesi) gölgesinde, aynı zamanda tarihi bir mekân olan sergi mekanına taşıyor.

Bu nedenle çağdaş ziyaretçi, gözlemlediği anıtla ilgili olarak kendisini kesin bir noktaya yerleştirmeye ve bariyerlerin yıkıldığı ve gerçek bir sınırlama ve kısıtlama ihtiyacının olmadığı, aksine bunun tam tersi gibi görünen modern bir kentsel bağlamda duvarların rolünün ne olduğunu kendisine sormaya çağrılıyorç

Makale: Silvia Pedone – (Türkçe çeviri: Anita İntiba – pastoralekip@gmail.com)

Fotoğraflar: Domenico Ventura

Domenico Ventura

Domenico Ventura, Ortaçağ ve Bizans Sanat Tarihi bölümünden mezun olduktan sonra sanat eserlerinin fotografik belgelenmesi konusunda uzmanlaşmış, İtalya’da ve yurtdışında bilimsel yayınlar, sergi katalogları, restorasyon alanları ve arkeolojik kazılar için fotoğraf kampanyaları yürütmüştür. Ayrıca kendini kişisel belgesel fotoğraf projelerine adamış ve çeşitli sergilere katılmıştır.

Silvia Pedone

Sanat tarihçisi ve Bizans uzmanı olarak DoSt-I üyesidir. Konstantinopolis ve anıtlarına odaklanan sanat tarihi konularında kültürel etkinliklerin ve konferansların düzenlenmesinde bu enstitü ile işbirliği yapmaktadır. Urbino ve Viterbo Üniversitelerinde Bizans sanat tarihi dersleri vermiştir ve halen Roma’daki Accademia Nazionale dei Lincei’de çalışmakta ve araştırmalar yapmaktadır.

DoSt-I | Dominik Eğitim Enstitüsü – İstanbul sergiyi sunar 

Konstantinopolis Surlarının Çizimi | Fotoğraflanması

Proje küratörlüğü: Silvia Pedone & Domenico Ventura

5 Nisan-30 Haziran 2024

Sen Piyer kilisesi

Kuledibi, Galata Kulesi Sk. No: 26

34420 – İstanbul / TÜRKİYE

Ziyaret için bilgi: info@senpiyer.org

Web sitesi: http://senpiyer.org/dosti-it/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir