EFKARİSTİYA’DA BİRLEŞEN KALPLER VE KALPLERDE YER ALANLAR

“Efkaristiya’da Birleşen Kalpler” adı altında İskenderun’da gerçekleşen Gençlik kampı için yaşanmışlığı en iyi paylaşabilecek olan iki gencin tanıklıkları bu inzivanın etkilerini aktarmakta. Anadolu Havarisel Vekilliği Gençlik Komitesi Üyeleri sayın David Mirzaei ve Justin Mustafa Mert Özbay’a teşekkür ederek tanıklıklarını paylaşmak isteriz.

David Mirzaei – Anadolu Havarisel Vekilliği Gençlik Komitesi Üyesi

İskenderun’un meltemiyle uyanan o birkaç gün, yalnızca bir kamp değil; bir kalpler seferiydi. Ruhlarımızı dünyevî hengâmeden azade kılarak Efkaristiya’nın sükûnetine yöneldik. 

Her birimiz, mukaddes bir isme istinat ederek gruplara ayrıldık. Ben, Efkaristiya uğruna canını feda eden mübarek şehit Aziz Tarsisyus’un izindeydim.

Monsenyör Antuan Ilgıt’ın her hitabesi, adeta kalbe inen bir rahmet yağmuru gibiydi. Lisanında hikmet, gözlerinde tefekkür gizliydi. Kampın mefhum-u asliyesi Efkaristiya idi. Aziz Carlo Acutis’in veciz ifadesiyle: “Bronzlaşmak için güneşe, aziz olmak için Efkaristiya’ya bakın.”  Biz de baktık… ve iç âlemimizde derinlikler açıldı.

Antakya’da, zelzelenin harap ettiği binaların arasında hâlâ ayakta kalan kilisede ilk ayini idrak ettik. O an, taşların bile sükût içinde secdeye vardığı, vakitlerin bile durduğu bir zamandı. Sessizlikte Rab’in soluğu hissediliyordu. Şelalelerde suyla oynaşan kahkahalarımız, semaya yükselen şükran dualarıydı. 

Ardınca, Aziz Petrus Mağara Kilisesi’nde kutladığımız ekümenik ayin, gönüllerin tek bir kalpte birleştiği mukaddes bir vuslat anıydı.

Ve nihayetinde, İskenderun’daki ilk Efkaristiya prosesyonunda dualarımızı ilahî nağmelerle kilise bahçesine nakşettik. Kampın son gününün son perdesinde bayram havası vardı: tiyatrolar, sevinçle atan kalpler ve dostlukla açılan bir otomobilin hoparlöründen taşan şarkıların eşliğinde edilen danslar…

Bu birkaç gün, yalnızca neşe değil, içimde neşv ü nema bulan bir aşk-ı ilâhînin mabediydi. 

Aziz Carlo Acutis’in dediği gibi: “Aziz olmak istiyorsan, Efkaristiya’ya bak.” 

Biz baktık. Ve baktığımız yerde, Rabbin cemalini sezdi ruhumuz.

*-*-*-*-*-*-*-*-*

Justin Mustafa Mert Özbay – Mersin Sent Antuan Latin Katolik Kilisesi Cemaati Gençlik Komitesi üyesi

18 yaşında bir genç olarak, İskenderun’da katıldığım Katolik Gençlik Kampı, yalnızca bir etkinlik değil; ruhumun yeniden nefes aldığı, İsa Mesih’le ilişkimin derinleştiği kutsal bir yolculuktu.  

Kutsal Kitap’ta şöyle yazar:  

“İki ya da üç kişi benim adımla bir araya gelirse, ben de aralarındayım.” (Matta 18:20)  

Bu kampta biz yalnız değildik. Mesih aramızdaydı. Her duada, her liturjide, her tebessümde.

Episkopos Antuan Ilgıt’ın Emmaus’lu öğrenciler üzerinden gençliğe verdiği mesajlar, manevi uyanış, yol arkadaşlığı ve Tanrı’yla karşılaşma

  • Emmaus Yolculuğu Üzerinden Gençlere Verdiği Ana Mesajlar ve Örnekler:

1. “Yolda Olmak Kayıp Olmak Değildir”  

   Tıpkı Emmaus’a giden iki öğrenci gibi, gençler de bazen umutsuz, kararsız ve yönsüz hissedebilir.  

   Örnek: Episkopos Antuan, kamplarda gençlere şunu hatırlatır: “Tanrı, yolun sonunda değil; yolda yürürken yanınızda olandır.”

2. “İsa Tanınmazken de Yanımızda”  

   Emmaus öğrencileri, İsa’yı tanımadan uzun süre yürüdüler. Aynı şekilde gençler de Tanrı’nın onlara eşlik ettiğini fark etmeyebilir.  

   Örnek: “Sınav stresi, gelecek kaygısı, aile baskısı… Bu anlarda Tanrı sessizce sizinle yürür.”

3. “Kalbimiz Yanarken Tanıyoruz”  

   Öğrenciler İsa’yı tanımadan önce kalplerinin yandığını fark etti. Episkopos, gençlerin bu “kalp yanmasını” ayırt etmeyi öğrenmelerini ister.  

   Örnek: “Bir liturjide, bir ilahide ya da bir dua anında içten gelen sıcaklık — işte Tanrı’nın varlığı!”

4. “Bölünen Ekmekte Tanınmak”  

   İsa ancak ekmeği bölerken tanındı. Bu, gençler için somut eylemlerle Tanrı’yı deneyimlemeyi simgeler.

Örnek: “Birine yardım ettiğinde, affettiğinde, sabır gösterdiğinde — İsa’yı orada tanırsın.”

Episkopos Antuan Ilgıt, Emmaus örneğiyle gençlere şunu öğretiyor:  

İman, varılacak bir durak değil; yürünecek bir yoldur. O yolda Tanrı hep seninledir — FARK ETMESENDE

Padre Jawahar’ın Efkaristiya mucizeleri üzerine verdiği seminer, yüreğimde derin bir hayranlık uyandırdı. “Gerçekten bu, İsa’nın bedenidir” sözleri, artık sadece bir dogma değil, bir yaşam gerçeği oldu. Özellikle Efkaristiya’nın dünyada farklı yerlerde nasıl mucizevi şekilde göründüğünü, ilahi dokunuşların nasıl kanıtlandığını örnekleriyle paylaşması, inancımı daha da kökleştirdi.

Padre Marius’un Polonya’nın Sokólka kentinde 2008’de yaşanan Efkaristiya mucizesine dair şahsi tanıklığı, hepimize derin bir sarsıntı ve ruhsal uyanış yaşattı. Tanrı’nın gerçekliğine dokunan bu mucize, İsa’nın bedeninin bizlere yalnızca sembolik değil, hakiki şekilde sunulduğunun yaşayan kanıtıydı.

Padre Leonardo’nun Efkaristiya Liturjisi eğitimi, dualarımızı kutsallaştırdı. Onun rehberliğinde Tanrı’ya sunulan her kelime daha anlamlı, daha diri hale geldi.

Janbert Gazali’nin Akdeniz Barış Projesi sunumu bize gösterdi ki, iman yalnız bireysel bir bağ değil; toplumsal bir sorumluluktur da.

Başta Sayın Episkopos Antuan Ilgıt’a, ruhani önderliği ve sevgisi için minnettarım.  

Padre Jawahar’a, Efkaristiya mucizelerini bizlerle içtenlikle paylaştığı ve gözlerimizi açtığı için…  

Padre Leonardo’ya, liturjinin kalbini bize tanıttığı için…  

Janbert Gazali’ye, iman ve barışı aynı cümlede kurduğu için…  

Padre Marius’a, mucizenin canlı tanıklığını getirdiği için…  

Ve emeği geçen tüm görünmeyen kahramanlara, sonsuz teşekkür ederim.

İnancımız diridir. Birliğimiz kutsaldır. Umudumuz Mesih’tedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir