PAPA FRANCISKUS:

BARIŞ VE YARATILIŞIN KORUNMASI İÇİN BİR ÖĞRETİ

2015 yılında Papa Francis, “ortak evimizi” korumaya adanmış önemli bir genelge olan Laudato si’‘yi yayınladı. Bu metin, ekolojik kriz ile sosyal eşitsizlikler arasında bir bağlantı kuruyordu. Papa, bu belgede, çevrenin korunması ve sosyal adaleti bir arada barındıran “bütüncül bir ekoloji” çağrısında bulundu. Papa özellikle “israf kültürü” nü ve kâr odaklı ekonomik sistemin aşırılıklarını kınadı. Bu mantığa göre, gezegenin bozulmasının ilk kurbanlarının en yoksul halklar ve ortak evimizin kendisi olduğunu vurguladı.

Bu asil düşünceden hareketle, Laudato si’ (LS) adlı genelge uluslararası yankı uyandırmış ve özellikle 2015 yılında Paris’te düzenlenen COP21 iklim konferansında iklim tartışmalarına etki etmiştir. Bazı tanıklıklara göre, bu çalışmanın yayınlanmasından dokuz yıl sonra, altı Avrupa üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, Katolik kuruluşların %95’inin değişiklikler başlattığını ve %36’sının önemli değişiklikler yaptığını ortaya koydu. Bu nedenle, Papa’nın çevreye saygı çağrısının dünya nüfusunun yarısından fazlasını uyandırdığını ve bu insanların “bütünsel ekoloji”ye karşı kararlı bir taahhütlerini sürdürmeyi planladıklarını söylemek yanlış olmayacaktır.

Burada, Papa’nın “iki kriz yoktur…” (LS 139) çünkü “her şey birbiriyle bağlantılıdır” (LS 117) dediği genelgenin ana fikirlerini belirtmek gerekir. Papa için, hiç kimsenin tek başına kurtulamayacağı, hepimizin birbirine bağlı olduğu açıktır. Tek yapmamız gereken, bu karşılıklı bağımlılık ve bağlantılılık boyutunu yeniden keşfetmek ve onu hayatın tüm alanlarına (siyasi, ekonomik, sosyal vb.) entegre etmektir. Bu nedenle, hepimizin kardeş olduğumuzu ve dolayısıyla birbirimizle bağlantılı olduğumuzu hatırlatan bir inanç yolu olarak kardeşliğin karizmatik gücünü ortaya çıkarmalıyız.

Bu, paylaşılan genelgenin bir pusula gibi olduğu anlamına da gelir, bir başka deyişle Laudato Si bizi, güncel sorunlara, dünyanın içinde bulunduğu çevresel kriz durumlarına yakın olmak için bir referans noktası olmamız konusunda teşvik eder. Ayrıca, küresel olayların karmaşıklığını yorumlamak için bütünsel ekolojiyi merkeze yerleştirerek güncel aciliyetlere cevap vermek için de bir pusula görevi görür. Son olarak, daha evrensel ve küresel bir dayanışma için kişisel ekolojik dönüşüm (LS 139) için de bir pusula görevi görüyor. Böylece, genelge tüm biçimleriyle ve her açıdan, örneğin çalışma alanında, küresel eşitsizliklerle mücadele ediyor. Papa, insanlığı tüm dini ve kültürel engellerin ötesinde kişiyi tanımaya davet ediyor.

Fransisken köklerine dayanan papalık…

Fransisken maneviyatı, Papa Franciskus’un öğretilerini büyük ölçüde etkilemiş ve beslemiştir. Tabii ki, Assisi’li Aziz Franciskus’un yaratılışı ve çevreyi koruma konusundaki yaşamını günümüze taşımıştır. Bunun için, bir yaşam programı niteliğindeki iki çalışması, Laudato Si’ ve Fratelli tutti’yi okumak yeterlidir. Sessizlikte, bizlere konuşan bir sessizlik içinde, ilahi varlığa açılmanın her zaman yeni bir sevinç olduğunu ifade eden Papa Francis, basit ama anlamlı ve karşılaşma kültürünü teşvik eden eylemlerle paylşımda bulundu.

İşte Papa’nın hayali, umut dolu bir hayal: “Umudunuzu çaldırmayın” diyor mütevazı Papa! Franciskus günümüz olaylarında, her insanın tarihinde Tanrı ile karşılaşabilen kadınlar ve erkekler için umut dolu bir tanıklık bırakıyor. Her kadını ve erkeği, İncil’in özüne, yani insanlığını güvenilir ve özgün bir şekilde yaşamaya, sürekli dönüşüme davet ediyor. Papa için bu dönüşüm, zorluklarla yüzleşme biçiminde ve sahte güvenlerden kurtulup diğerine doğru adım atma yeteneğinde özetlenebilir. Özellikle, en savunmasız olanları kabul etme biçimimizde, barışın destekçisi ve savunucusu, köprüler kuran, daha adil ve kardeşçe bir toplumun mimarı olma gücünü kazanabilir ve yaralı yaratılışımızı, acı içinde inleyen ana vatanımız Dünya’yı kucaklayabiliriz.

Güncel çevresel zorlukların bilincinde olan Papa Franciskus, 2023 yılında Laudato si’ adlı genelgesinin devamı niteliğinde, Laudate Deum adlı çalışmayı kaleme aldı. Bu belge, Laudato sì’de ele alınan sorunları, son dönemdeki iklim krizlerini de dikkate alarak güncelleştiriyor.

Sonuç olarak, Papa Franciskus’un, doğanın sevgi ve sorumlulukla korunması gereken Tanrı’nın bir armağanı olarak görüldüğü, Hristiyan inancına dayalı bir ekoloji ve çevre vizyonu önerdiğini belirtmek isteriz. Bu yaklaşım, yaratılışla uyum içinde, zihniyet ve yaşam tarzında köklü bir değişim olan “ekolojik dönüşüme” davet etmektedir. Papa Franciskus, gezegeni tüm sorumsuz sömürülerden korumak isteyen papa olarak hatırlanacaktır. Ekolojiyi manevi ve sosyal misyonunun merkezine yerleştirerek, Katolik Kilisesi’nin çevreye olan bağlılığını derinden etkilemiştir.

Merhum Papa Franciskus’a olan saygımı, Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler romanından bir alıntıyla sonlandırmak istiyorum:

“Kardeşlerim, insanların günahlarından korkmayın. Bir insanı günahlarıyla bile sevin, çünkü bu, İlahi Sevginin bir yansımasıdır ve yeryüzündeki en büyük sevgidir. Tanrı’nın tüm yaratılışını, bütününü ve içindeki her bir kum tanesini sevin. Her yaprağı, Tanrı’nın ışığının her bir ışınını sevin. Hayvanları sevin, bitkileri sevin, her şeyi sevin. Her şeyi severseniz, nesnelerde ilahi gizemi algılayacaksınız. Bunu algıladığınızda, her geçen gün daha iyi anlamaya başlayacak ve sonunda dünyayı evrensel bir sevgiyle sevmeye başlayacaksınız. Hayvanları sevin: Tanrı onlara düşüncenin temellerini ve sakin bir neşe vermiştir. Öyleyse onları rahatsız etmeyin, taciz etmeyin, neşelerini elinden almayın, Tanrı’nın isteğine karşı gelmeyin. İnsan, hayvanların üstüne çıkma: Onlar günahsızdır, oysa sen, ihtişamınla, varlığınla yeryüzünü kirletiyorsun ve arkanda kirin izlerini bırakıyorsun — ne yazık ki, bu neredeyse hepimiz için geçerli! Çocukları özellikle sevin, çünkü onlar da melekler gibi günahsızdır ve kalplerimizi yumuşatmak, arındırmak ve bizi yol göstermek için yaşarlar. Bir çocuğa zulmedenin vay haline!

Fr. Georges Misange, ofm

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir