Türk kökenli ilk episkopos olan Mons. Antuan Ilgıt, Papa Leo’nun ülkedeki Hristiyanlar için yaptığı apostolik ziyaretin anlamını şöyle anlatıyor: “O, gerçek bir barış elçisi olarak, kalbinde çatışmaların mevcut olduğu bir bölgede uzlaşmayı teşvik etme arzusuyla Türkiye’ye geldi.”
“Türkiye Kilisesi ve özellikle Vekilliğimiz (Anadolu Havarisel Vekilliği), bilhassa depremden sonra Papa Franciskus’un yakınlığını deneyimlemişti. Papa Leo, bu seyahati somut manevi ve pastoral katılımıyla gerçekleştirerek Türkiye Kilisesi’ne asla yetim olmadığımızı söyledi.”
Anadolu Apostolik Yöneticisi ve Türkiye’deki ilk Türk kökenli episkopos olan Monsenyör Antuan Ilgıt, Papa Leo’nun Türkiye ziyaretinin bu topraklarda yaşayan Katolik ve Hristiyan topluluklar için önemini şöyle özetledi: “Türkiye,” diye ekledi, “çok büyük bir ülke ve Hristiyanlar, az da olsa, ülkenin dört bir yanına dağılmış durumda; bu durum özellikle Karadeniz’den Suriye sınırına kadar uzanan Anadolu Apostolik Vekilliği için geçerli. Papa, bu apostolik ziyaretiyle bize yeniden bir araya gelme, birbirimizi kucaklama ve her şeyden önce birlik ve barış için birlikte dua etme fırsatı verdi.”
Papa, İznik Konsili’nin 1700. yılını kutlamak için Türkiye’ye geldi. Bu gezinin ardından kiliseler arasındaki diyalog nasıl devam edecek?
Bu, Papa Franciskus’un İznik Konsili’nin 1700. Yıldönümü için arzuladığı ve önceden planladığı bir seyahatti. Bizler zaten kendi yaşamlarımızda, her gün, birbirimizin özgünlüklerine saygı göstererek, aynı kaderi paylaşarak, iş birliği yaparak, dua ederek ve “umut yolcuları” olarak birlikte yürüyerek Hristiyanların birliğini yaşıyoruz. İznik’teki ekümenik, daha doğrusu mezhepler arası kutlama ve ardından Volkswagen Arena’daki Kutsal Efkaristiya Ayini, bizi vaftiz edilmişler olarak birleştiren Kutsal Ruh’un bir armağanı olan bu gerçeğin somut bir göstergesiydi. İznik, sadece tüm Hristiyanlığa değil, Türkiye’deki Hristiyanlara da köklerimizin burada olduğunu, dirilen Rab’bin ayaklarının değdiği Kudüs’ün yanı sıra, inancımızın kalbinin Türkiye gibi Kilise’nin bu kutsal toprağında da attığını hatırlattı. Lübnan’a giderken uçakta Papa, kutlamayı “muhteşem, çok sade ama aynı zamanda derin” olarak nitelendirdi.
Bu seyahatte sizi en çok ne etkiledi?
Papa’nın, Türkiye’deki Hristiyan inancının büyük mozaiğini oluşturan farklı kiliseleri büyük bir alçakgönüllülükle ve içtenlikle ziyaret etmesi çok güzeldi: Patrik Bartolomeo ile birlikte İlahi Ayin, Ermeni Apostolik Patrikhanesi ve Süryani Ortodoks Kilisesi ziyaretleri. Bu ziyaretler ve onlara eşlik eden görüntüler, bu ilk apostolik seyahati büyük bir heyecanla takip edenleri çok etkiledi. Ama bunların halkımıza ne kadar iyi geldiğini tahmin bile edemezsiniz. Onlar, niyet ve dualarda birleşmiş, birlik içindeki ruhani liderleri görmek istiyorlar. Rakamlar mütevazı olduğunda, birliktelik çok daha fazla aranır, bu neredeyse bir hayatta kalma arzusu gibidir. Papa Leo’nun örneğinden cesaret alarak, onun alçakgönüllülüğüyle birlikte, yapıcı diyalog ve birliktelik arzusu için çaba göstereceğiz.
Türkiye, çatışmaların sürdüğü bölgelerin merkezinde yer almaktadır. Kuzeyde Ukrayna, güneyde Orta Doğu. Papa Leo, sözleri ve davranışlarıyla bu ülkeye nasıl bir mesaj verdi?
Papa, çatışmaların alevleriyle yanıp tutuşan bir bölgede uzlaşmayı teşvik etme arzusunu kalbinde taşıyarak, gerçek bir barış elçisi olarak Türkiye’ye geldi.
Türkiye’ye yapılan bu ilk apostolik ziyaret, aynı zamanda bu ülkenin birlikte yaşama konusunda sahip olduğu değerlerin de bir göstergesidir. Müslüman çoğunluğa sahip olan Türkiye, aslında çok sayıda Hristiyan topluluğa ve diğer dinlere mensup kişilere ev sahipliği yapmakta ve bu topluluklar barış içinde bir arada yaşayabildiklerini kanıtlamaktadır. Papa, ziyaretiyle dini, etnik ve kültürel farklılıkların engel teşkil etmediğini, aksine birlikteliğin ve barışın inşası için bir zenginlik ve birleştirici unsurlar olabileceğini vurgulamak istemiştir. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Papa’nın veda telgrafında bahsettiği “cömert misafirperverliği ve konukseverliği” ile bu bakış açısını doğruladı ve Papa’ya “Türkiye’den gönderilen mesajların Türk-İslam dünyasına ve Hristiyan dünyasına ulaşarak dünyadaki barış umutlarını artıracağını” dile getirdi.
Siz Türk bir episkoposunuz. Türk kökenli ilk episkopos. Bu günleri nasıl yaşadınız?
Anadolu Vikaryası’nın papazı olarak, sınırlı kaynaklara rağmen, bana emanet edilen cemaatin önemli bir kısmını İstanbul’a getirmeye çalıştım. Antakya, İskenderun, Adana, Mersin, Samsun ve Trabzon’dan çok sayıda yerli Hristiyan, yeni Hristiyan, mülteci, Afrikalı öğrenci, genç ve yaşlı, kadın ve erkek geldi: hepsi, ayrım gözetmeksizin, Papa ile tanışmak ve onun kutsamasını almak için binlerce kilometre yol kat ettiler. Bu bizim için çok büyük bir armağan oldu. Özellikle, Volkswagen Arena’da kutlanan ve yaklaşık 4.000 imanlıyı (Latin Katolikler, Ermeniler, Süryaniler, Keldaniler ve diğer Kiliselerden olanlar) bir araya getiren kutsal ayin, onların ilahileri, liturjik kıyafetleri ve gelenekleriyle bana Pentekost’u yaşattı. Bizi birleştiren ve barışı inşa etmemiz için cesaretlendiren, her zaman mevcut olan Mesih’in Ruhunu güçlü bir şekilde hissettim. Sanki Türkiye’deki tüm Kilise, Kutsal Baba ve patriklerin etrafında, büyük bir kardeşlik içinde o arenada toplanmış gibiydi. Bu toprağın çocuğu, ülkesini derinden seven bir Türk olarak, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hristiyan olmayan halkın Papa’ya gösterdiği misafirperverlikten de gurur duyuyorum. Türk episkopos olarak, ülkem ile Katolik Kilisesi arasında bir köprü olmak istiyorum.
Benim ülkemde, iyilik ve barış için gerçek bir diyalog ve iş birliğinin temelleri her zaman var olmuştur; bu ziyaret, bunları bir kez daha güçlü ve net bir şekilde teyit etmiştir.
Peki şimdi?
Şimdi, hepimiz için, bu deneyimi ve söylenen ve dinlenen sözleri, Ignatius yöntemine göre yeniden okumak ve bunlardan, öncelikle kendimiz çobanlar olarak yaşamamız gereken ve aynı zamanda topluluklarımıza pastoral olarak önermemiz gereken bir yolun temellerini çıkarmak zamanıdır. Bu çalışmaya başlarken, şu anda Lübnan’da devam eden yolculuğun ikinci aşaması için dualarımızı sürdürüyoruz: Lübnan, benim için çok değerli, mesleki geçmişimle derinden bağlantılı bir ülke. Bugün yaşadığı acılara rağmen, Lübnan gerçek bir birlikte yaşama ve derin maneviyat modeli olmaya devam ediyor.
M.Chiara Biagioni – 2 Aralık 2025
Yazının aslı MonsAntuanröportajagensir adresinden okunabilir.
