BİNALARI PAYLAŞMAKTAN BEDENDE PAYLAŞMAYA DOĞRU: 

İSTANBUL VE YAŞANAN EKÜMENİZM 

Sadece Türkiye’deki Katolik Kilisesi’nin değil fakat ülkemizde yaşayan farklı mezheplerden Hristiyanların ortak yaşamına dair gelişmeleri içeren iki haber bulunuyor. Her biri çok önemli olan bu iki haberi vermeden önce, ilk satırlarda küçük bir konuya izninizle değinmek istiyorum. 

Katolik Kilisesi iman ikrarında ve Allah’ın Sözü’ne sadakatinde tek’tir. Ancak Hristiyanlığın başlangıcından bu yana gelenekleri ile çeşitlilik içindedir. Türkiye’deki “Katolik Kilisesi” ve “Katolik Kiliseleri” arasında kesin bir ifade tercihi yapılamasa da her ikisinin de aynı gerçekliği ifade ettiğini kabul etmeliyiz. Tıpkı iki kıtayı birbirinden ayıran ama her şeyin ötesinde birleştiren Boğaz gibi.

Gerçekten de İstanbul Boğazı’nın iki kıtayı birbirinden ayırdığı söylenir. Ancak biz daha ileri gidiyor ve Boğaz’ın Avrupa ile Asya’yı birleştirdiğini ileri sürüyoruz; Boğaz’ın iki yakasında kalan ve Boğaz’ın ikiye böldüğü ya da birleştirdiği bu şehir, iki kıta arasında bir bağlantı görevi görüyor. Bu durumun edebi bir şekilde şiirsel bir anlatımla tasvirini yapabiliriz.  

Aslında İstanbul’da yaşayan biri olarak şehrin ne Avrupalı ne de Asyalı olduğunu fark ettim. Aslında İstanbul, tarihin Konstantinopolis’i, Roma’nın Doğu’daki mührüdür. Coğrafi olarak hem Roma İmparatorluğunun başkenti hem de tarihi Levant’ın yakınında olmasına rağmen Orta Doğu’nun başkenti olduğu düşünülebilir. Aynı anda hem bölünmüş hem birleşmiş olan bu şehir tarihin sayfalarına tanıklık ederken bir yandan Doğu müziği her yere yayılır, diğer yanda Avrupa renkleri gözleri doldurur ve Asya’nın çiçek ve baharatları kokularını saçar. 

Gerçek Hristiyan hayatının havariliğini yansıtan bu kültürde, bir havari olarak yaşamak, İncil’in görevlisi olarak yaşamaktan daha büyük etkiye sahiptir. 

Şimdi Türkiye’deki Katolik Kiliselerinin kilise binaları ve ülkede yaşayan çeşitli mezheplerden Hristiyanların yaşamlarını ilgilendiren iki habere gelelim. 

İlk haber, Çankaya’daki Santa Maria Kilisesinin Minör Fransisken Tarikatı (ofm) tarafından İzmir Ortodoks cemaati ve İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’ne tahsis etmesi hakkında. 2023 Mayıs sayılı Présence dergisinin 19. Sayfasında yer alan makalede yazar, “Fransisken Tarikatı ve Katolik Kilisesi açısından gerçekten cömert bir hareket” diyor.  

Bir diğer haber de İstanbul Ermeni Katolik Episkoposluğu’nun 2023/5 tarihli Gamurç dergisinin 54. Sayfasında yer alıyor İstanbul Karaköy’deki Ermeni Katolik Kilisesi Surp Pırgiç’ (Aziz Kurtarıcı) şehirdeki Kıpti Ortodoks cemaatine verdiği kısmî (Pazar günleri) ama son derece önemli imtiyaz haberi. Bir başka jest de artık bunların sadece bir imtiyaz değil, gerçek bir paylaşım olduğunu ifade etmemize olanak tanıyor. 

Göksel Güvey, Beden Alan Söz ile birliğe giden yolda bu tür paylaşımlar dev adımlar gibi görünebilir; ancak sevgi ve evlilik birliği zihniyetinde düşünüldüğünde cüce adımlar olarak kalırlar. 

P. Vartan Kirakos Kazanjian

Çeviri: Şule Rogenbuke

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir