BUNU BENİ ANMAK İÇİN YAPINIZ: EFKARİSTİYA LİTÜRJİSİ 

Söz Litürjisi’nde Rab’bin Sözü’nden beslendikten sonra, duada bir araya gelen Kilise, Efkaristiya Litürjisi’ni yaşar. Kutsal Ayinin bu ikinci temel bölümü İsa’nın Son Akşam Yemeğinde gerçekleştirdiği eylemlere dayanır: ekmeği ve şarabı aldı, şükretti, ekmeği böldü. Ekmeği ve şarabı öğrencilerine verdi, böylece onlar da yiyip içebildiler. Dolayısıyla bu, bize “bunu beni anmak için yapın” diyen kişiyle birlikteliğin ve ona itaatin bir işaretidir.

Bazı durumlarda, Efkaristiya ayini özel bir süreçle başlar: Temel besin olan ekmeği, insan yüreğine sevinç veren şarabı ve şarapla birleşerek, Efkaristiyayı kutlayan Rab ile insanın birleşmesini simgeleyen suyu taşıyan imanlılar alayı, hep birlikte sunağa yürürler.  Bu tören alayı, ilk Hıristiyanlar tarafından zaten gerçekleştirilmiş olan ve en azından Pazar günleri ve daha ciddi kutlamalarda ihmal edilmemesi gerektiğine inandığım çok eski bir işarettir. Bu alay, tüm evrenin Tanrı’nın kurtarma işine dâhil olduğu gerçeğini ifade eder. Özellikle insan, çalışmaları ve armağanlarıyla Rab’bin işbirlikçisi olmaya çağrılır.

Bu sunular getirilip sunulduktan sonra, “Giriş”in ardından büyük Efkaristiya duası başlar. Yapılan bu dua, Kilise’nin ve dünyanın tarihinde yaptığı ve yapmaya devam ettiği işler için bizi Rab’be şükretmeye çağıran çok önemli bir metindir. Bize, şükretmenin doğru ve iyi olduğunu, aynı zamanda görevimiz ve kurtuluşumuzun kaynağı olduğunu da hatırlatır. 

Bu, bizi Ayin’in en önemli anına bizi götürür: Ayini kutlayan kişi, ellerini uzatarak dua eder ve Kutsal Ruh’u çağırır. Ardından İsa’nın Son Akşam Yemeği’nde söylediği sözleri tekrar eder. Bu sözlerin söylenmesi ile artık orada bulunan, ekmek ve şarap değildir. Orada İsa gerçekten mevcuttur! Ve biz buna gördüğümüz için değil, o söylediği için inanıyoruz. Kardeşler! Size yalvarıyorum, rahip takdis edilmiş ekmeği ve şarabı kaldırdığında başımız eğip gözlerimizi kapatmayalım, tam tersine dikkatle onlara bakalım: O İsa’dır. Gözlerimizi O’ndan ayırmayalım! Kalplerimizi O’nun kalbi ile birleştirelim!   

Ardından ayini yöneten rahip, Efkaristiya sofrasına katılan herkesin tek bir beden ve tek bir ruh haline gelebilmesi için Kutsal Ruh’u ikinci kez çağırır. Eğer Efkaristiya’ya katıldığımız halde birliği içimizde hissetmez ve her şeye rağmen birbirimizi sevmeyi öğrenmezsek, sadece tiyatro yapmış, ama İsa’nın Paskalya’sını kutlamamış oluruz.

Ardından Efkaristiya’da kutlanan kurtuluşun Kilise’de, dünyada, ölmüş olan imanlılara ve her insana yayılmasını istemek için bazı özel dualar gelir.  

Ayinin bu bölümünde uygun duruş, diz çökmek olacaktır. Bu, derin bir gerçekliğin duruşudur: insanın Rab’bin huzurunda duyduğu huşuyu ve içten gelen tapınma ve sevinci ifade eder. 

Efkaristiya litürjisinin yeri, sunaktır. Sunak, Peder ile bizi barıştırmak için İsa’nın kendini kurban etmeyi sürdürdüğü Golgota’dır. Burası Peder’in çocuklarını etrafında toplayarak birliği, komünyonu oluşturduğu sofradır. Bu nedenle onu öperek, saygı göstererek ve tütsüleyerek hürmet ederiz: sunak İsa’nın bir işaretidir, tüm Kilise’nin üzerine kurulduğu kayadır.

Yazan: P. Alessandro Amprino, Izmir

Foto: Philippe Lissac

Çeviren: Şule Rogenbuke, CET Basın Bürosu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir