29 Eylül Pazar günü, İstanbul Aziz Vincent Ailesi, koruyucu azizleri Aziz Vincent de Paul’ün bayramını Karaköy’de ki Sen Jorj Kilisesi’nde, Hayırseverliğin Kızları Rahibeleri (Sœurs Filles de la Charité), Aziz Vincent de Paul Cemiyeti üyeleri ve dostları ve Başpederi Alexander Jernej tarafından temsil edilen Lazaristler eşliğinde kutladı. Sen Jorj kilisesi, Nişantaşı’nın Sen Paul Alman cemaati ve Kreuzkirche Protestan cemaatinin de katılımıyla bu kutlama için gelen çok sayıda misafiri de ağırladı. Almanca, Türkçe ve İngilizce olarak çok dilli olan törenin ilahilerini Dominiken peder Claudio Monge (Sen Jorj kilisesi resmi olarak Dominiken cemaatinin bir parçasıdır), kilise koro üyeleri ve dört sesli bir toplulukla birlikte müzikal olarak yönetti.

Anadolu’nun yardımcı Episkoposu Mgr Ilgit, şenlikli cemaatle birlikte kutlama yaptı. Bir Cizvit ve rahip olarak, Napoli yakınlarındaki bir Lazarist cemaatinde sık sık ayin düzenlemişti. Mgr Antuan’ın İtalya’da tanıdığı ve geçen yıl Kasım ayında episkoposluk atama ayinine katılmış olan iki İtalyan Lazarist de kutlama için geldiler. Episkopos Antuan’ın vaazı, kendisinin de Aziz Vincent’ı tanıdığını açıkça ortaya koydu. Aziz Papa II. Yuhanna Pavlus’un Aziz Vincent de Paul hakkındaki sözlerinden alıntı yaptı: “Azizler doğmaz. Kişi uzun, zorlu ve düzenli bir dönüşüm, pişmanlık ve arınma yolculuğuyla aziz olur. Aziz olmak, ömür boyu süren bir bağlılık ve çaba gerektiren güç bir süreçtir”. Kendisi de kutsallığa giden yolun farkında olan Aziz Vincent şöyle demiştir: “Kutsallığa bir anda değil, yavaş yavaş, nezaketle ve sabırla, tekrarlanan eylemlerle ulaşılır. Bu nedenle ona doğru küçük adımlar atmaktan hoşnut olmalıyız, hepsini birden yapıyormuş gibi davranmadan, çünkü bu çok uzun zaman alır…”
Episkopos Ilgıt daha sonra hepimizin çağrıldığı kutsallık yolunda üç önemli noktanın altını çizdi:
1. Bu yol temelde İsa Mesih ile uyum içinde olmaktır. Aziz Vincent bize şöyle der: “Eğer bir kişi kendi mükemmelliği üzerinde çalışmak istiyorsa, İsa Mesih’in Ruhunu kendine çekmesi gerekmektedir…”. Bu kendiliğinden, kendi gücümüzle değil, kendimizi Kutsal Ruh’a bıraktığımızda gerçekleşir: “Kendimizi Rabbimizin Ruhuna bırakmalıyız. Bize kendi damgasını ve karakterini aşılaması gereken Rab’bin kendisidir…”
2. İsa ile uyum, Tanrı’nın iradesine uymayı gerektirir. Aziz Vincent, Allah’ın yol boyunca kendisine verdiği işaretleri yorumlamayı ve onları takip etmeyi, bazen acı veren kişisel deneyimlerle öğrendi ve “mükemmelliğin kendinden geçmekten değil, Allah’ın isteğini iyi yapmaktan ibaret olduğuna” ikna oldu. Gerçekten de Aziz Vincent kendini tamamen Tanrı’nın takdirine bırakmıştı. Aziz şöyle derdi: “İlahi takdiri adım adım takip etmeliyiz, asla onun önüne geçmeden”, “yavaş yavaş acele etmeliyiz”.
3. Hayırseverlik içinde yaşadığımızda Tanrı’nın isteğini yerine getirmiş oluruz. Yoksullarla tanışmak Aziz Vincent’ı dönüştürdü. Onun kalbinde yer bulmayan maddi ya da manevi hiçbir sefalet yoktur. Yoksullar için tutkuyla yanıyordu, ama bu imandan doğan bir tutkuydu: yoksullar İsa Mesih’in kutsallığıdır, onlarda İsa Mesih yaşamda temsil edilir; yoksullara hizmet ederek İsa Mesih’e hizmet etmiş oluruz.
Episkopos Antuan, Aziz Vincent’ı risk alma cesaretine sahip, kendini verme ve kendinden verme gücüne sahip, kutsallığıyla birçok insana kutsallık getiren ve insanlığın gerçek kurtuluşu için çalışmak isteyen herkese örnek olan biri olarak tanımladı.
Saint Georges cemaati olarak, Aziz Vincent örneğinin sadece onun yortu gününü kutladığımızda değil, bugün de geniş bir etki yaratmaya devam ettiği için minnettarız.
Makale ve resimler : P. Alexander Jernej CM
