PASKALYA’NIN IŞIĞINA DOĞRU

5 Mart’ta Paskalya kutlamaya hazırlandığımız süreç olan, tövbe dönemine başladık. Bu yıl, Papa Franciskus ile birlikte, hastalığı, acıları ve yalnızlığı sırasında dualarımızla ona eşlik ediyoruz. 

İlk yüzyıllardan bu yana oruç dönemi, Katekümenlerin, ölen ve dirilen Mesih’le birleştiren gizem olan vaftizden önceki son öğretilere tabi tutuldukları zamandır. Bu yıl, 325 yılında İznik Konsili tarafından ilan edilen Allah’ın Oğlu İsa Mesih’e olan inancımızın bilincinde olarak bu dönemi özel bir şekilde yaşamak istiyoruz. 

Oruç dönemi bize, halka yönelik öğretilerine başlamadan önce çölde 40 gün geçiren İsa’yı hatırlama fırsatı verir. Mesih için bu bir dua, Baba’ya teslim olma, oruç tutma, kendisiyle ve bedeninin kırılganlığı ile yüzleşme süresidir. Bu aynı zamanda ayartmalarla karşılaşma zamanı oldu.

Yalnızlık ve açlık sınanmayı doruk noktasına çıkarır. İsa çıplak bırakılır, çırılçıplak soyulur, bir insanın son sınırlarına kadar zorlanır. İşte bu durumda İsa, kendisine bir uzlaşma öneren ayartıcıyla yüzleşir: ilahi yüceliğini onunla paylaşmak. Ayartıcı, İsa’nın Allah’a olan evlatlık itaatini sınayarak onu Babasının isteğinden uzaklaştırmak istemiştir. Dahası, İsa’nın tüm yaptıkları kötülüğün güçleriyle sürekli yeni bir savaş olarak sunulur.

Sinoptik İncillerin bize sunduğu üç ayartmanın açıklamasında, tüm ayartmaların İsa’nın Babasına olan sadakatiyle ilgili olduğunu fark ederiz. Şeytan İsa’nın Babasına olan sadakatini yok etmek ister. Şeytan İsa’nın Babasına olan itaatini kırmak ister, öyle bir itaat ki onu Çarmıh’a götürecektir. İsa bu noktada Allah’ın Oğlu olarak bizim Kurtarıcımızdır. 

Eğer ikinci ayartma, çarmıhtan kaçınarak insanların acı çekmesini ortadan kaldırarak mesihlik görevinin başarısı için bir öneri ise, üçüncü ayartma onu çarmıhın başarısızlığına teslim olmaya davet eder. Ancak Baba’ya olan sevgisinin ve itaatinin ve bize olan sevgisinin en büyük işareti çarmıhtır. Onun itaati bizi kurtardı. İsa, Baba’ya olan itaatiyle, kötülükle, dünyayla uzlaşmayı açıkça reddederek Allah’ın Oğlu olduğunu kanıtladı. İsa tüm güvenini Baba’nın sözüne verdi. Zeytin Bahçesi’nde tek başına kötülükle savaştı; tek başına, herkes tarafından terk edildi, yoksul kaldı. Terk edildi.

İlk ayartma imanımızla ilgilidir: İsa, sen benim için kimsin, gerçekten benim Kurtarıcım mısın? 

İkinci ayartma Mesih’in gösterdiği yoldan kaçınmak, yani İncil’in gerekliliklerini ciddiye almamaktır. 

Üçüncü ayartma ise Çarmıh’ı unutmaktır. Ucuza Hristiyan olabileceğimizi düşünmek. Tövbe dönemi bizi Çarmıh’a yakın durmaya davet eder. İsa’ya sevgiyle. Alçakgönüllülükle. Sebatla. 

Kilise olarak bu yıl Jübile Yılı’dır. Her birimiz için bir dönüşüm ve Rab ile yakınlaşma yılı olmalıdır. Sevinç dolu bir dönem olsun!

Son olarak, Nathalie Ritzmann’a Présence dergisi için gösterdiği gayretli ve kaliteli çalışmalardan dolayı teşekkür etmek istiyorum. Dergiye yaptığı katkılardan dolayı kendisine ve tüm okuyuculara şükranlarımı sunuyorum. Rab onu her konuda ödüllendirsin!

Aynı zamanda, Présence dergisinin Türkiye’deki Kilise yaşamını yansıtmaya devam edebilmesi için İdentes cemaatinden Annick ve Anita’ya gelecek için en iyi dileklerimi sunuyorum. Hepinize bu derginin mümkün kıldığı birliğin neşesi içinde mutlu okumalar dilerim. Güzel bir oruç dönemi dilerim!

+ Martin Kmetec o.f.m. conv

İzmir Başepiskoposu 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir