MONSENYÖR MARTIN KMETEC, MERYEM ANA’NIN GÖĞE ALINIŞI BAYRAMI İÇİN PUY-EN-VELAY’DE:

iki Meryem Ana tapınağı arasında kardeşlik ve dostluk bağı

Lyon’dan karayoluyla geldiğinizde, uzaktan, yüksekte bulunan şehri hakimiyetinde tutan bir yapı görürsünüz. Bu, Fransa’nın orta-doğusunda bulunan Notre-Dame-de-l’Annonciation-du-Ouy-en-Velay katedralidir.  

İzmir Başepiskoposu Martin KMETEC, bu yıl, Puy-en-Velay Episkoposu Yves Baumgarten’in daveti üzerine, burada Meryem’in Göğe Yükselişi kutlamalarına başkanlık etti. İzmir Başepiskoposu’nun Puy-en-Velay’daki Episkopos Baumgarten’in yanında yer almasının nedeni, iki episkoposun Puy-en-Velay’daki tarihi Meryem Ana tapınağı ile Efes’teki tapınak arasındaki bağları yeniden canlandırma arzusu idi.

Her yıl binlerce imanlının yanısıra Puy-en-Velay katedrali’nin başlangıç noktalarından biri olduğu camino yolunda yürüyen hacıları çeken Meryem Ana’nın göğe yükseliş bayramı kutlamaları, “ponot” adıyla anılan Puy-en-Velay sakinlerinin tamamını, özellikle de belediye başkanı ve şehir, departman ve hatta bölgenin seçilmiş temsilcileri de bu organizasyona dahil olur. Bu nedenle, açılış konuşmaları belediye binasında düzenlenen resmi bir resepsiyonda yapıldı. Belediye başkanı ve Mgr Baumgarten’ın ardından, Mgr Kmetec de hazır bulunanlara hitap etti.

Havanın karardığı saatlerde, ilk alay, Jübile haçı ve mum ışığı eşliğinde, şehir merkezindeki bir meydandan katedrale doğru, tesbih duası eşliğinde yola çıktı. Daha sonra binlerce kişi katedralde yerlerini aldı ve Kutsal Efkaristiya önünde, metinler ve ilahiler eşliğinde uzun bir dua ve ibadet zamanı geçirdi. İsteyenler günah itirafında bulundu.

15 Ağustos’ta, Meryem Ana’nın Göğe Yükselişi’nin kutlandığı tören, yine dolup taşan katedralde, Monsenyör Kmetec’in başkanlığında gerçekleştirildi. 

Vaazında, Meryem’i Kilise’nin Annesi olarak görmeye ve Kilise’ye ait olmanın anlamını sorgulamaya davet etti. İznik ve Efes Konsillerinden bahsetti ve bu vesileyle, Puy-en-Velay ve Efes’teki Meryem Ana Evi’nin iki Meryem Ana tapınağı arasındaki uzun süredir devam eden ilişkilere değindi. Meryem’in izlediği teslimiyet, dinleme ve hazır olma yolunun herkes için erişilebilir olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Mesih’te ortaya çıkan yüceliğin umudu, sadece dini hayatı veya rahiplik hizmetini seçenler için değildir. Hristiyan hayatını ve onun gerekliliklerini zorlukla yaşayan, ailelerinde, ilişkilerinde sorunları olanların hayatları da Allah’a adanmış, Allah’a teslim olmuş bir hayat olabilir. Allah’a teslim olmuş bir hayatı, her an, her adımda, kırılganlığımızla, durumumuz, sosyal statümüz, konumumuz veya mesleğimiz ne olursa olsun yaşayabiliriz. Allah içimizde yaşıyor. Allah bizi kurtarmak istiyor. Allah bizi sonsuz ve bitmeyen yüceliğe ulaştırmak istiyor.”

Buna müteakiben, Monsenyör Baumgarten, episkoposlukta şehir yöneticilerini ve bölge milletvekillerini ciddi ve aynı zamanda mizah dolu bir konuşma ile karşıladı. Konuşmasında episkoposluk ve şehir arasındaki verimli iş birliğini vurguladıktan sonra, kendilerine bulundukları yerin bahçelerinde bir açık büfe sundu.

15.45: Beyaz ve mavi bayraklarla süslenmiş şehrin dört bir yanından geçen büyük geçit töreni, Penitents (tövbekar) kardeşliklerinin üyeleri ve diğer inananlar tarafından taşınan Siyah Meryem heykeli öncülüğünde, 33 derecelik güneşin altında başladı. Çocukluklarından beri hiçbir alayı kaçırmamış yaşlılar, küçük çocuklu aileler, çiftler, inananlar, hacılar, turistler ve meraklılar, çevredeki cemaatlerden gelen rahipler, Fransızlar ve yabancılar, herkes sıcağa rağmen, katedralin ön avlusunda rektör ve kilise cemaati tarafından yönlendirilen tesbih duasının görkemli olaylarıyla takip etti.

Alay, katedralin merdivenlerinde sona erdiğinde, Monsenyör Baumgarten ve Monsenyör Kmetec, veda ve kutsama konuşmalarını yaptılar. Monsenyör Kmetec’in son sözleri şöyleydi:

“Meryem’in Göğe Yükselişi Bayramı, bize Meryem Ana’nın iman yolunun sonunda cennetin ihtişamını gösterir. Onun ilahi anneliğini mümkün kılan da bu imandır. Meryem Ana, ilahisinde şöyle haykırır:

“O, alçakgönüllü hizmetkârına eğildi; artık bütün nesiller beni kutsal sayacak… Onun merhameti, onu korkutanlara nesiller boyu uzanır” (Lk 1, 48-50). […]

Burada olmaktan, O’nunla birlikte olmaktan mutluyuz, çünkü O bizim olduğumuz yerde, ihtiyaçlarımızda, yoksulluğumuzda, umudumuzda yaşıyor.

Kalplerimiz sevinçle şarkı söylesin, çünkü imanla Meryem’de şairin söylediği şeyi görüyoruz:

“Sonunda lütufla donatılmış kadın,

İlk onuruna ve nihai gelişmişliğine kavuşmuş yaratık,

Allah’ın ilk görkeminin sabahında O’ndan ortaya çıktığı haliyle.” 

Metin: Marie-Françoise Desrues

Fotoğraflar: İlk (RCF) ve son (M.-F.D.) fotoğraflar hariç tüm fotoğraflar Puy-en-Velay episkoposluğunun iletişim servisi tarafından çekilmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir