KONYA AZİZ PAVLUS KİLİSESİ

Aziz Pavlus, İncil’i ilan etmek üzere Küçük Asya’ya yaptığı ilk yolculuğu sırasında Iconium’a (bugün Konya) varmış ve Lidya’nın bu şehrine vardıktan sonra – Anadolu platosunda bugünkü Türkiye’nin kalbinde – Müjde’yi vaaz etmiş; Yahudi olmayanların Havarisi ateşli bir Hıristiyan topluluğunun doğmasına neden olmuştur. Ayrılmak zorunda kalsa da bu topluluğu terk etmemiş ve tekrar tekrar geri dönerek (Havarilerin İşleri 14, 21) onları teşvik etmiş ve öğüt vermiştir.

Bugün Konya’da Aziz Pavlus’un anısı, kendisine adanmış kilise sayesinde hala yaşamaktadır.  Demiryolu inşaatında on yıllar boyunca burada çalışan Fransız işçilerin ailelerine yardım eden Assomptionist Pederler tarafından 1910 yılında inşa edilen güzel bir neo-Gotik cepheye sahip olan kilise, şehirde yıkılan ya da camiye dönüştürülen çok sayıda kiliseden hayatta kalan tek yapıdır.

Aslen Konya ve çevresinden olan Azize Tekla ve Aziz Timoteus da burada anılmaktadır.

Tekla aslında Iconium’da doğmuş, Havari’nin bildirisi sayesinde Mesih’e iman etmiş ve uğradığı çeşitli zulümlere rağmen tüm hayatını Rab İsa Mesih’in sevgisi uğruna Allah’a adamıştır. Aziz Ambrosius tarafından övülen ve bakireliğin bir modeli olarak sunulan Tekla, eskiden kendisine adanmış olan Milano Katedrali’nde saygı görmekte ve 23 Eylül’de görkemli bir ayinle kutlanmaktadır.

Onunla birlikte, Konya’ya sadece 40 km uzaklıktaki küçük bir kasaba olan Listra’nın yerlisi olan Timoteus, Iconium Hıristiyanları tarafından tanınan ve saygı duyulan bir öğrenciydi (Elçilerin İşleri 16,1-2); onu bir yol arkadaşı ve daha sonra Efes’te bir episkopos olarak isteyen Aziz Pavlus, ona iki önemli mektup gönderdi.

Bu azizler, Iconium Kilisesi’ni ilk yüzyıllarda görkemli kılan uzun bir azizler ve şehitler zincirini temsil etmektedir.

Bu nedenle Aziz Pavlus Kilisesi bugün, İzmir Başepiskoposluğu’nun en uç noktasında yer alan metropolün kalbinde, ancak Yahudi olmayanların Havarisi tarafından müjdelenen, Kilise’nin Kutsal Toprakları olarak kabul edilen ve tam da bu nedenle dünyanın dört bir yanından gelen çok sayıda hacı grubunun uğrak yeri olan geniş bir bölgenin merkezinde, değerli bir dini varlıktır. Burada birçok dilde dua edip Efkaristiya ayinini kutluyorlar ve böylece bu eski taşların arasında, zaman ve mekan içinde Kilise’nin evrenselliğine tanıklık eden canlı taşlar haline geliyorlar.

Tavodo (Trento – İtalya) İsa’nın Diriliş Kardeşliği’nden iki rahibe, 27 yılı aşkın bir süredir bu kiliseyi büyük bir sadakat ve gayretle ayakta tutmuş ve onlar sayesinde sadece hacılar değil, şehirde yaşayan Hıristiyanlar da Yaşamın Rab’bi ve Efendisi İsa’ya dua edebilmiştir.

Ocak 2022’de Konya’dan ayrılmalarının ardından, Milano Başepiskoposluğu tarafından Fidei Donum olarak gönderilen, Ordo Virginum Ambrosiana olarak kutsanmış Mariagrazia Zambon, şu anda Türklerden ve yabancılardan, özellikle de Afrikalılardan ve İranlılardan oluşan küçük cemaatin toplanmaya devam ettiği bu kilisedeki pastoral çalışmalarına özveriyle devam ediyor. Hristiyan olmayan bir dünyada tanıklık vererek inancını paylaşırken, çok çeşitli görevler üstleniyor ve benzersiz, önemli ve değerli hizmeti ile bu Kilise’nin varlığını canlı tutuyor. 

İki buçuk milyon nüfuslu bu metropolde, çok farklı duygu ve beklentilerle gelen tüm insanlar; diğer inançlardan kişiler, inananlar veya inanmayanlar, gnostikler, deistler veya ateistler, uzaktan ve yakından gelenler için kilisenin kapısı daima açıktır. Burada herkes için bir açıklama veya teselli sözü ya da sadece dinlemeye ve karşılamaya açık kulaklar vardır, burada herkese hoş ve teselli veren bir yer sunarak ve önyargının engelleri yıkılmaktadır. 

Bu nedenle, Papa Franciscus’un da sık sık vurguladığı gibi, her zaman birçok din ve kültürün önemli bir kavşağı olmuş olan Ortadoğu’nun bu şehrinde, ‘şüpheleri, sorunları ve umutlarıyla her bir insana kapıları açan ve alan oluşturan bir mahalli kilise’ yaşamaya çalışıyoruz. Kimseyi dışarda bırakmadan, herkes Allah’ın kalbindedir ve dolayısıyla Kilise’nin de kalbindedir’ (Christus Vivit).

Bugün Aziz Pavlus’un, kendisine adanmış kilisenin eşiğinde, Mevlâna’nın (İranlı mistik, dervişlerin kurucusu, türbesi bu şehirde saygı gören) sözlerini kullanmanın güzel olacağını düşünüyor ve yanlış anlaşılmayacağını umuyorum: ‘Gel, kim olursan ol gel, hayalperest, adanmış, gezgin, fark etmez. Binlerce kez yeminini bozmuş olsan da gel. Gel, gel, her şeye rağmen gel.

Artık ne Yahudi ne Grek, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı var. Hepiniz Mesih İsa’da birsiniz. Eğer Mesih’e aitseniz, İbrahim’in soyundansınız, vaade göre de mirasçısınız.” (Galatyalılar 3,28-29). İsa’nın Allah’ı ile tanışmak için eşiği geçme davetini kabul etmek yeterlidir. Kutsal Ruh yürekleri nasıl aydınlatacağını ve ısıtacağını bilecektir.

 Yazan: Mariagrazia Zambon, Ordo Virginum

Fotoğraflar: Nathalie Ritzmann

Çeviren: Şule Rogenbuke, CET Basın Bürosu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir