SÜRYANİ KATOLİK KİLİSESİNDE HAÇ YOLU MERASİMİ VE ETKİNLİKLERİ

Mesih İsa’nın ölümden dirilişinin kutlandığı ‘Diriliş Bayramı’ öncesinde, Paskalya Hazırlık Dönemi olan 6 hafta boyunca Gümüşsuyu Süryani Katolik Kilisemizde her Cuma gerçekleştirilen ve çarmıhın ağırlığını, fedakarlığı ve kurtuluş inancını simgeleyen ‘Haç Yolu’, oruç döneminin önemli ritüellerindendir. Mesih’in ölüme mahkûm edilmesinden Yeruşalim’de Golgota Tepesi’nde çarmıha gerilmesine ve gömülmesine kadar olan son saatlerini anan 14 duraktan oluşan bir tapınma ve meditasyondur. Cemaat üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen merasim sırasında her durakta durularak Mesih’in çektiği ıstıraplar hatırlanır. Böylece inananların Mesih İsa’nın çektiği acıları düşünerek manevi bir arınma yaşaması ve inancını derinleştirmesi hedeflenir.

Merasimden sonra cemaatle beraber kadınlar kolumuzun hazırladığı perhiz yemeği yenilir ve geleneksel hale gelen etkinlikle verimli paylaşımlar yapılır.

Bu seneki etkinliğimizde ilk hafta konuğumuz Ermeni Patrikhanesi’nden Peder Şirvan Mürzyan “Hristiyanlar için ölüm nedir? Ölümden sonra yaşam nasıl olacak” konulu sunumunda, Allah’ın adaletiyle sonsuz hayatla ödüllendirilecek miyiz, cennet/cehennem ve öldükten sonra ruhların bekleyeceği istasyonlar nedir, dirilişle beraber ne olacak gibi ölümle ilgili merak edilen konuları Kutsal Kitabın ışığında anlattı.

Büyük Orucun ikinci Cumasında Farkındalık Buluşmaları kapsamında Huys Derneği kurucularından Sn. Parin Yakupyan derneğin kuruluş amacını ve özel gereksinimli bireylere yönelik çalışmalarını anlattı. Ardından araştırmacı-tarihçi Sn. Hanriyet Basoğlu Taksim’den Şişli’ye Zamanda Yolculuk adlı sunumunda bizleri Taksim Meydanı’ndan başlayarak Harbiye, Elmadağ, Pangaltı, Teşvikiye, Nişantaşı, Osmanbey, Kurtuluş, Feriköy Bomonti semtlerinden Şişli’ye kadar geçmişten günümüze ilginç bir hafıza yolculuğuna çıkardı. 

Büyük orucun 3. Cuma günü konuklarımız olan Katolik Gençlik Komisyonu, Papa XIV. Leo’nun 2025 İstanbul ziyareti ile ilgili bir paylaşım yaptılar. Abune Paul, Peder Jackie, Emil Saman, Yusuf Can Araz, Nora Hisarlı, Melani Nalcı ve Ninve Önder, özellikle 29 Kasım tarihinde Maslak Arena’da 5000 kişi ile icra edilen Kutsal Ayin hazırlıklarını ve organizasyon sürecini anlattılar. 

Büyük Orucun 4.Cuma günü Abune Paul Kass Daoud Kurban’dan Efkaristiya’ya: Katolik Geleneğinde Kutsal Ayin’in Yolculuğu adlı bir söyleşi gerçekleştirdi. 

Kutsal Ayin’in ortaya çıkışının tarihsel ve teolojik sürecini ele almakta; eski dinlerdeki kurban anlayışından başlayarak Katolik Kilisesi’nde Efkaristiya gizeminde tamamlanmasına kadar uzanan bir yolculuğu sunmaktadır.

Konuşmanın başlangıcında, kurban kavramının tarih boyunca nasıl geliştiği ele alındı. Putperest dinlerde kurban, genellikle tanrıları yatıştırmak ya da bereket elde etmek amacıyla sunuluyor ve çoğu zaman korkuya dayanıyordu. Eski Ahit’te ise kurban, Tanrı ile halkı arasındaki antlaşmanın bir işareti ve günahların bağışlanması için bir yol haline geldi (bkz. Levililer Kitabı). Ancak bu kurbanlar eksikti ve daha büyük bir kurbana işaret ediyordu.

Konular daha sonra ilahi vahyin doruk noktasına, yani İsa Mesih’e odaklandı. Son Akşam Yemeği’nde Rab, Efkaristiya sakramentini kurarak kendisini ekmek ve şarap görünümü altında sundu: “Bu benim bedenim… Bu benim kanım.” Çarmıhta ise Mesih, tüm insanlığın kurtuluşu için kendisini mükemmel ve nihai kurban olarak sundu. Böylece O, Katolik öğretisine göre aynı anda kâhin, kurban ve sunak oldu (bkz. İbranilere Mektup). Artık kurban tekrarlanan bir eylem değil, çarmıh kurbanının gizemli ve sürekli bir mevcudiyetidir.

Ardından, Kutsal Ayin’in ilk Kilise’de nasıl geliştiği açıklandı. Havariler ve ilk Hristiyanlar, Rab’bin “Bunu benim anım için yapın” buyruğunu yaşayarak ekmeği bölmek ve dua etmek için bir araya geldiler (bkz. Elçilerin İşleri 2:42). Böylece litürji, Allah’ın Sözü’nün ilanı ile Efkaristiya’nın kutlanmasını birleştiren bir yapı içinde şekillenmeye başladı.

Daha sonra günümüzdeki Kutsal Ayin’in yapısı ele alındı. Ayin iki ana bölümden oluşur:

  • Söz Litürjisi: Tanrı’nın Sözü’nün okunup açıklanması.
  • Efkaristiya Litürjisi: Efkaristiya kurbanının sunulması ve imanlıların Rab’bin Bedeni ve Kanı’nı almaları.

Farklı litürjik gelenekler (Latin ve Doğu ritüelleri gibi) arasında çeşitlilik bulunsa da, tümünde ortak olan temel unsurlar Kilise’nin iman birliğini ifade ederken, her gelenek kendi zenginliğini korur.

Konuşma, günümüzde Kutsal Ayin’i nasıl yaşadığımız üzerine bir düşünceyle sona erdi. Ayin sadece bir dini görev değil, dirilmiş Mesih ile canlı bir karşılaşmadır. Burada imanlı, Tanrı’nın Sözü ve Mesih’in Bedeni ile beslenir ve bu deneyimi günlük yaşamında sevgi ve hizmetle tanıklığa dönüştürmeye çağrılır.

Bu anlamda Kutsal Ayin, Kilise yaşamının kaynağı ve zirvesi olmaya devam eder; Mesih’in kurtarıcı kurbanının zaman içindeki canlı devamıdır.

Büyük Orucun 6. Cuma günü konuklarımız yazar Sn. Takuhi Tovmasyan ve Sn. Silva Özyerli ile İstanbul ve Diyarbakır Ermeni mutfak kültürünü ve geleneksel bayram sofralarını anlattıkları bir sunum gerçekleştirdiler. Sn. Tovmasyan aile geleneklerini ve Aras Yayınevi’nin kuruluş hikayesini dile getirirken, Sn. Silva Özyerli bizlerle Diyarbakır’dan İstanbul’a geliş süreçlerini, kitapların ortaya çıkışını ve özellikle likörle ilgili merak edilenleri paylaştı. 

Önümüzdeki seneye de sağlıkla ve huzurla erişmek dileklerimizle.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir