AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ: ORTAK SORUMLULUK VE EKOLOJİK GELECEK

  1. Avrasya Ekonomi Zirvesi, “Küresel Sorumluluk: Savaş Sonrası Dünya, Yeni Güç Dengeleri, Ortak Bir Gelecek Arayışı ve Suyu ile Yeşili Tükenen Bir Gezegen Üzerinde Yaşamak” temasıyla İstanbul’da açılışını gerçekleştirdi. 

 

Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından düzenlenen zirve, 48 ülkeden diplomatları, akademisyenleri, dini liderleri, siyaset ve iş dünyası temsilcilerini bir araya getirerek geniş bir uluslararası katılım sağladı. Açılış konuşmalarında, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan çatışmaların insanlık üzerinde bıraktığı derin izlere dikkat çekilirken, barışın, adaletin ve ortak iyiliğin yeniden inşa edilmesi için uluslararası dayanışmanın önemine vurgu yapıldı. 

 

Zirve yöneticileri, bu buluşmayı yalnızca ekonomik bir platform olarak değil, aynı zamanda “ortak vicdanın ve küresel sorumluluğun buluşma noktası” olarak tanımladı.

 

Zirvenin açılışında söz alan Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, günümüz dünyasının derin sınamalarla sarsıldığını belirterek, bu forumun amacının barışı, demokrasiyi, ekonomik iş birliğini ve toplumsal kapsayıcılığı güçlendirmek olduğunu ifade etti. Bu vurgu, toplantının yalnızca akademik bir tartışma değil, aynı zamanda ortak bir insanlık sorumluluğunun çağrısı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

 

Bu yılki zirve, farklı inanç ve kültürlerden gelen temsilcilerin bir araya gelmesiyle, diyaloğun, karşılıklı saygının ve barış içinde bir gelecek arayışının güçlü bir ifadesi olarak değerlendirildi.

Bu anlamlı buluşmada, Süryani Katolik Kilisesi adına Sayın Korepiskopos Mons. Orhan Çanlı ve Latin Katolik Kilisesi adına Mons. Massimiliano Palinuro da bulundu. 

 

Kilise dergimizin bu sayısında, panelde Mons. Orhan Çanlı’nın yaptığı ve Kilise açısından ekolojik geleceğin nasıl ele alındığını konu alan değerli konuşmasını sizlerle paylaşmak isteriz.

KOREPİSKOPOS MONS. ORHAN ÇANLI 29. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ KONUŞMASI KATOLİK KİLİSESİNDE SU VE YEŞİLİN YERİ - MAYIS 2026

 

Sayın katılımcılar, muhterem dini liderler, hanımefendiler ve beyefendiler, şahsım ve Süryani Katolik Toplumu adına sizleri en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Günümüz dünyasında savaşlar, bölgesel ihtilaflar, terör, yoksulluk ve zorunlu göç hareketleri ile birlikte çevresel krizin giderek derinleştiği bu sıkıntılı süreçte 29. Avrasya Ekonomi Zirvesinin titizlikle düzenlenmesinde emeği geçen başta Vakıf Genel Başkanı Sn. Dr. Akkan Suver Bey ve tüm çalışma arkadaşlarına teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

  1. yüzyıl, insanlık tarihinin en karmaşık krizlerini aynı anda yaşamaktadır. Savaş tehditleri ve artan göç dalgaları; iklim değişikliği, su kıtlığı ve çölleşme ile birleşerek küresel bir istikrarsızlık ortamı yaratmaktadır. Bu bağlamda çevresel kriz yalnızca bilimsel bir mesele değil, aynı zamanda etik ve teolojik bir sorudur.

Katolik Kilisesi, çevre sorunlarını “ortak evimiz” olarak tanımladığı dünya bağlamında ele almakta ve insanlığın kolektif sorumluluğuna vurgu yapmaktadır. Özellikle merhum Papa Franciscus tarafından yayımlanan Laudato Si’ genelgesi, Kilise’nin çevre konusundaki öğretisini sistematik biçimde ortaya koymaktadır.

Kutsal Kitap’ta su ve yeşil, yaşamın temel unsurları olarak sunulur. Yaratılış anlatısında (Yaratılış 1:1-31) Allah’ın düzen verdiği ilk unsurlardan biri sudur. Su, hem biyolojik hem ruhsal yaşamın sembolüdür. Yeni Ahit’te vaftiz sakramenti aracılığıyla su: arınma ve yeniden doğuş anlamı kazanır.

Yeşil ise bereketi ve Allah’ın yaratıcı gücünü temsil eder. Mezmurlar’da doğanın Allah’ı yücelttiği ifade edilir (Mezmur 104). Bu anlayış, doğanın kutsallık taşıdığı ve korunması gerektiği yönünde teolojik bir temel oluşturur.

Katolik Kilisesi Katekizmi (1992), insanın yaratılış üzerindeki sorumluluğunu açıkça belirtir (§§ 339-341). İnsan, doğa üzerinde mutlak bir sahip değil; emanetçi konumundadır. Bu anlayış, çevresel sömürünün ahlaki bir sorun olduğunu ortaya koyar.

Papa II. Ioannes Paulus 1990 Dünya Barış Günü mesajında çevre tahribatını barışa yönelik bir tehdit olarak tanımlamıştır. Papa 16. Benedictus ise çevre krizini “ahlaki bir mesele” olarak değerlendirmiştir.

Bu perspektif, suyun azalması ve yeşilin yok olmasını yalnızca doğal bir süreç değil, insanın etik sorumluluğunun ihlali olarak görür.

Laudato Si’, Katolik Kilisesi’nin çevre öğretisinin en kapsamlı belgesidir. Papa Franciscus, bu metinde şu temel noktalara dikkat çeker:

  • Temiz içme suyuna erişim temel bir insan hakkıdır (LS §30).
  • Çevresel kriz ile yoksulluk arasında doğrudan bir bağlantı vardır.
  • Aşırı tüketim kültürü, hem doğayı hem insanı sömürmektedir.
  • Ekolojik dönüşüm bireysel ve toplumsal bir gerekliliktir.

Belgede suyun özelleştirilmesi ve kirletilmesi sert biçimde eleştirilmekte; özellikle yoksul bölgelerde su krizinin insan onurunu tehdit ettiği vurgulanmaktadır.

Su kıtlığı ve çölleşme, tarımsal üretimi düşürmekte; bu durum işsizlik, yoksulluk ve zorunlu göçe yol açmaktadır. Caritas International gibi Katolik kuruluşlar, su projeleri ve sürdürülebilir kalkınma çalışmalarıyla bu krize müdahale etmektedir. Bu yaklaşım, küresel sorumluluğun pratik yansımasıdır.

2019 Amazon Sinodu sürecinde “ekolojik günah” kavramı tartışılmıştır. Bu kavram, doğaya verilen zararın Allah’ın yaratışına karşı işlenen bir ihlal olduğunu ifade eder. Çözüm yalnızca teknik değil; ruhsal bir dönüşümü de gerektirir. Tüketim alışkanlıklarının gözden geçirilmesi, israfın azaltılması ve sürdürülebilir yaşam biçimlerinin benimsenmesi, Katolik çevre etiğinin temel unsurlarıdır.

Katolik Kilisesi’nin su ve yeşile ilişkin yaklaşımı, çevresel bir hassasiyetin ötesinde teolojik ve ahlaki bir sorumluluk anlayışına dayanmaktadır. Su, yaşamın ve lütfun sembolü; yeşil ise Allah’ın yaratıcı bereketinin göstergesidir. Bu nedenle çevrenin korunması, insan onurunun ve sosyal adaletin korunmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Küresel sorumluluk; devletlerin, kurumların ve bireylerin ortak çabasını gerektirir. Katolik öğretisine göre çevreyi korumak, hem iman hem insanlık görevidir.

Papa 14.Leo’nun 11 Nisan 2026’da dünya barışı için söylediği sözleriyle konuşmama son veriyorum: “Savaşın çılgınlığı sona ersin ve yeryüzü, hâlâ hayatı doğurmayı, korumayı ve sevmeyi bilenler tarafından bakılsın ve işlensin. Bizi işit ey hayatın Rabbi. 

Hepinize huzur, sevinç ve refah dolu bir yaşam temenni ederim.

† Korepiskopos Mons. Orhan Çanlı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir