Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyareti, rahibelerden gazetecilere, genç tasarımcılardan korolara uzanan geniş bir kesimde hem manevi hem de toplumsal bir birlik duygusu yarattı. Dinler ve kültürler arasında köprü kuran ziyaretin tanıkları, bu tarihi buluşmanın kendilerinde bıraktığı derin etkiyi paylaştı. Papa’nın dua ve ayinlerine katılmak için İstanbul’a gelenlerden biri, Samsun’daki Mater Dolorosa Katolik Kilisesi’nde görev yapan Ruandalı Rahibe Imurere Irène’di. Papa’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ankara’da yaptığı konuşma ile barış ve kardeşlik noktasında aynı duygu ve mesajları paylaştıklarını dile getiren Irène, “Barıştan ve ailenin öneminden bahsettiler ve bize Hıristiyanlar ve Müslümanlar olarak bir aile olduğumuzu gösterdiler. Ortodoks, Katolik, Keldani, Süryani ve Rumlar ile birlikte İznik’e gitmesi bize şunu hatırlatıyor: Farklı bakış açılarına sahip olsak bile elimizde olan her şeyi bir araya getiriyoruz.
İtalyan Televizyonu ve Mediaset Vatikan muhabiri Fabio Marchese Ragona, Papa’nın ziyareti için Vatikan’dan Türkiye’ye gelen gazetecilerden biriydi. Ragona, şunları söylüyor: “Bunun çok önemli bir gezi olduğunu düşünüyorum. Çünkü Papa barış, uzlaşma ve Hıristiyan birliği hakkında önemli bir mesaj getirdi. İznik Konsili, Hıristiyanlık açısından birlik konusunda en önemli andır. Papa Francis bu yolculuğu planlamıştı fakat geçen Nisan’da maalesef vefat etti. Bu nedenle Papa Leo, Hıristiyan inancı için temel bir anmayı kutlamak üzere Patrik Bartholomeos’un davetini kabul etti. Bence burası dünyaya önemli bir barış mesajı göndermek için doğru yer. Çünkü Türkiye, Doğu ile Batı arasındaki diyalog için en uygun ülke.”
Papa’nın Türkiye ziyareti için ülke kapsamında bir logo yarışması düzenlendi. Bu yarışmada, Süryani genç Melani Nalcı hazırladığı logo ile birincilik ödülünü aldı. Nalcı ayrıca Volkswagen Arena’daki koroda, Keldani grubunun yöneticiliğini yaptı. Enkarne Söz’ün Dini Ailesi’nden Rahibe Maria Arabell ise Papa’nın ziyaretlerinde tüm Hıristiyanlardan oluşan koroyu yönetti ve İznik ayininde yer aldı. Papa’nın ziyaretinin Katolikler ve tüm Hıristiyanlar için büyük bir önem taşıdığını belirten Arabell, “Kutsal Baba’nın Türkiye ziyareti, Hıristiyanlar arasında, hatta Katoliklerin kendi içinde bile barış ve birlik için güçlü bir çağrı oldu. Yaşadığımız bu toprakların kutsallığını ve erken dönem kilisesi ile ilk yüzyıllarda imanın yayılması açısından tarihi önemini bize tekrar hatırlattı.” Dedi.
https://www.agos.com.tr/tr/yazi/36505/papanin-turkiye-ziyaretinin-heyecanli-taniklari
« Gelin, ne söylediğimize bir bakın »
İSTANBUL APOSTOLİK VİKARİYASININ LATİN KOROSU
PAPA XIV. LEO’NUN ZİYARETİ SIRASINDA BİR BİRLİK İŞARETİ
« Neye inandığımızı görmek istiyorsan, gel ne söylediğimize bir bak. » Aziz Augustinus’un bu ünlü sözü, Papa XIV. Leon’un apostolik ziyareti sırasında İstanbul’da hayat buldu; neredeyse sıfırdan kurulan bir koro, iman, birlik ve umudun gerçek bir simgesi haline geldi.
Papa’nın ziyareti sırasında liturjik kutlamaları layıkıyla hazırlamak için başlatılan bu girişim, kısa sürede derin bir kilise deneyimine dönüştü. Davet, şehrin tüm cemaatlerine, özellikle de her hafta cömertlik ve azimle liturjik yaşamı destekleyen korolara yöneltildi.
Yanıt, tüm beklentileri aştı. İlk provadan itibaren katedral 80’den fazla koro üyesiyle doldu. Birkaç hafta içinde, Türkler, Afrikalılar, Avrupalılar, Filipinliler ve Latin Amerikalılar olmak üzere 23 farklı milletten 122 kişiye ulaştı. Onlara enstrüman çalanlar, rahipler ve hatta Hristiyan olmayan arkadaşlar da katıldı; bu, farklılıkları aşan bir kardeşliğin kanıtıydı.
Birçok etkileyici hikaye arasında, genç bir opera sanatçısının hikayesi özellikle dikkat çekiyor: her hafta sonu, provalara katılmak için Ankara’dan on saatlik bir otobüs yolculuğu yapıyordu. Onun gibi, pek çok kişi aynı arzuyu paylaşıyordu: bazen sınırlı müziksel imkanlara rağmen, Kilise’ye hizmet etmek için ellerinden gelenin en iyisini sunmak.
Çok kısa bir sürede, bir polifonik koro ve hatta küçük bir orkestra kuruldu. Çalışmalar yoğun geçti: repertuar seçimi, partisyonların hazırlanması, metinlerin Türkçeye uyarlanması, farklı liturjik gelenekler arasındaki koordinasyon ve birçok dilde sürekli iletişim.
Haftalık provalar gerçek bir birliktelik okulu oldu. Çok çeşitli müzik seviyelerine rağmen, birçoğu ilk kez polifoninin güzelliğini keşfetti ve farklı seslerden doğan uyuma hayran kaldı.
Kutlamalar bu yolun doruk noktası oldu. Katedralde, Papa’nın din adamları ve pastoral görevlilerle bir araya geldiği toplantıda, Alleluia Festivali derin bir duygu uyandırırken, Christus Vincit yepyeni bir yoğunlukla yankılandı.
Aynı gün, küçük bir grup, Credo’nun formüle edildiği yerde, anlamlı bir ekümenik tören için İznik’e gitti. Tefekkür ve kardeşlik atmosferinde, Laudate Omnes Gentes ve Ubi Caritas ilahileri, Hıristiyanların birliği için yenilenen umudu dile getirdi.
En önemli an, Türkiye’de liturjik kutlamaların genellikle kiliselerle sınırlı olduğu bir ortamda, Volkswagen Arena’da kutlanan ayin oldu; bu, Türkiye’de tarihi bir olaydı. 4000’den fazla inanan, Latin, Ermeni, Keldani ve Süryani geleneklerinden gelen 250 koro üyesinin bir araya geldiği bir ayine katıldı.
İlk kez tüm korolar birlikte şarkı söyledi; özellikle Kyrie maronite ve O Sanctissima, çeşitlilik içinde derin bir birlik içinde olan Kilise’nin görünür bir işareti oldu.
Sonunda, Apostolik Vekil Piskopos Massimiliano Palinuro’nun sözleri, yaşanan deneyimi şöyle özetledi: “gerçek bir Pentekost”.
Organizasyonun ötesinde, İstanbul’da yaşananlar derin bir manevi deneyim oldu. İnsani sınırların tam ortasında bir gerçek ortaya çıktı: Tanrı, küçüklük aracılığıyla hareket eder.
Papa’nın vaazında hatırlattığı gibi, “küçüklüğün mantığı, Kilise’nin gerçek gücüdür”. (Papa XIV. Leon’un 28 Kasım 2025 tarihinde İstanbul’daki Kutsal Ruh Katedrali’nde piskoposlar, rahipler ve pastoral görevlilerle yaptığı dua toplantısındaki vaazı)
Ve tam da bu mantık, doğaçlama bir koronun inanç, birlik ve umudun canlı bir işareti haline gelmesini sağladı.
Sr Arabell SSVM
ZAMANLARIN ÖTESİNDE BİRLİK VE SEVGİ:
MESİH’İN YERYÜZÜNDEKİ HALEFİYLE
İznik Konsilini anmak için Türkiye’ye gelen, Mesih’in yaşayan halefiyle Papa Leo ile bir arada olmak; Türk topraklarında yaşayan Hristiyanlar ve benim için kelimelerle ifade edilemeyecek bir armağandı.
İlk ziyaretini bu kutsal topraklara yapmayı nasip eden Rabbimize; bize yalnız olmadığımızı derinden hissettirdiği için minnettarım.
Her dilde yükselen dualar ve ilahiler, dünyada Mesih’in sevgisinden başka bir dil olmadığını kalplerimize bir kez daha hatırlattı.
Bölge Episkoposumuz Antuan Ilgıt’ın önderliğinde tanışma fırsatı bulmak bizim için tarifsiz bir lütuftu.
Bu güzel ülkede, Rab’bin sevgi dolu ve temiz yürekli çocuklarını bir araya toplayabilmesi için kendisinden dua ve takdislerini istedim. O da Mesih gibi hepimizi; sevgiyle, gülen gözlerle ve yorgunluğuna rağmen büyük bir şefkatle takdis etti.
Naif, içten ve sevgi dolu duruşu kalplerimize dokundu.
Oğlumun da aralarında olduğu gençler, hiç düşünmeden koşarak onun yardımında oldular. Tüm imanlı ebeveynler gibi gençler de oradaydılar; hizmetleriyle, duruşlarıyla Mesih’in geleceğimize olan umudunu bir kez daha yeşerttiler.
Rabbim; başta Papa Leo’yu, Papa Leo ile tanışmamıza vesile olan bölge Episkoposmuz Antuan Ilgıt’ı, organizasyonun gerçekleşmesini sağlayan Mons.Vartan Kazancıyan ve çalışan tüm adanmışları korusun, güçlendirsin. Rabbim yolunda yürüyen herkesi lütuflarıyla kutsasın. Amin
Erdinç, Cristina & Mert Özbay
RACHEL PAPA İLE TANIŞTI
İnsan hayatında bazı anlar vardır, bir fotoğraf karesine sığar ama yaşattığı heyecan bir ömür boyu seninle kalır. Bu an da bizim için tam olarak öyleydi.
Henüz çok küçük olan kızımız Rachel’in Papa’nın şefkatiyle kutsanması bunu kelimelere dökmek gerçekten zor. O an, yalnızca bir bebeğe uzanan bir el değil aynı zamanda aile olarak iman yolculuğumuzun ne kadar kıymetli olduğunu bize yeniden hatırlatan çok özel bir karşılaşmaydı.
Bizim için kilise sadece belli günlerde gidilen bir yer değil, hayatımızın içinde vaftizle başlayıp, büyürken de aile olurken de yanımızda olan bir yuva. Rachel’in bu kutsamayı daha hayatının en başında alması, onun Tanrı’nın sevgisiyle çevrili bir ortamda büyüdüğünü hissettiren çok güçlü bir anlam taşıyordu.
O anda şunu fark ettik: İman her zaman büyük ve süslü sözlerle anlatılmıyor. Bazen küçük bir çocuğun başına konan bir el, bir bakış ve edilen bir dua, her şeyi anlatmaya yetiyor. Biz de aile olarak bu anı, büyük bir şükranla kalbimize aldık.
Bize bu unutulmaz anları yaşamamıza vesile olan Monsenyör Antuan Ilgıt’a sonsuz teşekkürlerimizle…
Remon – Burçin & Rachel Gazali
29 Kasım 2025, Leo ailesi için çok özel bir gün
Kutsal Ayin’in saat 17.00’de İstanbul’daki Volkswagen Arena’da başlayacağını biliyorduk. Bu, İstanbul ziyareti vesilesiyle Papa Hazretleri XIV. Leo tarafından kutlanan Kutsal Ayindi.
Hikâyeyi daha iyi ve daha anlaşılır bir şekilde anlatabilmek için baştan başlayalım.
Benim adım Andrea Leo. Napoli iline bağlı bir kasabada doğdum ve on yılı aşkın bir süredir İstanbul’da yaşıyorum. Hayatımı paylaştığım, evlenmeye ve bir aile kurmaya karar verdiğimiz eşim Zeynep Leo ile bu şehirde tanıştım.
Ben Katoliğim, Zeynep ise Müslüman. İtalya’daki ailem güçlü bir Katolik geleneğine sahipken, Zeynep’in İzmir kökenli ailesi Müslüman inancının kültürü içinde yaşamış ve büyümüştür.
Evliliğimizden iki harika kızımız dünyaya geldi: Leyla Gaia 2016 yılında, Beatrice Ela ise 2017 yılında doğdu. Eşim, Katolik inancımın geleneklerini yaşamam konusunda bana her zaman tam bir özgürlük tanıdı ve bu nedenle iki kızımızı da vaftiz ettirmeye karar verdik.
İstanbul Episkoposu Sayın Monsenyör Massimiliano Palinuro ile şahsen tanışma fırsatı bulduk. Kendisi bizi İstanbul’daki Katolik cemaatine büyük bir içtenlikle kabul etti. Onun sayesinde geçen yıldan itibaren Bebek Kutsal Kalp Kilisesi’ne düzenli olarak gitmeye başladık ve kızlarımızın İlk Komünyon’a hazırlanması için katekizm’e başlamalarına karar verdik.
2025 yılında kızlarımız İlk Komünyon Sakramenti’ni aldılar.
Bir pazar ayini sırasında Bebek Kutsal Kalp Kilisesi’nin rahibi, Papa Hazretleri’nin İstanbul’u ziyaret edeceğini ve Papa tarafından kutlanacak Kutsal Ayin’e katılma imkânı olacağını duyurdu. Kızlarımız, Papa’yı canlı olarak görebilecekleri ve İstanbul’da böylesine önemli bir ayine katılabilecekleri düşüncesiyle büyük bir heyecan yaşadı. Ayrıca katekizm derslerinde Rahibe Anita’nın Papa’dan sıkça söz etmesi de bu heyecanı daha da artırdı.
Papa Hazretleri’nin gelişinden yaklaşık bir ay önce, beni kelimelerle anlatılamayacak kadar etkileyen bir telefon aldım: ailemiz, Papa’nın yöneteceği Ayin sırasında sunular alayına (offertoryum) katılmak ve birlikte sunağa çıkmak üzere seçilmişti.
Telefonu elimde tutarak adeta donup kaldım; kalbim duygu ve sevinçle doluydu. Bu haberi hemen eşimle ve kızlarımla paylaştım; hep birlikte bu büyük onurun yoğunluğunu ve derin heyecanını hissettik.
Volkswagen Arena’ya vardığımızda son derece heyecanlıydık. Papa Hazretleri’nin ziyareti sayesinde farklı kökenlerden ve farklı inanç geleneklerinden insanların bir araya gelmiş olması son derece etkileyiciydi. Ayine Ortodoks, Süryani ve Ermeni cemaatlerinden birçok kişi katılmıştı; ortam gerçek bir birlik ve kardeşlik ruhu taşıyordu.
Atmosfer sevinç, iman ve umutla doluydu. Ayin sırasında koro tarafından farklı dillerde, zaman zaman da antik dillerde seslendirilen ilahileri dinlemek son derece duygulandırıcıydı ve bu durum törene daha da görkemli bir hava kattı.
Bizi en derinden etkileyen an, sunağa doğru yapılan alay oldu. Alay boyunca mistik bir tona sahip koro sesleri bize eşlik ediyor, bu da anı daha da kutsal ve yoğun kılıyordu. Alay, farklı inanç geleneklerine mensup dört farklı aileden oluşan dört sıra hâlinde ilerliyordu.
Ailemiz, el ele tutuşarak, tam bir uyum içinde birlikte yürüdü ve bizi sunağın üzerinde kollarını açmış şekilde bekleyen Papa Hazretleri’ne doğru ilerledi. Bu duruş, sanki hepimizi kucaklayan bir sembol gibiydi. O anda Papa Hazretleri hostiyi ve sembolik olarak tüm ailemizi kutsadı.
Papa Hazretleri’nin kızlarımızı tek tek selamlayıp kutsadığı an ise özellikle çok etkileyiciydi. Kızlarımız, yaşadıkları şaşkınlık ve yoğun duygular nedeniyle Papa’ya gözleri kocaman açılmış şekilde bakıyordu.
Kutsal Ayin’in ardından birçok kişi bizi tanıyarak yanımıza geldi ve kızlarımızı büyük bir sevgiyle kucakladı; adeta Papa Hazretleri’nin o sıcak kucaklayışını sembolik olarak yanlarında götürmek ister gibiydiler.
Bu deneyimi ailece yaşamak, bize tarif edilemez bir duygu ve derin bir enerji kazandırdı. Bu anı, hayatımızın en değerli ve en anlamlı hatıraları arasında, kalbimizde daima taşıyacağız.
Andrea – Zeynep – Leyla Gaia – Beatrice Ela
GENÇLİK KOMİSYONU DENEYİMİNDEN PAPA LEO ZİYARETİ
- Ninve ÖNDER
Volkswagen Arena’da gerçekleşen Papa’nın Türkiye ziyareti, yalnızca etkinlik gününe ait bir organizasyon değil; aylar öncesinden başlayan, titizlikle planlanmış uzun bir hazırlık sürecinin sonucuydu. Katolik Gençlik Komisyonu olarak bu sürecin hem sahne önü hem de sahne arkası aşamalarında aktif rol aldık.
Sahne arkası çalışmalarımız, Arena’nın devasa yapısı nedeniyle alana hâkim olmayı ve organizasyon akışını doğru planlamayı gerektirdi. Etkinlikten günler önce mekânı tanıyarak hazırlıklarımızı bu doğrultuda şekillendirdik. O gün her şeyin hazır ve sorunsuz ilerlemesinin ardında, baştan sona yürütülen yoğun bir emek vardı.
Etkinlikte görev alan gönüllüler için hazırlanan, Papa’nın Türkiye ziyaretini simgeleyen logoya sahip sweatshirtlerin tedarik süreci Komisyon tarafından yürütüldü. Bu ürünler, gönüllüler arasında birlik duygusunu pekiştiren sembolik bir unsur oldu.
Papa Arena’ya gelmeden önce tribünlerde yerini alan yaklaşık dört bin kişi büyük bir heyecanla bekliyordu. Bu sırada hazırlanan program kapsamında, Papa’nın Türkiye ziyaretinin ve İznik’in Hristiyanlık tarihi açısından taşıdığı önemi hatırlatan bir konuşma gerçekleştirildi; amaç, bu tarihi buluşmanın manevi anlamını birlikte paylaşmaktı.
Organizasyonun en kritik başlıklarından biri lojistikti. Etkinlik günü gönüllüler ve koro üyeleriyle birlikte yaklaşık dört yüz kişilik bir ekibin, kapanan yollar ve güvenlik önlemleri nedeniyle Arena’ya ulaşımı özel bir planlama gerektirdi. Bu süreçte servislerin temel ulaşım koordinasyonunda Katolik Gençlik Komisyonu olarak aktif rol alındı; İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Bakırköy Belediyesi ile iletişime geçilerek gerekli destekler sağlandı. Sürece verdikleri katkılar için her iki belediyeye de teşekkür ederiz.
Komisyon üyeleri ve gönüllü tüm yürekler, o gün her türlü sorumluluk için hazırdı. Görev tanımlarının ötesinde, ihtiyaç duyulan her anda birbirine destek olan güçlü bir ekip ruhu hâkimdi.
Bu organizasyon, tek bir ekibin ya da tek bir karar mekanizmasının ürünü değildi. Cumhurbaşkanlığı ekibi, Volkswagen Arena’nın profesyonel organizasyon kadrosu, Katolik Gençlik Komisyonu’nun gönüllü ekibi ve İtalya’dan gelen ekip, süreç boyunca birbirleriyle sürekli iletişim ve koordinasyon içinde çalıştı. Farklı dinamiklerin, hoşgörü ve karşılıklı anlayışla uyum içinde hareket etmesi sayesinde bu etkinlik mümkün oldu. Sahne önünde sade ve akıcı görünen bu büyük buluşmanın arkasında, çok katmanlı ve titizlikle yürütülen bir koordinasyon süreci vardı; hiçbir şey göründüğü kadar basit değildi.
- Jasmin ADEM
Papa Ayini günü Volkswagen Arena’da düzenlenen organizasyonda, fuaye alanında görev alarak önemli bir sorumluluk üstlendim. Gönüllü ekiplerle birlikte fuayenin farklı noktalarına yayılarak, ziyaretçilerin ayin alanına rahat ve düzenli bir şekilde geçmelerine yardımcı olduk. Yoğun katılım nedeniyle organizasyonun ilk anlarında kısa süreli bir kalabalık yaşansa da, ekipler arasındaki güçlü iletişim ve karşılıklı destek sayesinde süreç çok kısa sürede dengelendi.
Her ne kadar görev dağılımları belirli alanlar üzerinden yapılmış olsa da, ihtiyaç duyulan her noktada birbirimize destek olarak esnek ve uyumlu bir çalışma sergiledik. Ziyaretçilere yol göstermek, sorularını yanıtlamak ve fuaye düzenini korumak konusunda herkes ortak bir sorumluluk duygusuyla hareket etti. Bu dayanışma, organizasyonun huzurlu bir şekilde ilerlemesine büyük katkı sağladı.
Günün sonunda ortaya çıkan tablo, sadece başarılı bir organizasyonu değil; aynı zamanda birlikte hareket etmenin, paylaşmanın ve gönüllü olarak hizmet etmenin verdiği anlamlı duyguyu da yansıtıyordu. Yoğunluğun içinde hissedilen heyecan ve görevini layıkıyla yerine getirmenin getirdiği tatlı gurur, bu özel günü unutulmaz kılan en değerli anlar arasında yer aldı.
- Victor YÜKLEN
Katolik Gençlik Komisyonu olarak sorumluluğunu almış olduğumuz Papa 14. Leo’nun Volkswagen Arena’da ki kutsal ayini bizim için unutulmaz bir deneyimdi.
Ağustos ayında 80 Hristiyan genç ile yapmış olduğumuz Roma Gençler Jübilesi hacılığından aldığımız güç ile bu vazife de bizlere verildi.
Bu heyecanı anlatmadan önce sorumlu Ruhanimiz Monsenyör Vartan ve sorumlu Pederimiz Peder Jacly Doyen’e teşekkür etmek istiyorum, bu zor yolculukta onların yönlendirmeleri bizleri her zaman daha da güçlendirdi!
Biz Arena’da sadece Katolik Gençlik Komisyonu olarak değil aynı zamanda ortaya koyduğumuz 90 kişilik gönüllü kadromuzla, aynı Papa 14. Leo’nun, İznik’te olduğu gibi Ekümenik bir buluşmaya vesile olduk. Gönüllülerimiz bütün cemaatlerden ve kiliselerden vardılar. Bizler için çok değerli olan bu etkinlik, onlar için de öyle oldu. Bu birlikteliği bizler de kilisenin gençleri olarak hep birlikte yaptık. Bu etkinliğin en unutulmaz anlarından biri benim için Papa’nın yanında ona mikrofon tutma ayrıcalığıydı. Tarif edilemez ve belki de hayatımda bir kere yaşayabileceğim deneyimdi. Arena hazırlıkları müthiş bir çaba ve koordinasyonun eseriydi. Komisyon olarak bütün görevleri paylaşarak ve herkes tam bir sorumluluk içinde yaptı. Bu tip bir organizasyonu ilk defa yaptığımız için bazı hatalar elbette ki olmuştur, kırgınlıklar fakat günün sonunda yaklaşık 4.000 kişiye unutulamaz anlar yaşattığımızı düşünüyorum. Altar’ı yapan Nora arkadaşımız da bu kısa süreliğine komisyonun parçası gibi oldu, hep birlikte aynı Mesih İsa’nın istediği şekilde birlik içinde kilise için çalıştık. Tabii ki bu güzel organizasyonun olmazsa olmazı bizlere destek çıkan kişilerdi. Arena hazırlıkları öncesinde unutmadan Cumhurbaşkanlığına da teşekkür etmek isterim, bizlere her konuda destek ve yardımcı oldular. Aynı zamanda Arena da ki sorumlu kişiler de bizlere yönlendirme ve hazırlanma sürecinde çok destek oldular. Fakat unutmadan, Komisyonun Başkanı olarak, altar da görev aldığım için Arena hazırlık sürecinin başkanlık görevini üstlenen kuzenim Yusufcan Araz’a çok çok teşekkür ederim! O olmasaydı bu organizasyon zor olurdu. Umarım Papa 14. Leo’nun İstanbul’a bu gelişi bütün dünya için barış ve kilisemiz için tam bir birliğe vesile olur!
- Nora HİSARLI
Papa’nın İstanbul’a geleceğinin netleşmesiyle birlikte, etkinlik kapsamında Mons. Vartan Kazancıyan projeyi üstlenmemi teklif etti. Ben de büyük bir mutluluk ve aynı zamanda büyük bir sorumluluk duygusuyla bu görevi kabul ettim. Ardından yoğun bir toplantı ve tasarım sürecine girdik; her adımı dikkatle ele aldığımız, çok katmanlı bir hazırlık dönemi oldu. Tasarımın netleşip onaylanmasının ardından ise bu kez Doğuş Holding’in organizasyon ekibiyle toplantılarımız başladı. Onların da en az bizim kadar heyecanlı oluşu ve tüm taleplerimizi hayata geçirmek için gösterdikleri çaba, bu sürecin en kıymetli parçalarından biriydi.
Sahnenin inşası, Volkswagen Arena ve Doğuş Holding ekipleri tarafından, benim de sürekli sahada olduğum, titizlikle yürütülen bir süreçle tamamlandı. Her bir detayda, yalnızca teknik bir kurgu değil, aynı zamanda ruhani bir atmosfer inşa etmeye çalıştık.
Tasarımın ana fikrinden bahsetmek gerekirse; endüstriyel bir arena mekânının içinde, sade ama güçlü bir kilise atmosferi oluşturmayı hedefledim. Sahnenin arkasındaki üç büyük kemer formu, geleneksel bir bazilikadaki nef kurgusuna soyut bir gönderme niteliğinde. Ortadaki kemeri daha baskın tutarak, haçın ve altarın konumlandığı ana aksı vurguladım. Ayine katılanların kendilerini bir konser salonunda değil, gerçekten bir kilisede hissetmeleri, benim için en önemli hedeflerden biriydi.
Genel kompozisyonda çok sakin, düz bir zemin tercih ettim; dekoratif yükü azaltarak hem gözü yormayan hem de Papa’nın varlığının ve kutsal ayinin merkezde kalabildiği bir sahne kurgulamak istedim. Tasarımın, ne Papa’nın ne de Ayin’in önüne geçmesine izin vermemek benim için temel bir prensipti.
Haç, sahne tasarımının merkezinde ve en güçlü sembolü olarak konumlanıyor. Arkasındaki dikey LED çizgiler, bir yandan birlik ve cemaat duygusunu, diğer yandan göğe doğru yükselişi simgeliyor; Papa’nın İstanbul’a “barış” mesajıyla gelişini görsel olarak destekleyen, sade ama anlam yüklü bir dil kuruyor. Işığı, yalnızca dekoratif bir unsur gibi değil, formun ayrılmaz bir parçası olarak kullanmaya çalıştım; temiz, sakin ama sahneyi taşıyacak kadar güçlü bir ifade oluşturmak hedefimdi.
Ayrıca, o gün hiçbir karşılık beklemeden canla başla çalışan, kriz anlarında dahi sükûnet ve zarafetlerini koruyan gönüllü arkadaşlarımızın görünmeyen emeği, bu kutsal buluşmanın gerçek omurgasını oluşturdu.
Papa ile birebir görüşme fırsatım olacağını öğrendiğimde, tarihimizi ve kültürel mirasımızı da bu buluşmaya dahil edebilmenin yollarını düşündüm. Özellikle sahneyi tasarlayan kişi olarak, Balyan ailesinden bahsedebilmek ve onlar için hazırlanmış kitapları Papa’nın kütüphanesine kazandırabilmek benim için çok önemliydi. Bu fikri HayCar yönetim kurulu başkanımıza ve değerli yönetim kurulu üyelerimize ilettiğimde, büyük bir memnuniyetle desteklemeleri beni ayrıca mutlu etti.
Sadece Balyanlar hakkında hazırlanan kitapları değil, aynı zamanda Vatikan’dan gelen kardinallere Hrant Dink Vakfı’nın yayımladığı Batılılaşan İstanbul’un Ermeni Mimarları kitabını hediye etme imkânına sahip olmak da bizim için çok kıymetliydi. Böylece bu tarihi buluşma, yalnızca bugüne ait bir an olmanın ötesine geçerek, ortak hafızamıza ve kültürel mirasımıza küçük de olsa kalıcı bir katkı sunmuş oldu.
29 Kasım’da bu Kutsal Ayinin en güzel ve güvenli şekilde gerçekleşmesinde Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere Doğuş Holding ve Volkswagen Arena’ya gönülden teşekkür ederim.
DEĞERLİ BİR ARMAĞAN!
Episkopal Konferansın (CET), Türkiye’deki tarihi İstanbul ziyareti sırasında Kadasetli Papa Leo XIV için tercümanlık yapmamı istemesiyle bana duyduğu güven ve sunduğu son derece kıymetli fırsat için hâlâ derin bir minnettarlık duyuyorum.
Bu, Kilise’ye, Papa’ya yakın olmanın verdiği ayrıcalıkla, onun en evrensel ifadesi içinde küçük bir hizmet sunma bakımından eşsiz bir fırsattı.
Papa Hazretleriyle birlikte Kilise’yle, Allah’ın halkıyla ve en geniş şekilde sivil toplumla yaşadığımız günleri yeniden düşündüğümde, böyle bir olayın önemini belki de hâlâ yeterince idrak edemediğimizi söylüyorum kendime.
Papa Leo’nun farklı kitlelere yönelttiği her konuşma çok derindi ve bu topraklardaki biz Hristiyanlar tarafından yaşandığı takdirde önemli dönüşüm, içsel yenilenme, sonuçları doğuracaktır.
Bana gelince, her söz üzerinde düşünmeye ve günlük hayatta uygulamaya çağrılıyorum. Kişisel olarak, imanımda teyit edildiğimi ve güçlendirildiğimi hissediyorum.
Kadasetli Papa’nın karşılaştığı her kişi karşısında ona verdiği önem ve dikkat beni derinden etkiledi.
Papa XIV’üncü Leo’nun katılma ayrıcalığına sahip olduğum İstanbul’daki ilk özel ayinindeki vaazında aktardığı Kutsal Yazı’dan şu sözleri çok kıymetli buluyorum: “Başınızı kaldırın, doğrulun, barış ve umut krallığı için yaşayın.” Bu sözler, Türkiye ve Lübnan’a yaptığı ilk havarisel yolculuğu için benimsediği sloganı da yeniden hatırlatıyordu.
Dileğim Papa’yı dinleyen ve Kendisiyle karşılaşan her bireyin kalbinde beliren lütufları Kutsal Ruh pekiştirsin.
Kilisenin Annesi olan Meryem niyetlerimize sadık kalmamıza yardımcı olsun ; herkesi ve her şeyi korusun. Bu topraklarda yaşayan, buna canlı tanıklık eden atalarımız gibi, tüm Kilise’yle birlikte İsa’ya sadakatten doğan ışığın taşıyıcıları olabilelim.
Nilgün Türkcan, Focolarina – Süryani Katolik Kilisesi
Foto: Lüsin Aurora
SAT-7 KANALI STÜDYOSUNDAN PAPA LEONE’NUN ZİYARETİ
Cuma sabahı, bir gün önce Ankara’da Papa’nın tercümanlık görevini tamamladıktan sonra (korkularıma rağmen Tanrı’nın yardımıyla ciddi hatalar yapmadan oldukça iyi geçti), yolculuğun yorgunluğunu hâlâ üzerimde hissederek SAT-7 Türk stüdyolarına vardığımda, yeni bir maceranın başladığından hiçbir haberim yoktu…
Ama gerçekten çok güzel bir maceraydı. Üç gün boyunca, günde 13 saatten fazla canlı yayında, SAT-7’nin değerli ekibi sayesinde Papa’nın yolculuğunun neredeyse her adımını takip edebildik. Daha da güzeli, onun mesajlarını yalnızca etkinliklere bizzat katılabilenlere değil, ilgilenen herkese ulaştırma imkânı bulduk. Yorumcular ve moderatörler olarak ekran önünde görünen kişiler bizdik, ancak kamera arkasında çalışan çok sayıda insan vardı.
Papa’nın “kardeşlerini güçlendirme” (bkz. Luka 22:32) görevine bu şekilde küçük bir katkı sunabilmek, yorgunluğa, son dakika belirsizliklerine ve “Beş saattir Papa hakkında konuşuyoruz, daha ne söyleyebiliriz?” gibi düşüncelere rağmen büyük bir onurdu. Gücümüzün tükendiğini hissettiğimiz zor anlarda ise Kutsal Ruh yardımını bizden esirgemedi.
Türkiye’deki Hristiyanlar olarak, yalnızca bu önemli vesilede değil, yıl boyunca iman yolculuğumuzda bizi teşvik eden pek çok farklı program sunan SAT-7 Türk ekibine gerçekten teşekkür borçluyuz.
SAT-7 Türk yayınları uydu üzerinden (Turksat 4A 42° Batı 12264 V 27500) izlenebilir; Papa’ya ait olanlar da dahil olmak üzere birçok video YouTube kanalında mevcuttur (https://www.youtube.com/@sat7turk).
P.Severin Hörmann
Fotoğraf: Instagram Vatican News
