HATIRAYA YOLCULUK
22 Eylül-1 Ekim 2025 tarihleri arasında, Türkiye’nin doğusundaki köylerimizin kalbinde unutulmaz bir deneyim yaşama ayrıcalığına sahip olduk. Duygular, paylaşımlar ve keşiflerle dolu bir gezi oldu.
Tüm katılımcılara, bağlılıkları, dayanışma ruhları ve katılımları için en içten teşekkürlerimi sunarım. Her biriniz sayesinde, bu seyahat olağanüstü bir insani ve hatıra boyutuna kavuştu.
Ayrıca, misafirperverlikleri ve güvenlik önlemleri ile seyahatimizin sorunsuz geçmesini büyük ölçüde kolaylaştıran yerel ve ulusal yetkililere de teşekkür ederiz.
Bazılarımız için bu, kırk yılı aşkın süredir beklediğimiz gerçek bir çocukluğumuza dönüş oldu. Kökenlerimizin bulunduğu yerleri, yollarımızı, evlerimizi ve anılarımızdaki manzaraları yeniden keşfetmek, bir sürü duyguyu yeniden canlandırdı. Bu yolculuk bizi ailelerimizin ve köklerimizin tarihine daldırdı; nostalji, sevinç ve hüzün arasında.
Yerel halkla yeniden bir araya geldiğimiz anlar, her durağımızı bir şenliğe, her sohbetimizi güven ve huzur dolu bir atmosfere dönüştüren, nadir görülen bir yoğunlukta geçti.
Her yerde sevinç, merak ve sıcaklıkla karşılandık.
Herkesin bu deneyimi huzur içinde tam olarak yaşayabilmesi için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Devlet ve yerel yetkililere seferberlikleri ve destekleri için teşekkür ederiz.
Devlet temsilcileriyle yapılan görüşmeler ve toplantılar, halklar ve nesiller arasında sürdürülebilir bir diyalog kurmak için hafıza ve mirasın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.
Bu hatıra yolculuğu sadece geçmişi yeniden keşfetmekle kalmadı, aynı zamanda geleceğe uzanan bir köprü oldu.
Bu yolculukların nedenleri nelerdir?
1. Gelecek nesillerle bağlar kurmak için atalarımızın tarihi ve hatıralarına dalmak.
2. Bazı köylerde yaşamaya devam eden ve hafızamızın koruyucuları olan ailelere destek olmak. Onlar sayesinde bu sembolik yerleri ziyaret edebildik.
3. Yerel Hristiyan topluluklarla yaptığımız görüşmelerde de hatırlatıldığı gibi, değerli manevi ve ruhani destek sağlamak. Süryani topluluğunun mirası korumak ve bölgedeki Hristiyan inancını yaşatmak için gösterdiği çabalar ve bağlılık için onlara saygı duymak gerekir.
Ziyaretlerimiz, bu ülkenin tarihinin ayrılmaz bir parçası olduğumuzun canlı bir kanıtıdır. Bu geziler sayesinde, yetkililer ve yerel halkla kurulan temaslar ve yapılan görüşmeler, topluluğumuzun ve statüsünün daha fazla tanınmasını sağlamıştır.
Diasporadan gelen nesiller için, bu adımlar atalarının hatıralarına ve topraklarına olan bağlılıklarını kalıcı hale getirmektedir. Çünkü toprak olmadan kültür asimile olur veya yok olur, ancak toprak kalır ve hafızayı canlı tutar.
Seyahatlerimiz, bölgenin bugün güvenli olduğunu ve zihniyetlerde dikkate değer bir değişim yaşandığını da göstermektedir. Devletin taleplerimize açık ve duyarlı olduğunu hatırlatmak isterim. Devlet, kökenimiz olan topraklarımızı geri almamızı ve mirasımızla yeniden bağ kurmamızı teşvik ediyor.
Bağlılığınız ve kardeşliğiniz için bir kez daha içtenlikle teşekkür ederim.
Son olarak şunu hatırlatmak isterim: “Bugün, uzlaşma ve topraklarımızı geri alma koşulları mevcutsa, bunu yapmamak kolektif hafızamıza ihanet etmek olur.”
Sadık dostunuz ve yol arkadaşınız.
Mgr Sabri ANAR
Türkiye’nin Keldani Başepiskoposu
