2001 yazı sırasında Aziz Fabiano ve Aziz Venanzio cemaatlerinden bazı gençler cemaatten bir rahip olan Don Rocco ile birlikte bu toprakları gelip görmeleri için Don Andrea’nın yaptığı daveti kabul ettiler.
Don Andrea’nın mektubundan önce bu yaz hacılık yolculuğuna katılan gençlerin “Finestra per il Medioriente” (Ortadoğu’ya açılan Pencere) bülteni için yazdıkları yazıdan bir bölüm aktarmak istiyoruz: “Geçtiğimiz yaz, “Finestra per il Medio Oriente” ile biraz olsun tanıdığımız gerçekleri daha yakından görmek için Don Andrea’dan bizim için bir hacılık düzenlemesini istedik. Bizde derin izler bırakan bir tecrübe yaşadık. […]

Türkiye’nin kuzeyinde, doğusunda ve güneyinde pek çok şehre uğradıktan sonra gezi İstanbul’da sona erdi. Bu, Türkiye’de bulunan Hristiyanlar için önemli mekanlara yapılan bir yolculuktan çok ‘insanların” ve deneyimlerin’ tanıklıklarından, ‘küçük yerel cemaatlerle bir aray gelmekten’ oluşan bir yolculuktu.
Yolculuk sırasında kimi zaman yaşadıkları zorluklar yüzünden kalbimizde iz bırakan insanlarla tanıştık. Bazı kişiler bize sağlam bir inancım her zorlukta ve bu zorluklarla umut ve sukunetle başa çıkmak için nasıl bir araç olabileceğine dair muhteşem tanıklıklar verdiler.
Türkiye’de aldığımız tüm tanıklıkların birbirine bağlandığı anahtar kelime tam olarak “Umut” oldu. Öyle bir umut ki, biraz korku içinde olanların, biraz Hristiyan imanını yaşamak için bu imanı yaşamanın daha kolay olacağını düşündükleri topraklara göç etmeyi düşünenleri, biraz da iman sayesinde bir şeyleri daha iyi yönde değiştirebileceklerine inananların umudu […] Hristiyanlara Müslümanlar arasında karşılıklı anlayışa ve saygıya dayalı bir diyalogun gerçekten kurulabileceğine dair umut…” (Giuseppe C. ve Guido F. Türkiye’de geçirdikleri bir yazdan kalan tanıklıklar)
MEKTUP No. 9 Roma, 10 Eylül 2001
Yaz aylarında olup bitenler: Her şeyden önce Don Rocco le birlikte yedi genç Havarilerin ve Kilisenin topraklarına Türkiye’ye hacılık için geldiler. Derginin bir sonraki sayısında tanıklıklarını anlatacaklar. On beş gün boyunca (Urfa’da birkaç gün daha kalan beş gençle birlikte yirmi gün) bu toprakların büyüleyici doğa manzaraları içinde, havarilerin ve eski Kilise’nin çok zengin anıları arasında, bugünkü Kilise’nin sert ama aynı derecede zengin gerçekliğinde, yaşayan ışıkları, sorunları, sıkıntıları, potansiyeli, yaraları, gölgeleriyle Türk halkının bugünü ve geçmişi arasında “hacı olduk”. Hayatın her alanına nüfuz eden, ancak bizde olduğu gibi dışsallığın, maddi refahın, diyalogdan çok başkalarını yargılamaya yol açan üstünlük duygusunun tehlikelerine maruz kalan sade ve ikna olmuş inancına dokunduk ve onu soluduk. Sadece birkaç yıldır Hıristiyan olan bir Türk kızı dört gün boyunca bizimle kaldı. Tanrı’nın lütfunun; bir ruhta Kurtarıcı Tanrı’nın Oğlu İsa Mesih’in bilgisini ve kişinin kendisini Tanrı’nın bir çocuğu olarak tanımasını sağladığında neler yaptığını, daha yakından görebildik. Eski zamanlarda Hristiyanların nasıl dua ettiklerini, her şeyi nasıl ortaklaştırdıklarını, nasıl şakalaştıklarını, hayatı ve inancı nasıl birleştirmeye çalıştıklarını, Tanrı’nın çağrısı konusunda onun gibi kendilerini nasıl sorguladıklarını görebiliyordu. İlk kez bizimle birlikte Efkaristiya kutlamalarına katıldı, tam bir sadelik ve neşe içinde. Çok mutluydu. Gençlerden döndüklerinde gördüklerine tanıklık etmelerini istedim. Burada aldıklarına karşı ödemeleri gereken bir borçtu bu […]
Sizden hepiniz ve sizin için değerli olan her şey için dua etmenizi rica ediyor ve ben de dua edeceğime söz veriyorum. Sizler günlük ayinlerimizde her zaman mevcutsunuz. Rab’den “hasadına işçiler göndermesini” ve birlikte, küçük kıvılcım kümeleri halinde, bu topraklarda yanan ve parlayan alevler olacak ruhlar yetiştirmesini isteyin. Tüm Orta Doğu’nun sevgi ışıklarına, sürekli duaya, sabırla ve inatla diyalog kuran kişilere, alçakgönüllü ve azimli tanıklara, tuz taneleri gibi ekilen yaşamlara ihtiyacı var.
Eğer Rab sizi çağırıyorsa korkmayın, O’nun adına size ‘gelin’ diyorum.
Rab’bin size sunduğu fırsatları değerlendirmek ve “Finestra”yi yaşamak ve yaşatmak için 2001-2002 yılı programına bir göz atın.
Benimle birlikte Piera ve Luciana ve buradaki tüm dostlar sizi selamlıyor.
Sevgi ve içten dostlukla,
Don Andrea
Fotoğraf 1. Don Andrea, Don Rocco ve gençlerle birlikte Tarsus’ta.
Fotoğraf 2. Don Andrea, Don Rocco, gençler ve Rahibe Janine (o dönemde Vincentian Rahibeleri’nin yöneticisi) ile birlikte İstanbul’da La Paix hastanesinde.
