“HİÇ BİR ŞEYİ REDDETME”

RAHİBE MARIA MATER BONI REMEDII,

 ISTITUTO SERVE DEL SIGNORE E DELLA VERGINE DI MATARÀ, SSVM 

Her rahibenin hikâyesi büyük bir aşk hikayesi olsa gerek: bizler her şeyden önce Mesih’in Gelinleriyiz, aşkın kendisine âşık olmuşuz. Ama bu aşk hikâyesi bir komedi ve macera bağlamında kendini gösteriyor. 

Romantik maceram beni ABD ve İtalya’daki eğitimimin ardından, dünyanın en az gelişmiş ülkelerinden biri olan Papua Yeni Gine’ye götürdü. Ülkenin bulunduğumuz bölgesine misyonerlerin ilk gelişini hatırlayan kuşkusuz çok yaşlı arkadaşlarım vardı. Oradaki görevlerim şu şekildeydi: tıbbî klinikler (ben doktorum), Episkoposluğun pastoral merkezinde kateşistlere eğitim vermek, rahiplerimizin ben oradayken kurduğu ülkenin tek orkestrasında keman öğretmek ve yaşamak / eğitim alacak güvenli yeri olmayan kızlar için merhamet evine yardım etmek.

Papua Yeni Gine’de geçirdiğim beş yılı aşkın süre boyunca pek çok macera yaşadım: Episkoposluk bölgesindeki rahibelerin yarısıyla birlikte teknemiz alabora olduğunda kıyıya yüzmek zorunda kaldık; savanada saatlerce çamura saplandık ya da 4×4 araçlarla tepelerden aşağı yanlamasına kaydık; bir keresinde savanadan dönüşte 4 saatlik bir dağ yolculuğu sırasında tutmayan frenlerle yola devam etmek zorunda kaldık; helikopter uçtuk; günlerce uzak köylere gitmek için kanoyla seyahat ettik; hiç beyaz bir kadın ya da doktor görmemiş topluluklarla bir araya geldik; cüzzam, fil hastalığı ve daha önce sadece okuduğum ya da filmlerde gördüğüm diğer hastalıkları tedavi ettim… Hatta bir keresinde hindistan cevizi ağacından düşen ve hayati belirtilerine bakıp bir kaç dakika sonra ölmesini beklediğimiz bir çocuk, bir anda ve tamamen, mucizevi bir şekilde iyileşti!

Bu bazılarına kâbus gibi gelebilir, ama ben hayallerimi yaşıyordum! 

Derken, 2019 yılındaki bir inzivanın ilk beş dakikasında Allah’a daha fazla ne verebileceğimi sordum. O da bana hayallerimi ona vermemi istediğini, o anda gösterdi. O’nun sevgisi uğruna bunu terk etmemi istedi. Yaptığım işlerden çok, O benim sevgimi istiyordu. Olabilecek tek bir cevap vardı: SENİN İSTEĞİN OLSUN.

Beni kontemplatif bir hayata (tefekkür hayatına) çağırdığını hemen anladım. Dinî ailemizde sadece havarisel işler yapan rahip ve rahibeler bulunmuyor, kontemplatif yaşam sürenler de olduğu için şanslıyız. Kontemplatif hayat, duaya adanmış bir yaşamdır ve fazlasıyla iman gerektirir. Dualarımızın ve fedakârlıklarımızın yaptığımız işlerden çok daha verimli olabileceğine inanmamız gerekir. Ayrıca dualarımızın meyvelerini hiç bir zaman görmemeye razı olmalıyız. 

Dinî yaşama başlarken, Allah’ın bana doktorların Allah’a dönmesi ve kutsallaşabilmesi için çalışmak üzere özel bir niyet verdiğini fark etmiştim. Doktorların dünyası ölüm kültürü ile doludur ve kimse doktorların her gün yüz yüze geldiği gerçekliği tam anlamıyla kavrayamayacağı için onların içeriden müjdelenmesi gerekir.  Allah benden doktorlar için çalışmayı bırakmamı istediğinde kendimi ve tüm hayatımı onlar için sunmamı ve bu sunuyu, Çarmıh’taki İsa’nın kurbanı ile birleştirmemi istedi… Tüm dünyanın karantinaya girdiği 2020 yılında, ben de kontemplatif yaşama başladım. O sırada hastanede bulunmuyor olmanın benim için neye mal olduğunu Allah biliyor, ancak bu fedakârlığı ödüllendireceğine inanıyorum. 

Manastırda ve burada, yani Türkiye’de Papua Yeni Gine’ye göre daha az timsah ve tropikal hastalık var. Ama macera ve aşk hikâyesi devam ediyor… Sadece biçim değiştirdi. Burada Türkçe öğrenmek, depremi yaşamak, Anadolu’daki kiliseyi tanımak ve sevmek ve Merhametini dileyerek onu Allah’a sunmak yoluyla bu macerayı yaşamaya devam ediyoruz. Türk kültürünün zenginliği ile zenginleştik. Bir zamanlar manastır yaşamının beşiği olan ülkede geriye kalan tek mahzun katolik manastırında bulunmak, büyük sorumluluk hissettiriyor. Daha da önemlisi ruhsal yaşamın kendisi bir macera ve bir aşk hikayesi: canlarımızın cangılına derinlemesine girdikçe her tür sürpriz ortaya çıkıyor. Her gün Allah kalplerimizi fethetmeyi istiyor, her gün onu daha da çok sevmeye çağrılıyoruz. Kontemplatif bir rahibe olarak bunu daha da yoğun yaşıyorum, çünkü her gün saatlerce dikkat dağıtacak bir şey olmadan Allah ile yalnız, sessiz bir sohbet içindeyim. Hayatın kendisi bizzat O olmasaydı, böyle bir hayat imkânsız olurdu. Ama O tümüyle benim hayatım olursa, işte yeryüzünde Cennet budur. 

Rahibe Maria Mater Boni Remedii, Istituto Serve del Signore e della Vergine di Matarà, SSVM

Çeviri: Şule Rogenbuke

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir