Anna Katharina Emmerick, 1774 yılında Coestfeld’de (Westfalen-Almanya) doğdu; doğduğu gün, Kilise ayinleri Meryem’in Doğuşu bayramını kutluyordu. Anne – babası ve çevresi sayesinde Mesih’e iman eden bir ortam içinde büyüdü ve genç yaşta duaya ve Hristiyanca bir yaşam sürmeye özel bir eğilim gösterdi. Aynı zamanda ailesinin tarlalarında ve evin bakımında özenle işbirliği yaptı.
Kendisini dini yaşamda belirli bir şekilde kendisine adamaya çağıran Rab’bin sesine yanıt verme arzusunu dile getirmesi çok zaman almadı. Ne yazık ki, ailesinin zayıf ekonomik durumu yüzünden, Anna Katharina çok sayıda manastır tarafından reddedildi. Nihayet 1802’de Augustinusçu topluluğa bağlı Agnetenberg Dülmen manastırına girmeyi başardı. Ertesi yıl yoksulluk, iffet ve itaat üzerine Evanjelik yeminlerini etti.
Kutsal dinsel yaşamın yükümlülüklerini sevgi ve ciddiyetle yaşarken, bazı rahibeler açısından, dün olduğu gibi bugün de kutsanmış yaşamın güzelliğini bozma tehlikesi taşıyan kötülüğün, kıskançlığın ve cehaletin sonuçlarına katlandı. Anna Katharina Emmerick’in manastırın duvarları içindeki yaşamı uzun sürmedi: 1811’de Napolyon Bonapart’ın emriyle dini kurumların yasaklanması, onu hayatının geri kalanını geçireceği Fransız rahip John Martin Lambert’in evine sığınmaya zorladı.
Kutsanmış gençliğinden itibaren sağlığının onu uzun süreli hastalıklara zorlayan ciddi kırılganlığıyla yüzleşmek zorunda kaldı. 1813’ten itibaren artık yataktan kalkamıyordu. Ancak onun çektiği acılar, hayatının en derin arzusunu yerine getirmenin aracı haline geldi: Mesih’le birleşmek ve kurtuluş işine hizmet etmek. Onda Aziz Pavlus’un söylediklerinin örnek bir şekilde gerçekleştiğini görüyoruz: Sizin için acı çektiğime şimdi seviniyorum. Mesih’in, kendi bedeni, yani kilise uğruna çektiği sıkıntılardan eksik kalanlarını kendi bedenimde tamamlıyorum. (Kol. 1,24). Zayıflığı, onun hizmet etmesine ve yardıma muhtaç insanlara yardım etmesine engel olmadı. Yatakta geçirdiği uzun günler boyunca en yoksul çocuklar için elbiseler dikti ve onunla tanışmak isteyen herkesi cesaret ve teselli dolu sözlerle karşıladı.
Hastalığının en zor yıllarında mistik tecrübelerinin de yoğunlaştığı zamanlar oldu. Özellikle İsa’nın yaşamı ve ıstırapları, Annesi’nin yaşamı hakkında gördüğü görümler önemlidir. 19. Yüzyılın sonunda tüm Hristiyanlar ve özellikle Türkiye’deki kilisemiz için temel öneme sahip bir miras olan Efes’teki Meryem Ana Evi bu sayede bulunabildi. Mesih ile ve onun acıları il birleşmesinin en özel ve önemli işareti de Çok Mutlu bu kişinin 1812 yılında aldığı stigmatalardır.
Anna Katharina Emmerick 9 Şubat 1824 tarihinde Dülmen’de ölmüştür. Kapsamlı bir araştırmanın ardından 3 Ekim 2004’te “Çok Mutlu” ilan edildi. Aziz John Paul II o günkü konuşmasında Anna’nın içsel yaşamının zenginliğini, karakterinin gücünü ve inancının istikrarını vurgulamıştır. Şunları söyledi: ‘Bu gücü En Kutsal Efkaristiya’dan aldı. Onun örneği fakirlerin ve zenginlerin, basit ve eğitimli insanların kalplerini İsa Mesih’e sevgi dolu bir adanmışlığa açtı. Bugün bile kurtuluş mesajını herkese iletmeye devam ediyor: Mesih’in yaralarıyla şifa bulduk (bkz. 1Pe. 2, 24)’.
Yazan: Padre Alessandro Amprino, Izmir
Foto:
